Diyarbakır: Dil bariyeri şiddeti görünmez kılıyor

Diyarbakır: Dil bariyeri şiddeti görünmez kılıyor
 Muhabir
Diyarbakır’da kadınlar, ülkede son 24 saat içinde 6 kadının erkek şiddeti sonucu katledilmesine tepki gösterdi. Kadınların şiddeti anlatırken kendi ana dillerinde tercüme desteğinin sağlanmamasının adalete erişim hakkını ortadan kaldırdığı belirtildi.

AMİDA HABER - Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı ve Dicle Amed Kadın Platformu, Türkiye’de son 24 saat içinde 6 kadının erkek şiddeti sonucu katledilmesi üzerine Ofis semtinde bulunan AZC Plaza önünde açıklama yaptı.

kadin-cinayet-5.png

Topluluk adına açıklamayı okuyan Rosa Kadın Derneği Başkanı Zeynep Sipçik, Türkiye’de kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerinin artık münferit olaylar olmaktan çıktığını, sistematik bir kıyıma dönüştüğünü söyledi.

kadin-cinayet-2.png

‘Son 24 saat içinde 6 kadın hayattan koparılmıştır’

2025 yılı kadın cinayetleri verileri atıfta bulunan Sipçik, “Geçtiğimiz yıl 294 kadın cinayete kurban gitmiş, 297 kadın ise şüpheli şekilde hayatını kaybetmiştir. Henüz 2026 yılının ikinci ayındayken, yalnızca son 24 saat içinde 6 kadın hayattan koparılmıştır. Kadın cinayetlerinin temelinde erkek egemen zihniyet ve iktidarın kadın karşıtı politikalarının yarattığı iklim bulunmaktadır. Eril anlayış, şiddeti önlemek yerine kadınların yaşamını hedef alan söylemleriyle bu şiddeti beslemekte ve meşrulaştırmaktadır. Son 24 saatte katledilen 6 kadından 3’ü boşanma aşamasında olup ve devletten koruma tedbiri almış olmalarına rağmen katledilmiştir. Diğer 3 kadın ise boşandıkları halde şiddetin hedefi olmuştur. Bu tablo; kadınların bu ülkede her gün, her saat güvencesiz ve açık tehdit altında yaşam mücadelesi verdiğinin en somut kanıtıdır” dedi.

kadin-cinayet-1.png

‘Dil bariyeri…’

Kadınların şiddeti anlatırken, koruma talep ederken ve yargı süreçlerine katılırken kendi ana dillerinde ifade özgürlüğüne ve etkin tercüme desteğine sahip olmaması adalete erişim hakkının fiilen ortadan kaldırılması anlamına geldiğini belirten Sipçik, şunları aktardı: “Dil bariyeri, özellikle Kürt kadınlar açısından, şiddetin görünmezleşmesine ve cezasızlığın derinleşmesine yol açmaktadır. Öte yandan son dönemde “aile yılı” söylemi eşliğinde boşanma ve nafaka hakkına yönelik yürütülen aleyhe propaganda, kadınları hedef göstermekte ve şiddeti meşrulaştıran bir zemin üretmektedir. Boşanmak isteyen ya da nafaka hakkını talep eden kadınların kamuoyunda kriminalize edilmesi, artan kadın cinayetlerinin toplumsal ve siyasal arka planını daha da ağırlaştırmaktadır. Kadınların boşanma, nafaka ve özgür yaşam hakları tartışmaya açılamaz; bu haklara yönelik her saldırı kadınların yaşam hakkına yönelmiş bir tehdittir.”

kadin-cinayet-4.png

Talepler

Yetkilileri sorumluluk alamaya çağıran Sipcik, talepleri şu şekilde sıraladı:

"Kadına yönelik şiddetin temelinde yer alan toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldıracak politikalar geliştirilmelidir. Eğitimden kamu politikalarına kadar her alanda eşitliği esas alan,kadınların özgür ve bağımsız bireyler olarak varlığını güvence altına alan somut ve kalıcı adımlar atılmalıdır.

Kadınları koruyan yasal düzenlemeler ivedilikle ve tavizsiz biçimde uygulanmalıdır.

Kazanılmış haklarımızı hedefe koyan Aile Yılı politikalarında ve yargı paketlerinden vazgeçilerek 6284 sayılı yasa etkin şekilde işletilmeli ve İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönülmelidir.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.