Diyarbakır Araştırma’ da SOS: 2 intihar, 4 şiddet
Diyarbakır’da sağlıkta şiddet vakalarının en çok yaşandığı merkezlerden biri ise Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi. Araştırma hastanesinde Ocak ayından bu yana 2 sağlık çalışanı intihar girişiminde bulundu, 4 sağlık çalışanı ise hasta yakınları tarafından şiddete maruz kaldı.
‘Sağlık hizmetlerini aksatıyor’
CHP Sağlık Politikaları Kurulu’nun Mart 2026 raporuna göre, nüfus sıralamasında 12’nci sırada yer alan Diyarbakır, sağlıkta gelişmişlik düzeyinde 65’inci sırada bulunuyor. Kentte 10 bin kişiye düşen hekim sayısı 20,07 iken, 10 bin kişiye düşen yatak kapasitesi 27,20, yoğun bakım yatak kapasitesi ise 6,30 seviyelerinde. Uzmanlar bu verilerin, sağlıkta yaşanan şiddetin etkenleri olduğunu ifade ediyor. Amida Haber’e konuşan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Veysi Ülgen, sağlıkta şiddetin nedenlerini ve özellikle Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yoğunlaşmasının sebeplerini anlattı. Ülgen, yaşan şiddet olaylarının sağlık hizmetinin aksamasına yol açtığını ve diğer hekimlerin de olumsuz etkilendiğini dile getirdi.
Fiziki koşullar yetersiz
Geçtiğimiz hafta bir acil hekim asistanına uygulanan şiddet nedeniyle hastaneye gidip hekimle görüştüklerini belirten Ülgen, acil servisin fiziki koşullarının yetersiz olduğunu vurguladı. Ülgen, “Oradaki mekan çalışma uygun değil. Hasta yakınlarının rahatlıkla hekime saldırabileceği bir mekân. Acil yerde hekim açıkta hasta bakıyor. Hasta mahremiyeti yok. Acil servisler poliklinik gibi çalışıyor. Burada uzun kuyrukların oluşuyor” dedi.

Sarı alanda çalışan hekimlerin hastayı yeterince muayene edemeden tetkiklere yönlendirmek zorunda kaldığını ifade eden Ülgen, bunun hekimin hatası değil sistemin sonucu olduğunu söyledi. Hekimin hastasını değerlendirebileceği uygun bir ortamın bulunmadığını belirten Ülgen, “Hekim, gelen hastayı tetkike yönlendirince vatandaş da tepki gösteriyor. Mekan hekimin güvenliğini sağlayacak, hastanın mahremiyetinin gözetileceği nitelikte olmalı” diye konuştu.

‘Acil servis yoğunluğu 3-4 binin üzerine çıkıyor’
Hastaneye çok sayıda başvuru yapıldığını ve bu başvuruların büyük bölümünün acil olmadığını dile getiren Ülgen, gündüz randevu bulamayan vatandaşların gece acil servise yöneldiğini söyledi. Ülgen, hekimlerin günlük 700-800 hastaya baktığını, acil servis yoğunluğunun ise 3-4 binin üzerinde olduğunu ifade etti.

‘Hastalar sistemi değil, hekimi suçluyor’
Bu yoğunlukta hastaların sistemdeki aksaklıkları görmek yerine hekimi suçladığını belirten Ülgen, şiddetin bu nedenle arttığını söyledi. “Hekim yapılacak bir şey olmayan bir durumun muhatabı haline geliyor” diyen Ülgen, 5 dakikalık muayene sisteminin de bakanlık politikalarının sonucu olduğunu vurguladı.
Aciller Poliklinik gibi çalışıyor’
Acil hekiminin görevinin poliklinik hizmeti vermek olmadığını belirten Ülgen, hekimin öncelikle hayati risk taşıyan hastaları değerlendirmesi gerektiğini söyledi ve “Mevcut sistemde acil servislerin poliklinik gibi kullanılıyor. Acil serviste oluşan yoğunluğun, gerçek acil hastaların hizmet almasını zorlaştır. Bu da komplikasyonlara ve dolaylı olarak şiddete yol açıyor” sözlerini ekledi.
Özel hastaneler pahalı
Özel hastanelerdeki yüksek ücretlere de dikkat çeken Ülgen, bir vatandaşın özel hastanede muayene ve tetkiklerle birlikte yaklaşık 30 bin liraya varan maliyetlerle karşılaştığını söyledi. Asgari ücretli vatandaşların bu nedenle mecburen acil servislere yöneldiğini belirtti.
‘Hekim, şiddeti artık dillendirmiyor’
Sağlıkta şiddetin artık kanıksandığını belirten Ülgen, “Hekim şiddete uğradığında Tabip Odası ya da sendikalara gidip, şiddeti artık dillendirmiyor. Bu sanki mesleğinin bir parçası, hayatın bir parçası gibi geliyor. Çok yanlış bir yaklaşım örgütlülük olmazsa, hekim tek başına kaldığında bu şiddeti bilinçaltına alacak ve kronik hastalıklara zemin hazırlayabilecek” dedi.
Çözüm yolları
Çözüm olarak mevcut hastanelerin güçlendirilmesi ve kapasitelerinin artırılması gerektiğini ifade eden Ülgen, hekim sayısının artırılması ve sağlık bütçesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Aile Sağlığı Merkezleri’nin (ASM) mevcut durumda apartman altlarında hizmet verdiğini hatırlatan Ülgen, bu yapıların depremde kullanılamaz hale gelebileceğini söyledi ve “ASM ve toplum sağlığı merkezlerinin müstakil binalarda hizmet vermesi gerekiyor” diye vurguladı.
Özel hastanelere SGK tarafından aktarılan kaynakların azaltılması gerektiğini belirten Ülgen, sağlık bütçesinin kamu hastanelerine yönlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kamuda ekipman ve teknolojinin güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Ülgen, “Vatandaşın tüm sağlık hizmetlerini kamu hastanelerinde alabilmesi gerekiyor” dedi
Sağlık politikalarının tek taraflı belirlenmemesi gerektiğini vurgulayan Ülgen, meslek odaları, sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Sağlık politikalarının yalnızca siyasi aktörlerin değil, tüm paydaşların katılımıyla oluşturulması gerektiğini belirtti


Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.