Barışın yeni elçileri: Aşiret gitti, onlar geldi
Aşiretler, bölgemizde tarih boyunca aileler ve kişiler arasında yaşanan anlaşmazlıkların çözümünde önemli bir rol oynadı. Özellikle ölümlü kavgalar ve kan davalarında, sadece aşiret liderleri değil, “rûspî” olarak adlandırılan aile büyükleri ve dini liderler de arabuluculuk sürecinde aktif görev aldı.
Toplumda büyük saygı gören dini alimler, çatışmaların çözümünde önemli bir misyon üstlenirken, zamanla aşiret yapılarının zayıflamasıyla bu rol farklı toplumsal yapılara evrildi. Köyden kente göçle birlikte insanlar, kent merkezlerinde dernekler, kooperatifler ve çeşitli topluluklar altında bir araya gelmeye başladı. Bu yapılar içinde seçilen temsilciler, toplumsal olaylarda söz sahibi olarak arabuluculuk görevini sürdürdü.

Arabuluculuk Kanunu yasallaştı
Türkiye’de 22 Haziran 2013’te yürürlüğe giren 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile resmi bir arabuluculuk sistemi oluşturuldu. Bu sistem, geçmişte alimler, rûspîler ve aşiret liderlerinin yürüttüğü geleneksel arabuluculukla benzerlik gösterse de uygulama ve yaptırım açısından farklılıklar barındırıyor.
Her ne kadar modern arabuluculuk sistemi geliştirilmiş olsa da, toplum içindeki kanaat önderlerinin rolü devam ediyor. Özellikle büyük kan davalarında valilikler, kaymakamlıklar ve siyasetçilerin de bu kişileri devreye sokarak çözüm aradığı biliniyor.
‘Güçlü ilişkileri bulunan kişiler devreye girer’
Amida Haber’e konuşan Diyarbakır Dernekler Platformu Genel Sekreteri Nusret İla, geçmişten günümüze arabuluculuğun önemini şu sözlerle anlattı:“Bu topraklarda her zaman sorunlar oldu ama çözüm de çoğu zaman toplumun kendi içinden çıktı. Her dönemde muhakkak sözü geçen, aklı mendi, rusipîdediğimiz sözü geçen, tarafsızlığıyla halkın ve toplumun diğer resimlerini de benimseyen insanlar her zaman olmuştur.İki kişi, iki aile ya da iki aşiret arasında bir sorun olduğunda, genellikle hem dini bilgisi olan hem de toplumla güçlü ilişkileri bulunan kişiler devreye girer.”
‘Ortak bir çözüm bulunmaya çalışılır’
İla, arabuluculuk sürecinin belli aşamalarla ilerlediğini belirterek, “Önce olayın büyümemesi için sükunet sağlanır. Eğer bir ölüm söz konusuysa yas süreci beklenir. Ardından taraflardan biri aracı talep eder. Ancak aracı kişi, taraflardan yetki almadan sürece girmez. Bu yetki alındıktan sonra her iki taraf detaylı şekilde dinlenir ve ortak bir çözüm bulunmaya çalışılır” dedi.
‘Kur’an üzerine söz verilerek barış sağlanır’
Verilen kararların çoğu zaman dini ritüellerle pekiştirildiğini ifade eden İla, “Alimlerin huzurunda, Kur’an üzerine söz verilerek barış sağlanır. Bu sözler toplum nezdinde bağlayıcıdır” diye konuştu.
Arabuluculukta tarafsızlığın kritik olduğuna dikkat çeken İla, şunları söyledi:“Aracı kişi taraf tutarsa süreç zarar görür. Bazen aracı doğru olsa bile taraflar samimi olmayabiliyor. Bu yüzden sabır ve metanet çok önemli. Aracılar zaman zaman hakarete, fiziksel saldırıya da uğrayabiliyor. Bu süreçte çok sabırlı olunmalı.”

Arabuluculuk kanunu ile arasındaki fark!
Modern arabuluculuk sistemi ile geleneksel yöntemler arasındaki farklara da değinen İla, “Resmi arabuluculukta ücret söz konusu. Bizim yaptığımız ise tamamen gönüllülük esasına dayanıyor. Yıllarca süren davalarla ilgilendiğimiz oldu ve hiçbir ücret talep etmedik. Bunları çoğu da kent merkezlerinde değil, köylerde de oluyor. Bizler sürekli oralara da gitmek zorunda kalıyoruz” dedi.
İla, mevcut hukuk sisteminin geliştirilmesi gerektiğini de vurgulayarak, “Hukuk sistemi bireyin mağduriyetini her zaman gideremiyor. Oysa geleneksel yöntemlerde tarafların zararını telafi etmeye yönelik çözümler üretilebiliyor. Bu nedenle daha esnek ve toplumun kültürüne uygun bir sistem geliştirilebilir” ifadelerini kullandı.
‘İnsan sosyal bir varlıktır’
Günümüzde aşiret yapısının büyük ölçüde zayıfladığını belirten İla, Diyarbakır’da bu rolün daha çok dernekler ve sivil yapılar tarafından üstlenildiğini söyledi. İla, “İnsanlar hala kendilerini bir yere ait hissetmek istiyor. Sorun yaşadıklarında derneklerine başvuruyor. Bu sistemin kalkacağını zannetmiyorum. Çünkü insan sosyal bir varlıktır. Toplulukla var olur. Bildiği, tanıdığı yerde kendini daha güvende hisseder” diye konuştu.
‘Bu yapılar dışlanmamalı’
Devlet ile toplum arasındaki uyuma da dikkat çeken İla, “Bu yapılar dışlanmamalı. Devlet ile toplumun birlikte hareket etmesi daha sağlıklı sonuçlar doğurur. Büyük kan davalarında bazı yerlerde valilerimiz, kaymakamlarımız da bu akıl insanları devreye sokuyor. Onlar üzerinden gidiyor. Önemli olan birlikte olabilmek” dedi ve ocak ayından bu yana 2 anlaşmazlığı çözdüklerini ifade etti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.