5 Nisan avukatlar günü: Diyarbakır’daki avukatların sorunları neler?

5 Nisan avukatlar günü: Diyarbakır’daki avukatların sorunları neler?
 Muhabir
Birey hak ve özgürlüklerinin savunulmasında, hakların korunmasında çaba gösteren avukatlar günü nasıl ilan edildi? Diyarbakır barosunun kıdemli avukatlarından Cemal Batmanlı ile avukatlık mesleğini ve sorunlarını konuştuk.

AMİDA HABER - 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir Ticaret Odası toplantı salonunda yapılan 2 günlük toplantı sonunda Barolar Birliği’nin kuruluş çalışmaları başladı. Yapılan araştırmalar sonucu ilk olarak İstanbul Barosu’nun 80 yıl önce 5 Nisan 1878 de toplanıp genel kurul yaptı. Bu toplantının ardından 5 Nisan Avukatlar Günü ilan edildi. 2022 yılı sonu itibarıyla yapılan araştırmaya göre Türkiye’de 83 baroya kayıtlı toplam 174 bin 533 avukat bulunuyor. Türkiye’nin en önemli barolarından biri olarak gösterilen Diyarbakır Barosunda ise 2500 kayıtlı avukat bulunuyor.

Amida Haber olarak 5 Nisan Avukatlar Günü vesilesiyle Diyarbakır Barosu avukatlarından Cemal Batmanlı ile avukatlık mesleğini ve sorunlarını konuştuk.

5 Nisan’da Avukatlar Günü olarak kutlanıyor. Tarihsel gelişimi ve neden kutlandığını izah edebilir misiniz?

Öncelikle Diyarbakır Barosu’nun kuruşlundan bugüne, başta Başkanımız Tahir ELÇİ olmak üzere, vefat eden tüm meslektaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Hasta olan meslektaşlarımıza acil şifalar diliyorum. 5 Nisan 2025 Avukatlar Günümüzü kutlarım.

ilk-11-13.jpg

Bilindiği üzere 5 Nisan’ın Avukatlar günü olarak belirlenmesi ve kutlamasına dair tarihsel boyutu ile ilgili en kabul gören görüş, İstanbul Barosu’nun 5 Nisan 1878 yılında kuruluşu ve ilk Genel Kurul Toplantısının bu tarihte yapılmasıdır. Yine yıllar sonra İzmir Barosu’nun 1934 yılında yaptığı toplantıda tüm avukatların bir çatı altında toplanarak avukatlık mesleğinin etkin hale getirilmesi için adım atıldı. Ayrıca 5 Nisan tarihinin de avukatlar günü olarak ilan edilmesi temennisi üzerine 1958 yılında Türkiye Barolar Birliği 5 Nisan gününü avukatlar günü olarak kabul ederek bugün kutlanmaya başlandı.

Bütün örgütlü meslekler gibi avukatlar da TBB çatısı altında birleşmiş ve 5 Nisan günü özel bir gün olarak kabul edildi. Bugün avukatlık mesleğinin, hukukun vazgeçilmez ayaklarından biri olduğunu, mesleğin tanınırlığı ve itibarının arttırılması, mesleki sorunların zamanın ruhuna uygun değerlendirilmesi ve gelecekteki hukuki ve siyasi konulara ışık tutması için Barolarca tertip edilmekte ve kutlanmaktadır.

ilk-11-15.jpg

Diyarbakır Barosunda kaç avukat kayıtlıdır ve hepsi fiili olarak mesleklerini icra ediyorlar mı?

Öncelikle üyesi olduğum için gurur duyduğum Diyarbakır Barosu’nun 1927 yılında kuruldu. Baromuza 2024 yılı sonu itibariyle 970 kadın ve 1492 erkek olmak üzere 2462 avukat meslektaşımız kayıtlıdır.

ilk-11-19.jpg

Avukatlık mesleği sizin için ne anlam ifade ediyor?

Avukatlık mesleğini 1136 sayılı Yasa’nın 1.Maddesi, kamu hizmeti ve serbest meslek olarak ifade etmektedir. Ayrıca kanun, avukatı yargının kurucu unsurlardan SAVUNMA ayağı olarak nitelendirmiştir. Yani avukat savunma makamındadır. Latince kökeninden de savunmacıdan geldiği söylenir. Savunmanın kutsallığı da nazara alındığında benim nazarımda avukatlık; itibar, yediemin yani güvenilir vekil demektir.

Türkiye’de olduğu gibi Diyarbakır’da da avukat sayısı her geçen gün artıyor. Avukat sayısındaki bu hızlı artış nedeniyle özellikle genç avukatlar ciddi sorunlarla karşılaşıyorlar. Yeni başlayan bazı avukatlar da üç dört kişi anlaşarak ancak yer kiralayabiliyorlar. Hatta bazıları meslekte umduğunu bulamayınca başka işlere yöneliyor. Hem Türkiye geneli hem de Diyarbakır özelinde bunun önüne nasıl geçilebilir?

ilk-11-16.jpg

‘Avukatların yüzde 65’i çevre illerden geldi’

Öncelikle Avukatlık Mesleğinde olduğu gibi diğer mesleklerde de aynı durumu görmek mümkündür. Aşırı okullaşma ve plansız bir yürütmenin doğal bir sonucudur. Diğer illerdeki avukat sayısının artışına nazaran Diyarbakır Barosundaki artış açık ara önde gitmektedir. Bunun birden çok sebebinin yanında özel bir sebebi de olduğunu düşünüyorum. Çünkü özel sebep olarak, Diyarbakır farklı bir konumda ve farklı bir potansiyel barındırmaktadır. Ben dahil Diyarbakır Barosuna kayıtlı avukatların yaklaşık %65’i çevre il ve ilçelerden gelip Diyarbakır’ı mesken tutmalarıdır.

‘Yaklaşık 2500 kayıtlı avukat var’

Ancak esas sebeplerine geçmeden önce bir konuya açıklık getirmek isterim. Avukat sayısının hızlı çoğalmasının yanında hukuk, ceza ve idari dava sayılarının da hızlı bir şekilde arttığını gözlemek mümkündür. Örnek olarak 1995 yılında Diyarbakır merkez adliyesinde 2 tane Asliye Hukuk Mahkemesi varken bugün sayısı 15’i aşmış, bu dönemde avukat sayısı 300 iken şimdi ise 2500 avukat var. Matematiksel olarak artış oranı aynı. Bu durumda esas sorun sayıda değil esasta gizlidir. Yani sorunu avukat sayısının artışında değil de başka unsurlarda aramak gerekir.

‘Avukatlar daha fazla sosyaldir’

Mevcut yasal durum ve idari yapıyla bu sorun çözülemeyeceğine göre oluşan bu sonuçtan hayırlı ve tüm toplumu rahatlatacak pozitif bir sonuç pek ala mümkündür. Şimdi düşünün ve herkes kendi çevresine şöyle bir bakıp yorumlasın: Her eve bir avukatın girmesi, o evin bireylerinin suç işleme meylinde düşme ve hukuki konuların tanziminde hataya düşme oranın da düşeceği pek tabiidir. Diğer taraftan avukatlar toplumun birçok kesimine göre daha fazla sosyaldirler. Bulundukları çevreyi, aileyi sosyalleştirmeleri, itibari değerlerinden yararlanma gibi etkileri oldukça fazladır.

‘Suç oranı en düşük mesleklerden biri avukatlardır’

Bu durumda toplumda, iktidarın öngörülmeyen/kestirilemeyen bir değerlerin ortaya çıktığı da bir gerçektir. Kendiliğinden gelişen ve oluşan bu tablodan yararlanmak gerekir. Çünkü bir toplumun çekiş değeri ve dinamiğinde hukukçuların etkisi oldukça fazladır. Toplum onlarla adaletli olur ve adalet arar ki bunun sonucu mutlu ve verimli bir toplum oluşur. Yani iktidarların ve toplum öncülerinin bu gruptan yararlanma zorunluluğu gelmiş ve geçmiştir bile.

Bu halde konuya şöyle bakalım; Bugün tüm meslekler arasında suç oranı düşük olan avukatlardır. Yine ailede avukat olanla olmayan aile birey kıyaslamasında suç oranı avukat aileleri arasında daha azdır. Hukuki iş ve işlemlerde de bunu görmek mümkündür. Yani toplumda gelişen aile doktoru ve aile avukatı bu durumun somut örneğidir.

‘TBB yasal ve anayasal düzenleme yapmalı’

Bu halde iktidarların zaman ve para harcayarak elde edemeyeceği bu tablodan toplum adına yararlanmak ve devamı ile teşviki için acil yapılması gerekenler olarak, staj dönemi boyunca asgari ücreti aşan miktarda merkezi bütçeden Barolara ödenek aktarılması, hukuki görünürlük diye tabir edilen avukatların açık ve seçik kanunda tanımlarının yapılması, iş ve işlemlerin yapılması sırasında sorun çıkaran kamu görevlisinin tabi olduğu mevzuatta derç ettirilecek şekilde cezai madde belirtilmesi ve yine TBB’nin her yıl yenilediği avukatların sorunları ve çözüm yolları ışığında yasal ve anayasal düzenleme yapılması gerekir.

Diğer taraftan gerçek ve özel tüzel kişiler arasında yapılacak resmi iş ve işlemler dışındaki işlemler için geçerlilik şartı olarak en az bir avukat imzası da alınacak şekilde yapılacak kanuni bir değişiklikle hukuka güven daha da artacaktır.

ilk-11-14.jpg

Kamuda genç avukat istihdamı yeterli mi ya da artırılması gerekirse nasıl yol alınabilir?

Bu soruyu cevaplamadan önce idare yapısını anlamak gerekir. Türkiye’de idare hukuku ve idari birimler kendilerini vatandaşların açacağı davalardan korumak ve savunmak için avukat istihdam eder. Yani hukuk oluşturmak ve geliştirmek için değil tam tersine yaptıkları hukuksuzlukları korumak için bir sistem kurulmuştur. Bu durumda yapılacak hukukçu istihdamı mevcut halde fazladır bile.

Onun için olaya ve idare sistemine farklı bir açıdan bakmak lazım. Yani idareyi savunmak yerine idarenin iş ve işlemlerini nasıl hukuk içinde tutabiliriz denilmesi gerekiyor. Böyle olunca iş değişiyor. Yani her birimine ihtiyaca göre hukukçu konulsaydı, bugün neden kimse hukuk tercih etmiyor noktasında olurduk.

Kentteki Adliyelerin birçoğu farklı yerlerde, bu karışıklık avukatları nasıl etkiliyor? Buna ilişkin bir çözüm öneriniz var mı?

Diyarbakır İli Kayapınar ilçesi Tekel işletmesinin olduğu alanda tüm adliye ve icraların tek bir yerleşkede toplanmasına imkan verecek bölge için yaklaşık 100 dönümlük alan tahsisi yapılmıştı. Ancak her yeni gelen Adalet Bakanı bu konudaki çalışmaları bir sonrakine devir etmiş ve yol alınamamıştır.

‘Dağınıklık giderilmeli’

Bu konuda Baromuzun yönetim kurulu ve diğer sivil toplum kuruluşları temsilcilerine ve özellikle iktidar milletvekillerine çok ama çok iş düşmektedir. Bu konuda bir avukat aynı zaman dilimi içinde iki hatta üç yere gitmek zorunda kalmaktadır. Yani avukatlar mekan sıkıntısın yanı sıra, araçlarını park edecekleri yeri bulamamaları gibi zorluklarla karşılanmaktadır. Diğer taraftan bu dağınıklık nedeniyle adliyelerde avukat bekleme ve dinleme yerlerinin olmaması avukatların mesleki verimliliklerini de düşürmektedir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.