Salim Ensarioğlu’ndan Gülistan Doku çıkışı
Kaynak:Haber merkezi
AMİDA HABER- Dersim’de 6 yıldır kayıp olan Diyarbakırlı üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında yaşanan gelişmeler kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, AK Parti İstanbul Milletvekili ve geçmiş dönem Diyarbakır Milletvekili Salim Ensarioğlu da konuya ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ensarioğlu, soruşturmanın yeniden açılmasının toplumsal vicdan açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
![]()
Soruşturmanın yeniden açılması
Salim Ensarioğlu, 6 yıl aradan sonra Gülistan Doku soruşturmasının yeniden açılmasının kamuoyunda bir “temiz eller operasyonu” beklentisi yarattığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“6 yıl aradan sonra toplumsal vicdanda kanayan bir yaraya dönüşen Gülistan Doku soruşturmasının tekrar açılıyor olması kamuoyu nezdinde bir ‘temiz eller operasyonu’ beklentisini yaratması açısından memnuniyet vericidir. Bunda öncü rol oynayan Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’e özellikle teşekkür ediyoruz. Adalete olan inancı ve hukukun gücünün tüm güçlerin üzerinde olduğuna dair kanaati kamuoyunda pekiştirecek nitelikteki bu gelişme kamuoyunda da büyük bir yankı uyandırmıştır.”
“Hiç kimse dokunulmaz değil”
Ensarioğlu, soruşturma kapsamında gözaltına alınan isimlere dikkat çekerek, hiç kimsenin devletin gücünü kullanarak suç işleme özgürlüğüne sahip olmadığını vurguladı:
“Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek tarafından ‘güçlüye dokulmaz algısı yıkılacak’ yaklaşımının yansımalarından biri olan Gülistan Doku soruşturmasının tekrar açılıyor olması ve gözaltına alınan isimlere bakıldığında, hiç kimsenin Devletin nüfuzunu kullanıp suç işleme özgürlüğüne sahip olamayacağı bir kez daha görülmüştür. Soruşturmada suça doğrudan veya dolaylı olarak iştirak eden dönemin bütün sorumlularının ‘ucu nereye giderse gitsin’ yaklaşımı ile davaya dahil edilmesini temeni ediyoruz.”
“Toplumsal vicdan açısından önemli”
Ensarioğlu, açıklamasında soruşturmanın kapsamının genişletilmesi gerektiğine işaret ederek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Gülistan kızımızın akıbetini ortaya çıkarmak için o dönemde şüpheli olan bürokrasi silsilesi içindeki en tepeden en aşağıya kadar isimlerin davaya dahil edileceği beklentisi meydana gelmiştir. Bu beklentinin yerine geleceğinden ve yargı mekanizmalarımızın ‘gücün hukuku ile değil hukukun gücü’ saikiyle hareket edeceğinden şüphemiz yoktur. Bölgede Devlet ile Halk arasındaki ilişkileri deforme eden bürokratların fiilerini gündeme getirmesi açısından bu soruşturmanın tekrar açılıyor olması önem arz etmektedir. Terörle mücadele kapsamında bölgede görev yapan kimi bürokratların suçlarını örtbas etmek için terörle mücadeleyi bu suçları gölgeleme aracına dönüştürmüş olduklarını hatırlatmak gerekir. Devletin gücünü kişisel çıkarlarına ve suç işleme özgürlüğünün hizmetine sokmaya çalışan kimi çevreler; hem terörle mücadele sürecine hem de Devlet-Halk ilişkilerine zarar vermişlerdir. Devlet-Halk ilişkilerini dejenere eden bu çevrelerin terörle mücadelede hedefe ulaşmayı geciktirdiği de tarihe bir dipnot olarak düşülmelidir. Bölgedeki çatışma ortamınının gölgesinde suç işleme özgürlüğüne sahip olduklarını düşünenlerin yargılanması da yürüyen ‘Terörsüz Türkiye’ sürecini bir alt başlığı olmalıdır. Bölgede faili meçhul cinayetlerden uyuşturucu ve silah kaçakçılığına kadar birçok alanda suç işleme özgürlüğüne sahip olduğunu düşünenler, kız çocuklarına da benzer yönelimlerde bulunmuşlardır. Bu duruma özellikle Mardin’de 2003 yılında kamuoyunu ayağa kaldıran N.Ç. davası buna en iyi örnektir. Bu açıdan ülkemizde bir ‘temiz eller operasyonu’ kapsamında N.Ç. davasının tıpkı Gülistan Doku soruşturmasının yeniden açılması gibi gündeme getirilmesi de temennimizdir. Devlet’in gücü, hiç kimsenin suç işleme makinesi değildir. Bakanımız Sayın Akın Gürlek’in ‘ucu nereye dokunursa dokunsun’ yaklaşımını koşulsuz destekliyor ve toplumsal vicdanda açık yara olarak kalan davaların da benzer şekilde ele alınmasını umut ediyoruz.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.