Diyarbakır’da 21 Şubat Anadil Günü: Kürtçeye statü
AMİDA HABER- Diyarbakır Kürt Dili Demokratik Kuruluşlar Platformu öncülüğünde “Kürtçe statü, Kürtçe eğitim için yürüyoruz” şiarıyla gerçekleştirilen yürüyüşte yüzlerce kişi bir araya geldi. DBP il binası önünde toplanan yüzlerce kişi Koşuyolu Parkı Anıtı’na kadar yürüdü.

Yürüyüşe DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren, Demokratik Bölgeler Partisi başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar, Diyarbakır Büyükşehir Belediye eş başkanı Doğan Hatun, İlçe Belediye Eş başkanları, STK Temsilcileri katıldı.
Basın açıklamasında, Kürtçenin kendi statüsüne kavuşması gerektiği vurgulanarak, okul öncesinden üniversiteye kadar tüm eğitim seviyelerinde anadilinde eğitimin sağlanması talep edildi. Açıklamayı MED Der üyesi Nuh Bozkurt okudu.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
21 Şubat, Uluslararası Anadil Günü ve aynı zamanda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan dillerin korunması, canlandırılması ve geliştirilmesi için bir gündür. Bu günün temelinde, Pakistan hükümeti tarafından yasaklanan Bengal halkının anadillerini koruma mücadelesi yatmaktadır. 1952'de Dakka Üniversitesi öğrencileri bu baskılara ve yasaklara karşı gösteriler düzenlediler ve saldırılar sonucunda bazı öğrenciler öldürüldü. Bengal halkının dilekçesinin ardından UNESCO, 1999'da Bengal halkının talebini kabul ederek 21 Şubat'ı Uluslararası Anadil Günü ilan etti.

Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bugüne kadar 103 yıldır Kürt halkının kültürü, dili ve kimliği inkar ediliyor ve bu inkarı sona erdirmek, Kürt halkının Kürt statüsü ve Kürtçe eğitim gibi hak ve taleplerini güvence altına almak için hiçbir ciddi adım atılmadı.
2025 verilerine göre Türkiye'de Türkçe eğitim veren 74 bin 40 okul ve 208 üniversite bulunmakta, ancak cumhuriyetin 103 yıllık tarihinde Kürtçe eğitim veren tek bir okul bile kurulmamıştır. Ayrıca, Türkiye ve Kürdistan şehirlerinde Türkçe eğitim veren binlerce okul bulunmakta ve yapılan araştırma ve anketlere göre halkın %97'si ana dilinde eğitim almak istemektedir, ancak bugüne kadar Kürtçe eğitim veren hiçbir okul belirlenmemiştir; Kürtçe öğretimi için kurs ve atölye açan dil kurumları da devlet yetkilileri tarafından hedef alınmakta ve kararnamelerle kapatılıp mühürlenmektedir.
Kürt halkı, bu inkâr, görmezden gelme ve asimilasyon politikaları karşısında Kürt dilinin varlığı ve korunması için mücadele vermekte olup, Kürt halkının kültürü, dili ve kimliği için verilen bu mücadele devam etmektedir. Bu mücadelede Kürt halkının temel talebi, inkâr politikalarına son verilmesi ve Kürt halkının dil ve ulusal haklarının anayasada tanınması ve kanunla güvence altına alınmasıdır.

Ekim 2024'ten bu yana, Sayın Öcalan'ın 27 Şubat 2025'te Türk devlet yetkililerine ve dünya kamuoyuna sunduğu Barış ve Demokratik Toplum perspektifiyle başlayan süreçte 16 ay geçti ve diyalog, toplantı ve görüşmeler yoluyla sorunların çözümü için yeni fırsatlar yaratıldı; bu süreç halk ve toplumda sorunların çözümü için umut doğurdu. Şimdi devlet yetkililerinin bu sürecin ruhuna uygun hareket etmesi, inkâr politikasından vazgeçmesi, Kürt halkının haklarını ve kimlik özgürlüklerini güvence altına alması ve özgürlük ve demokrasiye engel olan uygulamalara son vermesi gerekmektedir.
Kardeşlik, eşitliğin bir işaretidir. Eşitlikten bahsediyorsak, Kürt dilinin de bir statüsü olmalı, anaokulundan üniversiteye kadar tüm eğitim seviyelerinde kullanılmalı ve değiştirilen yer adları eski haline getirilmelidir. Sokaklardan kamusal alana (mahkemelerde, okullarda, hastanelerde, resmi dairelerde vb.), hayatın her alanında Türk halkının hakları Kürt halkının ve diğer halkların haklarıyla aynı olmalı ve tüm hizmetler Kürtçe ve diğer dillerde sunulmalıdır.
21 Şubat Uluslararası Anadil Günü vesilesiyle, Ekim 2024'te başlayan ve halen devam eden bu görüşme ve müzakereler sürecinde, Kürt kültürü, dili ve kimliğine yönelik engellerin kaldırılmasını ve Kürt statüsü ile Kürtçe eğitim talebimizin karşılanmasını talep ettiğimizi devlet yetkililerine hatırlatırız.
*Özellikle Anayasanın 42 ve 66. maddeleri ile özünde ayrımcılık ve totalitarizmi barındıran kanunlar Anayasadan çıkarılmalı ve tüm kanunlar uluslararası insan hakları sözleşmelerine uygun olarak değiştirilmelidir.

*Türkiye, BM Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne imzasını korumalı; daha sonra 17, 29 ve 30. maddelere ilişkin koyduğu çekinceleri kaldırmalı ve Sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmelidir.
Bu Sözleşmenin ve diğer uluslararası belgelerin çerçevesini tam olarak uygulamak ve çocukların kültürel, dilsel ve kimlik haklarına saygı göstermek.
*Parlamento himayesinde kurulan komisyon, toplumun tüm kesimlerini ziyaret ederek halkı dinlemiştir. Bu komisyonun hazırlayıp parlamentoya sunacağı raporun, toplumun demokrasi taleplerine cevap vermesi, Kürt, Türk ve Türkiye'nin tüm halklarının kardeşlik ve eşitlik ilkelerine hizmet etmesi ve komisyon raporunun içeriğine ilişkin talepler ve öneriler doğrultusunda demokratik yasaların hazırlanıp uygulanması gerekmektedir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.