AK Parti’nin imam vekili: Kürt meselesinde bütün duvarları yıktık
AMİDA HABER - AK Parti’nin imam Milletvekili Mehmet Sait Yaz. Diyarbakır’da Ulucami imamı olarak tanınıyor. TRT Kurdî de yaptığı Kürtçe programdan dolayı da ekranlara aşina bir vekil. Devlet Bahçeli’nin “tokalaşması” ile başlayan, PKK mensuplarının silah bırakması ile devam eden süreçte kurulan Meclis Komisyonu’nda yer aldı.

Hem imam hem Kürt hem de AK Parti milletvekili olarak görev aldığı komisyonda neler konuşuldu?
Kürtçe eğitim gündeme geldi mi?
Selahattin Demirtaş’ın durumu ne olacak?
Abdullah Öcalan serbest bırakılacak mı?
Sait Yaz sorularımızı yanıtladı.
Yeni süreç başladı, Meclis’te komisyon kuruldu, rapor hazırlandı. Ancak raporun beklenen önerileri içermemesi, eleştiri konusu oldu. Biraz anlatır mısınız o süreci?
Cumhuriyetten bu yana çok sıkıntılar geçirdi bu halk. İstiklal Mahkemeleri, Şark Islahat Fermanları, tehcir olayları, sürgünler, çatışmalar, kavgalar, idamlar… Cumhuriyeti yönetenler ilk etapta iyi yönetemediği, kardeşliği ortaya koyamadığı, bir ırk, bir milliyet üzerinden gittiği için -belki bu İngiltere'nin bir projesiydi, belki de öyle yapma gereği duydular- karmakarışık bir ortam oldu. İsyanlar oldu. Yaklaşık 19 tane veya 21 tane Kürt isyanına şahit oluyoruz bu mıntıkada. Gittik, geldik, dolaştık. En son isyan PKK'nın isyanı oldu. PKK'yla da bu bölgede gerçekten sıkıntılar zirveye çıktı. Hem Kürtler hem Türkler hem devlet hem millet hem halk ciddi bir sıkıntı yaşadı. En sonunda kaçınılmaz bir şey kardeşlik, dayanışma, barış ve istikrar söz konusu oldu. Meclis’te bir komisyonun kurulmasına karar verildi. Bölgemizi temsilen o komisyonda ben de bir üyeydim. 6-7 partiden müteşekkil bir komisyon kuruldu.

Sizin dışınızda kaç Kürt vekil vardı?
En az 10 tane Kürt milletvekili vardı orada. Komisyon iyi niyetle kuruldu. Birileri itibar etmedi, masanın bir gün devrileceğini sürekli dile getiriyorlardı. Hatta bazı partiler buna müdahil olmadı, vekil vermedi. Yanıldılar. Süreç ilk baştan son güne kadar olumlu gitti. Hiçbir gün sataşma olmadı. Hiçbir gün kargaşa olmadı. Milletvekillerin kendi aralarında yaptığı konuşma ve görüşmelerde de olmadı.

Batman’dan gelen heyetin konuşması sırasında bir gerginlik olmuştu…
Biz 137 kişi ve kuruluş davet ettik. Ve her düşünceden, her bölgeden, her iklimden insanlar geldi. HÜDAPAR, İttihad- Ulema yetkilisinin yaptığı bir konuşma biraz ortalığı gerdi. Bence ona da gerek yoktu. Maziye dönmeye gerek yok. Çünkü bir barış süreci var. Zamanın ruhu, zamanın dili, zamanın aklını kullanmak lazım. Biz maziye gidersek zaten bir araya gelemeyiz. Onları karıştırırsak zaten sulh-u sükuneti bulmamız mümkün değil.

Peki neler konuşuldu, anadilde eğitim, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması gündeme geldi mi mesela?
Ana dilde eğitimi dile getiren çok kişi ve kuruluş oldu. Cumartesi anneleri mesela… Diyarbakır annelerine, şehit ailelerine, askerlerden, polislerden, koruculardan tutun üniversite hocalarından, bu alanda ihtisas yapmış olan insanların düşüncelerinden tutun çok uç fikirler de ortaya konuldu. Öcalan'ın serbest bırakılmasından tutun, anadilde eğitime kadar, her şey konuşuldu. Bu tür şeyleri dışarıdan gelenler konuştu. Oradaki komisyon üyeleri değil. Beklenenin de çok çok ötesinde bir konsensüs oluştu. 50 milletvekilinden iki tanesi ret kullandı. Bir tane de CHP'den Tahir Elçi'nin eşi çekimser kaldı.
DEM Parti bazı bölümlere ‘şerh’ koyduğunu açıklamıştı…
O şerh raporlara girmedi. Ama kişisel düşüncelerini ifade etmek, Meclisin arşivine kaydedilmek üzere bazı çekinceler koydular. Yani şerh de denilmez. Bazı noktalarda çekincelerini ortaya koydular. Onun dışında bir ittifakla çıktı. Şu anda rapor Meclis Başkanı’nın masasında. Kısa bir zamanda bu parlamentoya gelir ve bunun üzerinde görüşmeler, konuşmalar yapılır. İşin iki ayağı var. Bir işin hukuki süreci, ondan sonra demokratikleşme ayağı.
Geçmiş yıllarda da benzer süreçler oldu ama akamete uğradı. Bu sefer umutlu musunuz?
Ben umutluyum. Kürt sorununu, çözebilmenin çok ötesine geçtik. Bu sorunu tamamen çözdük demiyorum. Ama çözülmesi için, çözüme engel olan bütün duvarları yıktık. Cumhurbaşkanımız 23 yıl, 24 yıl boyunca, AK Parti'de de tek başına bu mücadeleyi veren bir insandı. Bu mücadeleyi verirken MHP de karşıydı, CHP de karşıydı, parlamentodaki bütün partiler de karşıydı, Avrupa da karşıydı, Amerika da karşıydı. Ama Cumhurbaşkanı tek başına bu iradeyi o gün ortaya koydu ve bugüne getirdi. Hangimiz düşünebiliyordu ki MHP'nin Genel Başkanı Sayın Bahçeli böyle bir fedakarlık yapacak. Kendi varlığını, kendi partisini kendi devletine feda edecek bir seviye ile.
“Yeni süreç hükümetin değil de devletin kararıydı” yorumları çok yapıldı. Ortadoğu’daki gelişmelerden dolayı devlet mi Kürt sorununu çözmeye karar verdi?
Devlet karar verdi ama hangi devlet? Devlet Bahçeli mi? Bizim bildiğimiz devlet mi?
Sizce hangisi?
Bence Devlet Bahçeli ufku çok geniş bir insan. Genel başkanlar, liderler farklı bir perspektifte bakıyorlar. Ufukları daha geniş. Sayın Bahçeli bir şeyler gördü. Ondan sonra bizim gerçekten artık bu sorunu silahla, şiddetle çözmemizin imkanı olmadığını, gelip duvarlara dayandığımızı gördü. Ben o noktada teşekkür ediyorum. Cumhurbaşkanımız da oluşan bu zemine büyük bir irade ortaya koyarak, çok risk aldı. Hem MHP, AK Parti, Cumhur İttifakı için çok büyük bir risk. Allah muhafaza geri dönse bu iki partinin de sonu olurdu. Ama geri tepmedi.
Geri tepmedi diyorsunuz, ama Kürt mahallesinde ciddi eleştiriler var. Mesela Selahattin Demirtaş halen neden serbest bırakılmadı?
Türkiye bir hukuk devleti. İşlenen suçlar, suçlu yargılanır. Bağımsız mahkemeler tarafından ya serbest bırakılır ya ceza verilir. Dolayısıyla hepimizin hukuka saygı göstermemiz gerekiyor. Kimin hakkında olursa olsun. Gerçekten adil yargının olmasını hepimiz istiyoruz ve yargılamaların da büyük bir olgunlukla yapıldığına kanaat ediyorum. Lakin bazı yargılamalar var, bazı mahkemeler var, bazı kararlar verir ama bazı sembol isimler üzerinde kararlar verir. Belki o sembol isimlerin sosyal hayatta oluşturduğu etki, belki o hukuki zemini biraz aralamaya yol gösterebilir.
Nasıl yani?
Selahattin Demirtaş'la alakalı bir yargılanma yapılmış, bir ceza verilmiş. Ama işte toplumun ona yönelik, çözüme yönelik Selahattin'in de katkı yapacağına inanarak onun dışarı çıkmasını istemeleri normal. Onların düşünceleri ve fikirleri, ben de saygı duyuyorum.
Anadilde eğitimi sorayım. Sizce Kürtçe, Kürtlerin yaşadığı bölgelerde anaokulundan üniversiteye kadar eğitim dili olmalı mı?
Bütün diller Allah'ın ayetidir. İnsanların ana dilleri, ana sütleri gibi haktır. Herkesin. Sadece Kürtlerin değil, Zazaların da ana dili var, Arap'ın da ana dili var bu bölgede. Lazların da bir farklı bir dilleri var. Karadeniz'e gittim Lazca gerçekten neymiş ben gördüm. Lazca bambaşka bir dil. Türkçe ile alakası yok. Dolayısıyla herkesin ana dille eğitim görmesi onun hakkıdır. İhkak-ı hak denilen bu hakkın oluşturulması ve meydana gelmesi için zamanı, zemini, hukuku çerçevesi, bunun toplumsallaşması, toplum aklının, ortak aklın bir hüküm vermesini gerektiriyor. Zamanı, zemini olmadan bir şey olmaz.
Anadilde eğitim için zamana mı ihtiyaç var?
Türkiye'de, bugün belki henüz öyle bir zemin oluşmadı ama benim kanaatim eğer yasalarda değişikliğe gidilirse, Türkiye'de de bunun hukuki zemini oluşturulursa, bu neden olmasın?
Dediğiniz zamana kadar Kürtler arasında Kürtçe konuşma oranı belki de sıfıra inecek, asimilasyon daha ciddi boyutlara ulaşacak. Geç kalınmadı mı?
Türkiye'de 50 yıl boyunca, 60 yıl boyunca, 80 yıl boyunca ret, inkar ve asimilasyon politikaları güdüldü. Askeri darbeler ve darbelerin uygulanmış olduğu Şark Islahat Fermanları bir asimilasyondu. Ret ve inkar tamamen kaldırıldı. Bugün isteyen ana diliyle konuşur. Ben Ulu Cami'de imamken Kürtçe hutbe verdim. Hala da TRT Kurdî’de her cuma günü siyaset programına, siyasetname programına katılıp orada Kürtçe konuşuyoruz. Yarın Kürtçe eğitimin önü açılsa ben eminim Kürtlerin yüzde 90'ı Kürtçe eğitime çocuklarını vermezler.
Neden göndermezler?
Çünkü bunun bir istikbali, bir getirisi yoktur. Her dil elbette kendi alanında, zemininde var olmalı. Hiçbir ayet inkar edilmemelidir. Lakin dünya artık tek dile doğru gidiyor. Bugün biz Türkçe konuşuyoruz, sadece burada Türkçe konuşuyoruz. Siz Türkiye'nin dışına çıktığınız zaman İngilizce bilmek zorundasınız.
Daha tartışmalı bir konuya gireyim. Diyarbakır Barosu’nun Şeyh Said ve arkadaşlarının mezar yerinin açıklanması ve itibarlarının iade edilmesi ile ilgili bir talebi vardı. AK Parti’nin gündeminde bu konu var mı?
AK Parti'nin gündeminde yok. Şeyh Said bir İslam alimi. Bölge halkının ona karşı bir saygısı var. Bediüzzaman hakeza yine bir İslam alimi. Arkamdaki kütüphanede Bediüzzaman'ın kitapları duruyor. İkisi de Kürt alimi ikisi de İslam alimleridir, saygın insanlardır. İkisi de zamanın sistemi tarafından zulme uğramış. Hala mezarları yok. Mezarlarının ortaya çıkarılmasını ben de istiyorum.
Umut hakkı kapsamında Öcalan’ın serbest bırakılacağı iddiası var?
Öyle bir şey yok şu anda. Öcalan'ın gündeminde de yok. Öcalan İmralı'dan çıkmak istemez. Oradan çıkması veyahut da siyasi bir partinin başına geçmesi, siyasete atılması gibi bir düşünce henüz yok. Öcalan'dan da böyle bir talep yok? Bu memlekette, 40-50 binden fazla insan gitti. İnsanların canı yandı. O, buna sebep olan örgütün başında olan insandır. Dolayısıyla can güvenliğini de dışarıda korumak çok zor. Kendisi de bunun farkında. En iyi ve rahat yaşayabileceği yer İmralı Adası'dır. Bence oradan çıkmasını kendisi de istemez.
Süreç başladığında bazı kesimlerin Öcalan’a eleştirileri oldu. Bunlar süreci engeller mi?
PKK ortaya çıktığı ilk gün Öcalan'ın talimatlarıyla onun ortaya koymuş olduğu politikalarla gaye ve hedef Kürt devletiydi. Bir Kürdistan'ın kurulmasıydı. Bunun için PKK Kürtlerin çocuklarını dağa çıkardı. Günün sonunda gelinen yerde Kürdistan yok, ulus devlet yok, bir özerklik yok, bir federasyon yok, kültüralizm bile yok diyen Öcalan. Dolayısıyla Kürt tebaası, yani Öcalan'a tabi olan insanlar bir sorgulama yapıyorlar şu anda. Madem yok bu neydi? O zaman biz niye öldük? Biz niye öldürüldük? Geldiğimiz ortam, zaman, zemin bugün artık onları gerektirmiyor. Türkiye'nin bölünmesinde ne Türklere ne Kürtlere bir fayda yoktur. Türkiye'nin zayıflamasında da bu iki millete bir fayda yoktur.
Türk tarafından da sürece rıza göstermeyen parti ve oluşumlar var. Bunlarla ilgili düşünceniz nedir?
Bu 40 yıllık bir savaş. Korkunç bir rant oluşturdu. Hem silah hem uyuşturucu mafyaları bundan ciddi bir şekilde istifade etti. Ulusal değil uluslararası bazda bile bu bir rant oluşturdu, bir pazar oluşturdu. Birileri bundan zengin oldu. Dolayısıyla bunun bitmesini de istemezler. Bugün Türkiye'de bazı gruplar var, bazı partiler var. Bu işin bitmesini istemiyorlar. Niye istemiyor sorduğunda eften püften nedenleri ortaya koyuyorlar.
Diyelim ki süreç başarıya ulaştı. 90’lardaki Hizbullah- PKK çatışması, korucular, hayatını kaybedenler… Kürtler arasındaki barış nasıl sağlanacak?
Ben bir şehit kardeşiyim. Bu olayda her Kürt evinden muhakkak bir cenaze çıkmıştır. Maziyi kaşımamamız lazım. İleriye bakmamamız lazım, istikbale bakmamız lazım. Gerek Hizbullah tarafından, gerek PKK tarafından ve gerek korucular tarafından zarar görmüş olan insanlar da bir daha kimse zarar görmesin isterler. Televizyonlarda çocuğu şehit olmuş askerlerin anaları “başka bir şehit olmasın” diyorlar. Kimse ben öldüm dünya yansın demiyor. Bu iş HÜDA PAR’ın da DEM Parti’nin çok çok fevkinde olan bir olaydır. Biz oraya indirgeyemiyoruz. Çünkü barış alttan değil, üstten başladı. En üstte barış olduğu zaman bu zaten aşağıya doğru sirayet edecek. Herkes bunu kabullenecek. Toplumsallaşma diyoruz ya, bu toplumsallaştı mı zaten bunu herkes kabul etmiş oluyor.
Devlet Bahçeli iki kezdir “Ahmetler makama” diyor, ama Ahmetler makama dönemedi, neden?
Raporda bu konuyla ilgili madde var. Kayyumların atanmasının sebebi belediye başkanlarının “terör olaylarına karışması” veya bir suça karışmasından dolayıdır. Şimdi “terör” olaylarına karışan insanlarla alakalı içişleri Bakanlığı'nın yetkisi var. Kayyum atama yetkisi var. Gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra zaten artık kayyum olayıyla tarihe karışmış olacak.
Fotoğraf: İlyas Akengin
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.