Diyarbakır’da acı reçete: Kanser hastaları mahkemelerde şifa arıyor

Diyarbakır’da acı reçete: Kanser hastaları mahkemelerde şifa arıyor
 Muhabir
Hayati ilaçlara erişimde yaşanan sorunlar, Diyarbakır’da kanser hastalarını hukuk mücadelesine zorluyor. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Halis Yerlikaya “Geciken her tedavi hastanın yaşamına mal olabiliyor” dedi.

Dünya genelinde kanser vakaları her geçen yıl artıyor. 2024 yılında Dünya Sağlık Örgütü’ne bağlı Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC) ile Amerikan Kanser Derneği’nin (ACS) ortak raporuna göre, dünyada yaklaşık 20,6 milyon yeni kanser vakası tespit edildi, 9,8 milyon kişi ise yaşamını yitirdi. Her 5 kişiden birinin yaşamı boyunca kansere yakalandığı belirtilirken, Türkiye’de 2024 yılı için 235 bin 949 yeni vaka ve 113 bin 805 ölüm tahmin ediliyor. 2050 yılında ise dünya genelinde yeni vaka sayısının 34 milyona ulaşması bekleniyor.

Kanserde erken teşhisin hayat kurtardığı bilinirken, doğru ilaca zamanında ulaşım da tedavi için kritik önem taşıyor. Ancak Türkiye’de birçok kanser hastası, ilaçlara erişimde ciddi sorunlar yaşıyor. Bazı ilaçların ruhsatlı olmasına rağmen geri ödeme kapsamına alınmaması, bazılarına ise hiç erişilememesi hastaların tedavi süreçlerini aksatıyor.

İlaçlara ulaşamayan hastalar çoğu zaman mahkeme yoluna başvurmak zorunda kalıyor. Ancak uzun süren dava süreçleri, zamanla yarışan kanser hastaları için hayati risk oluşturuyor.

‘Hastalık yaşam kaybına neden olabilir’

Diyarbakır ve bölge illerinde ise yoksulluk ve sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizlikler bu sorunu daha da derinleştiriyor. Konuya ilişkin Amida Haber’e konuşan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Halis Yerlikaya, yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirdi.

img-1327-jpg.webp

Yerlikaya, kanserin “yarı acil” bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, “Doğru ilacı doğru zamanda hastaya ulaştırmazsanız bu hastalık yaşam kaybına neden olabilir. Kanser tek bir hastalık değil, 160’tan fazla türü var ve her hasta için tedavi bireysel olarak planlanmalıdır” dedi.

Kanser tedavisinin multidisipliner bir süreç olduğunu vurgulayan Yerlikaya, radyoloji, genetik, medikal onkoloji, cerrahi ve radyasyon onkolojisi gibi birçok branşın birlikte karar vermesi gerektiğini belirtti. Yerlikaya, “Ancak mevcut sağlık sistemindeki yoğunluk ve basamaklandırma eksikliği nedeniyle tanı ve tedavi süreçlerinde gecikmeler yaşanıyor” dedi.

‘Yenilikçi ilaçlara erişim hala sorun’

Son yıllarda kanser tedavisinde gelişmeler yaşandığını belirten Yerlikaya, özellikle immünoterapi ve hedefe yönelik “akıllı ilaçların” kısmi çözüme kavuştuğunu söyledi. Temmuz 2025’te bazı immünoterapi ilaçları kısmen geri ödeme kapsamına alınmasının önemli bir adım olduğunu ancak sorunun tamamen çözülmediğini dile getirdi. Yerlikaya, “Hastaya özgü hangi tedaviyi vermemiz gerektiği ile ilgili bir takım genetik testler yapılması lazım. Türkiye'de bu genetik testlerin standardizasyonuyla ilgili sorun var. Bir de bu genetik testler yapıldıktan sonra o hastaya özgü tedaviyi önerdiğimiz zaman geri ödenmesi ile ilgili sorun var” dedi.

Örnek olarak meme kanseri tedavisinde kullanılan trastuzumabderuxtecan (Enhertu)etken maddeli ilacı gösteren Yerlikaya, “Bu ilaç Türkiye’de ruhsatlı ancak geri ödemesi yok. Hastalar ilaca ulaşabilmek için yüksek maliyetleri kendi cebinden karşılamak zorunda kalıyor. Bir hastamız 21 günde bir kullanması gereken 5 kutu ilaç için 200 bin TL ödemek zorunda kaldı. Genetik testlerin yetersizliği ve geri ödeme kapsamına alınmaması da kişiselleştirilmiş tedavilerin önünde engel oluşturuyor” dedi.

‘Mahkeme süreci, tedaviyi geciktiriyor’

Daha önce üç hekim raporuyla hastaların hızlı şekilde mahkemeyebaşvurarak ilaca erişebildiğini hatırlatan Yerlikaya, son dönemde mahkemelerin yürütmeyi durdurma kararlarını daha az verdiğini ve süreçlerin uzadığını belirtti. “Eskiden o ilacın o hastalıkta etkili olduğuna dair bir durum bildirir raporu hastalara veriyorduk. Bu rapora istinaden mahkemeler hemen yürütmeyi durdurma kararı verebiliyorlardı ve hasta hemen ilacına erişebiliyordu. Şu anda mahkemelerde de içtihat değişikliği oldu. Yürütmeyi durdurma kararı vermiyorlar. Geciken her tedavi hastanın yaşamına mal olabiliyor. Hastalar bu bedeli yaşamlarıyla verebiliyorlar” diyen Yerlikaya, dava süreçlerinin hastalar için ciddi bir yük oluşturduğunu ifade etti.

Bölgede geç tanı oranı yüksek

Diyarbakır ve çevre illerde kanser hastalarının çoğunlukla ileri evrede tanı aldığını belirten Yerlikaya, bunun nedenleri arasında sağlık okuryazarlığının düşüklüğü, randevu sorunları, ana dilde sağlık hizmetine erişim eksikliği ve sosyoekonomik koşulları gösterdi.

Özellikle meme, kolon ve rahim ağzı kanserlerinde erken teşhisin hayati olduğuna dikkat çeken Yerlikaya, “Türkiye'de ciddi bir eşitsizlik var. Bölgemiz diğer bölgelerle karşılaştırıldığında sağlık göstergeleri açısından en dezavantajlı bölgelerden. Sağlığa erişim zor. Kırla kent arasında da ciddi sıkıntı var. Kanser hastasının özellikle bazı ilaçlara erişimi bizde daha fazla yaşanıyor. Erken evrede gelen hastalar büyük oranda tedavi edilebiliyor. Ancak 4’üncü evrede gelen hastalarda süreç çok daha zorlaşıyor. Ancak insanlar yoksul ne sağlığa ne de ilaca ulaşabiliyor. Gelen bazı hastaların yol parası dahi olmuyor. Nasıl gidip avukat tutsun, bir de ilacı alsın. Bizler de tedavi sürecinde çaresiz kalabiliyoruz” dedi.

img-1331-jpg.webp

Erken erişim mekanizmaları güçlendirilmeli

Kanser tedavisinde bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış ilaçların hastalara ulaştırılması gerektiğini vurgulayan Yerlikaya, ilgili kurumların ve derneklerin ortak bir çözüm üretmesi gerektiğini söyledi. “Erken teşhis hayat kurtarır. Kanser tarama programları, hastalığın henüz belirti vermediği dönemde saptanmasına ve tedavi başarısının önemli ölçüde artmasına olanak sağlar. Bu nedenle her bireyin yaşına, cinsiyetine ve kişisel risk faktörlerine uygun kanser taramalarını düzenli olarak yaptırması büyük önem taşır. Taramalar yalnızca hastalığın erken evrede yakalanmasını değil, bazı kanserlerin öncül lezyonlarının tespit edilerek kansere dönüşmeden tedavi edilmesini de sağlar. Unutulmamalıdır ki, doğru zamanda yapılan tarama yaşam süresini uzatır, birçok hayatın kurtulmasına katkıda bulunur” diyen Yerlikaya, özellikle yenilikçi tedavilere erişimin artırılması ve erken erişim mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.