Diyarbakır Barosu’ndan Erdoğan’a: Kürtlerle diyaloga girin
AMİDA HABER- Diyarbakır Barosu, İnsan Hakları Derneği ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği, Rojava’ya yönelik saldırılara ilişkin ortak basın açıklaması yaptı. Diyarbakır Adliyesi önünde yapılan ortak açıklamayı Baro Başkanı Abdulkadir Güleç' okudu.
Rojava’daki saldırıların bölgesel barışa zarar verdiği belirtilen açıklamada, “Türkiye’de kalıcı barışın tesis edilmesi ile Suriye’de yaşayan Kürt halkının haklarının güvence altına alınması arasında doğrudan ve kopmaz bir illiyet bağı bulunmaktadır. Türkiye’nin sınırlarının hemen ötesinde yaşayan Kürt halkının statüsüzlük, güvensizlik ve sürekli şiddet tehdidi altında bırakılması; Türkiye’de toplumsal barışı güçlendiren değil, zayıflatan bir etki yaratmaktadır.

‘Hakları güvence altına alınmalı’
Kalıcı barış, yalnızca ülke sınırları içinde yürütülen güvenlik politikalarıyla değil; komşu coğrafyalarda yaşayan halkların meşru haklarına saygı gösterilmesiyle mümkündür. Suriye’de Kürt halkının kendi varlığını, kimliğini ve demokratik temsil mekanizmalarını güvence altına alacak bir çözüm, Türkiye’de barışın toplumsal ve siyasal zeminini de güçlendirecektir. Bu çerçevede uluslararası kamuoyuna, Suriye ve Rojava üzerinde nüfuz sahibi devletlere ve uluslararası kurumlara çağrımızdır.
Erdoğan’a çağrı
Suriye’de sivillere yönelik saldırılar ve etnik-dinsel temelli hak ihlalleri karşısında sessiz kalınmamalı; Rojava’nın hukuki ve siyasal statüsünün korunması için uluslararası hukuk temelinde etkin adımlar atılmalıdır. Aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti yetkili makamlarına, başta Sayın Cumhurbaşkanı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen siyasi partilere çağrımızdır: Türkiye Cumhuriyeti, HTŞ gibi radikal selefi örgütlerle değil, Kürt halkı ve Suriye’de yaşayan diğer toplumsal kesimlerle diyaloga geçerek, kalıcı ve gerçek bir barışın kurulmasına katkı sunabilir. Türkiye’de barışın kalıcı hâle gelmesi, Suriye’deki Kürt halkının varlığının ve haklarının güvence altına alınmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Türkiye’nin, sınırlarının hemen ötesinde yaşayan ve Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarıyla güçlü tarihsel ve toplumsal bağlara sahip olan Kürt halkının yaşam hakkını, ulusal ve demokratik haklarını, kendilerini özgürce temsil etme haklarını savunması; barışa hizmet eden, hukuka dayalı ve sorumlu bir yaklaşım olacaktır.

‘Kalıcı barışın inşası’
Kalıcı ve adil bir barış; inkâr, şiddet ve statüsüzlük dayatmalarıyla değil, halkların iradesine saygı gösterilmesi, kimliklerin ve inançların eşit yurttaşlık temelinde güvence altına alınmasıyla mümkündür. Rojava’da demokratik çözümün ve hukuki statünün korunması, Türkiye’de ve bölgede barışın güçlendirilmesinin temel koşullarından biridir. Uluslararası insan hakları hukukunun, hukukun üstünlüğünün ve barış hakkının savunucusu olmaya; Suriye’de ve bölgede kalıcı barışın inşası için hukuki ve toplumsal sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz” ifadelerine yer verildi.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.