Tarihi yapıda çökme riski: Diyarbakır Surları trafiğe kapatılmalı
AMİDA HABER - UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Diyarbakır Surları, tarih boyunca birçok imparatorluğa ev sahipliği yaptı. Çin Seddi’nin ardından dünyanın en uzun ve en geniş savunma duvarlarından biri olarak kabul edilen surların, kesin tarihi bilinmemekle birlikte MÖ 3000–2500 yıllarına kadar uzandığı düşünülüyor.
Diyarbakır Surları’nın dört ana kapısından biri olan Urfa Kapısı (Rum Kapısı), geçmişte kentin önemli geçiş noktalarından biriydi. Daha önce çift yönlü trafiğe açık olan kapı, günümüzde yalnızca tek kapı kullanılıyor.
Diyarbakır'da köyü sel bastı, evler hasar gördü
Restorasyon bitti, kapı açılmadı
1940’lı yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarının tarihi yapıya ciddi zarar verdi. Dış görünüşünde belirgin bir sorun görülmese de, surların alt zemininde oluşan derin hasarlar kapının yeniden trafiğe açılmasını engelliyor. Restorasyonda kullanılan çimentonun, yapının yaklaşık 7,5 metre derinliğinde büyük tahribata yol açtı. Yapılan incelemelerde kapının tam altında zeminde ciddi deformasyon ve çökme riski tespit edildiği için kapı tamamen ulaşıma açılmadı, tek kapı çalışıyor. Titreşime karşı son derece hassas olan yapının, araç geçişiyle birlikte çökme tehlikesi barındırıyor.

Amida Haber’e konuşan Prof. Dr. Aziz Yağan, tarihi yapının büyük risk altında olduğunu belirterek bütüncül bir koruma çalışması yapılması gerektiğini söyledi.
‘Yıkılma ve çökme tehlikesi var’
Diyarbakır Kalesi binlerce yıllık bir yapı oluğunu ifade eden Yağan, şöyle konuştu: “Dönem dönem restorasyonlar geçirdi. 1940’lı yıllarda Urfa Kapı’da yapılan restorasyonda kullanılan beton harç, zamanla ciddi problemlere yol açtı. Nem başta olmak üzere çeşitli yapısal sorunlar oluştu. Üst kısım sağlam görünse de, yaklaşık 7,5 metre inen alt zemin problemli. Yüke ve titreşime karşı çok hassas, yıkılma ve çökme tehlikesi var. Bu nedenle araç trafiğine kapalı.”

Kale artık çok yaşlı ve yorgun olduğuna dikkat çeken Yağan, Diyarbakır Kalesi’nin genel olarak araç trafiğine kapatılması gerektiğine dem vurdu. Yağan, “Belirli noktalardan kontrollü giriş sağlanabilir, kale içinde düzenli toplu taşıma organize edilebilir. Aksi halde yapının ömrü daha da kısalır” dedi.
‘Araç giriş-çıkışları titreşim ve yük nedeniyle surlara zarar veriyor’
Sorun yalnızca kapalı bölümle sınırlı kalmadığını, ciddi sorunları taşıdığını belirten Yağan, “Tek kapıdan yapılan araç giriş-çıkışları da titreşim ve yük nedeniyle surlara zarar veriyor. Bu nedenle bazı noktaların tamamen kapatılması şart. Urfa Kapı’da zemin sorunu varsa, diğer bölümlerde de benzer riskler olabilir. Dünyada Roma, Brugge gibi tarihi kentlerde bu süreçler sakin ve planlı şekilde yürütülüyor. Diyarbakır’da da kalenin korunması ve binlerce yıl daha ayakta kalması için bütünlüklü bir politika hazırlanmalı” ifadelerinde bulundu.

Sinyalizasyon ve işaretleme: Yayalar tehlikede
Kapı girişinde sinyalizasyon ve işaretleme olmadığına dikkat çeken Yağan, “Araçlar kontrolsüz geçiyor, yayalar güvensiz şekilde hareket ediyor. Olası bir çökme durumunda can kaybı da yaşanabilir. Nasıl bazı alanlara araçla girilemiyorsa, kale içine de girilmeyebilir. Bu, koruma için konforumuzdan feragat etmemiz gereken bir durum” dedi.
‘Bütüncül bir koruma planı hazırlanmalı’
Yağan, 2023 yılında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremlerin surlar verdiği hasarın boyutu bilinmediğini söyleyerek şu çağrıda bulundu: “Çift kapının ilerisinde bir alanda mesela surda göçük meydana geldi. O hala göçük öyle duruyor. Göçen taşlar yerde duruyor ve tamamen korumasız devam ediyor.” Yağan, ayrıca kale ile ilgili bir bütünlüklü, sağlıklı, çağcı korumanın yapılmadığını sözlerine ekledi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.