Koçyiğit: Kürtlerdeki kırılmayı hükümet onarmalı

Koçyiğit: Kürtlerdeki kırılmayı hükümet onarmalı
 Muhabir
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, son günlerde iktidarın dilinin sertleştiğini belirterek, “Kürtlerdeki duygusal kırılmayı onaracak yaklaşımların ivedilikle atılması gerekiyor” dedi.

AMİDA HABER- DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit Suriye'de varılan anlaşmayı ve Türkiye’nin üzerine düşen sorumlulukları Amida Haber'e anlattı.

2025/11/28/gulistan-dem.jpg

Suriye yönetimi ile SDG arasında imzalanan son anlaşma 'kayıp' ya da 'kazanım' tartışmaları ile birlikte değerlendiriliyor. Suriye'de toplumsal bir anlaşmaya varıldı. Hayata geçirilmesine dönük çalışmalar var mı?

Biz 29 Ocak Anlaşması'nı memnuniyet verici olarak görüyoruz. Özellikle ateşkesin sağlanmış olması, belli başlı başlıklarda müzakere edilmesi ve bu mutabakatın bir takvime bağlanması bizim açımızdan da olumlu bir gelişme. Bu anlaşmaya 'kayıp' ya da 'kazanım' olarak bakmak doğru değildir. Çünkü bu anlaşma ilk olarak savaşın önüne geçti. Rojava'yı yok edecek bir kuşatma politikasının önüne geçen, Kürt halkını katliamdan koruyan, katliamın önüne geçen ve bir başlangıç olarak tarihlendirilmesi gereken bir anlaşma. O anlamıyla bir kayıp ya da kazanım üzerinden okumanın kendisi anlaşmanın tarihsel bağlamında, sonuçlarına ve gelecek açısından açacağı imkanlara eksik bir değerlendirme olur.

2025/12/21/gulistankocyigit.jpg

Nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Bu bir başlangıç. Bu başlangıcın doğru değerlendirilmesi ve iyi bir pratikle desteklenmesi halinde Suriye'nin demokrasisi, birliği, orada yaşayan halkların haklarının korunması, geliştirilmesi konusunda büyük adımların atılmasını da önünü açan bir anlaşma olarak okumak gerekiyor. Sadece anlaşmanın kendisi kıymetli fakat anlaşma kadar anlaşmanın pratikleşmesi de önemli. Daha önce de birçok anlaşma yapıldı ama yaşam bulmadı. Umuyor ve diliyoruz ki anlaşma tam da bağıtlandığı gibi uygulanır. En önemli ihtiyaçlardan birisi de bütün bu sürecin anayasal garanti alınması. İşte o zaman "Suriye'de demokratik yeni bir süreç başladı, Suriye'de kurulan yeni yönetimde halkları, inançları gözeten çoğulcu bir yaklaşım var" diyebiliriz ama bunu görmemiz için biraz beklememiz gerekiyor. Zamanla hepimiz bunun nasıl bir yolda ilerleyeceğini göreceğiz.

Suriye'de tansiyon yükselirken uzun süredir de bir anlaşmaya varılması bekleniyordu. Bu aşamaya nasıl gelindi?

Bu anlaşmayı imzalatan en önemli şey de sokağa çıkan halk. Neredeyse dünyanın her kentinde sokağa çıkarak Rojava’ya sahip çıkan "Rojava'yı savunacağım, Rojava’yı koruyacağız" diyen halklarımıza müteşekkiriz. En başta da Kürt halkı Rojava’yı yalnız bırakmadı. Onu, kendisinin bir kazanımı olarak görüp savunma konusunda ortaya koyduğu irade bu anlaşmayı yaptıran öncelikli etkenlerden birisidir. Diğer bir önemli etken de SDG yönetiminin bir Kürt-Arap Savaşı'nın önüne geçen yaklaşımı. Kendi topraklarını ve insanlarını koruma noktasındaki iradesini sonuna kadar ortaya koyarken, yapıcı müzakereyle ve diyaloğa da kapı araladı. Müzakereyi ve istişareyi esas alan bu yaklaşımı anlaşmayı sağlayan yegane unsur olarak ifade etmemiz gerekiyor.

2025/12/24/gulistan-olmez.jpg

Anlaşma sağlanana kadar yapılan protestolar boyunca iktidarın dili de sertleşti. Soruşturma, gözaltı, şiddet gibi yansımaları da oldu. Ancak son günlerde kardeşlik mesajları da sıkça veriliyor. Partiniz Kürtlerde duygusal kırılmada yaşandığından bahsediyor. İktidarın bu kırılmayı onaracak adımlar atmaya ilişkin çabası var mı?

Bu da ancak pratikle görebileceğimiz bir şey. Bu konuda atılması gereken somut adımlar var. Burada başlayan bir süreç var. 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı var ve bu çağrının gerekleri var. Devletin, hükümetin, Meclis'in bu konuda atması gereken adımlar var. Bu adımlar ivedilikle atılırsa buradaki Kürtlerin de bölgedeki Kürtlerin de hakkını, hukukunu koruyacak bir yaklaşım ortaya konulursa, biz bu sözün eylem ve pratikle desteklendiğini söyleyebiliriz. Bizim son haftalarda yaşadığımız tablonun kendisi özellikle halkımızda şu duyguyu oluşturdu: "Bize kardeş diyorsunuz ama biz kardeşlerimiz için sokağa çıktığımızda cop yiyoruz, bu nasıl bir kardeşlik?" Şimdi "Bu nasıl bir kardeşlik?" sorusuna, hükümetin cevap vermesi gerekiyor. Kürtlerdeki duygusal kırılmayı onaracak yaklaşımların ivedilikle atılması gerekiyor. Bunun muhatabı hükümetin bizzat kendisidir. Bu konuda politikalarını değiştirmeleri gerekiyor. Özellikle ırkçı, nefret siyaseti üreten politikalarına geçit vermemesi gerekiyor. Nefret suçlarını cezalandıracak bir yaklaşımın ortaya konması gerekiyor ve nefret suçunu yayanlara bu konuda yayın yapanlara karşı bir tutum alması gerekiyor. "Ben Kürdün hakkını hukukunu burada da başka bir coğrafyada da korurum. Çünkü onlar, aynı zamanda bu ülkenin bir yurttaşıdır ve Suriye'de yaşayan Kürtler de bu ülkede yaşayan Kürtlerin kardeşidir" demeleri gerekiyor. O zaman Kürt'ü de akraba gören, Kürt'ün de hukukunu koruyan bir yaklaşımı hükümetin ortaya koyması gerekiyor. Zamanla göreceğiz, umarım bu konuda adım atarlar.

Son yapılan anlaşma 10 Mart Mutabakatı ile sıkça karşılaştırılıyor. Her iki anlaşmayı da değerlendirdiğimiz zaman neler söylemek istersiniz? Bu anlaşma, Suriye ve Türkiye için neler ifade ediyor?

Kesinlikle 10 Mart Mutabakatının ilerisinde bir anlaşma. 10 Mart Mutabakatında 8 madde vardı ama bu maddeler daha soyuttu. Yani diyelim ki, "siyasi ve askeri entegrasyon" diyordu ama alt başlığı yoktu, içinin nasıl doldurulacağına dair ifadeler yoktu. Ya da diğer kurumlarda eğitim ve benzeri başlıklarda entegrasyon öngörüyordu ama nasıl olacağına dair bir yol haritası bir somutluk yoktu. Bu anlaşma daha somut bir anlaşma. Ayrıca takvimlendirilmiş bir anlaşma ve o anlamıyla 10 Mart Mutabakatını aşan ve 10 Mart Mutabakatının daha ilerisinde olan bir anlaşma olarak ifade edebiliriz.

Türkiye’ye etkisi olur mu?

Tabi ki Kürtlerin tam olarak istediği bir anlaşma değildir ama burada mesele, bundan sonrasını da demokratik mücadele kanallarıyla, istişare ile daha da ilerletmek olmalıdır. Bu bir başlangıçtır ve bu başlangıcı önce korumak, kalıcı hale getirmek ondan sonra bunu geliştirmek ve ilerletmek gibi bir yol haritası en azından açığa çıkmış oldu. Aklıselim hakim oldu. Bundan memnuniyet duyuyoruz. Bütün bir bölgeyi yakıp kavurabilecek bir çatışmanın önüne geçilmiş oldu. Bu çok önemli ve anlamlı. Bunun olumlu anlamda hem Suriye'de hem Türkiye'de yansımaları olacaktır. Şimdi Türkiye'de bir süreç yürüyor, Türkiye'de bu süreç sürekli bir Suriye meselesi ile ilişkilendiriliyordu. 29 Ocak'ta yapılan anlaşmanın Türkiye'deki süreci de ivmelendirecek bir başlangıç oluşturduğunu düşünüyorum.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.