Diyarbakır’da bit vakalarına karşı ailelere uyarı

Diyarbakır’da bit vakalarına karşı ailelere uyarı
 Muhabir
Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, okullarda bit vakalarına karşı tarama yapılması gerektiğini belirterek aileleri bilinçli hareket etmeye çağırdı.

Havaların serinlemesiyle birlikte ülke genelinde bit vakaları gündeme gelmeye başladı. Özellikle okul çağındaki çocuklarda görülen bitlenme vakaları ailelerde tedirginliğe neden oluyor. Baş başa temas yoluyla kolayca bulaşabilen bitlenme, saç derisinde kaşıntı ve rahatsızlığa yol açıyor. Bitlenme vakalarında sonbahar aylarında (eylül-kasım) artış görülse de yılın her döneminde ortaya çıkabiliyor.

Amida Haber’e konuşan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, bitlenme vakalarına karşı alınması gereken önlemleri anlatarak ailelere ve okul yönetimlerine çağrıda bulundu.

w-veysi-ulgen-2.webp

Bitlenme ve uyuz vakalarının özellikle kalabalık ailelerde ve sosyoekonomik açıdan dezavantajlı kesimlerde daha sık görülebildiğini belirten Ülgen, vakaların okullarda yayılabildiğine dikkat çekerek, “Bitlenme olsun, uyuz olsun; toplu yaşayan, özellikle kalabalık ve sosyoekonomik düzeyi düşük ailelerde yaygın görülüyor ve bu okullara taşınıyor. Birkaç bitli öğrencinin olması, o sınıftaki öğrencilerin çoğunun bitlenmesine neden oluyor” dedi.

‘Genel bir bit taraması yapması lazım’

Bitlenmeye karşı ailelerin yanı sıra okul ve kreş yönetimlerinin de sorumluluk alması gerektiğini vurgulayan Ülgen, kurumlarda düzenli tarama yapılmasının önemine işaret ederek, “Bu noktada ailelerin ve özellikle okul, kreş yönetimlerinin, yine kurumlardaki yöneticilerin genel bir bit taraması yapması lazım. İlçe Sağlık Müdürlükleriyle görüşüp onlarla birlikte bir bit taramasının yapılması gerekiyor. Gerekli kamu kurumlarında, Sağlık Müdürlükleri aracılığıyla bu anlamda ilaçlamanın da ücretsiz bir şekilde yaygınlaştırılması lazım. İlaçlama, korunma ve taramayla bitlenmenin önüne geçilebilecek bir durumdur” diye konuştu.

bit-vakalari-1-1.webp

‘Aileleri bilinçlendirmek gerekiyor’

Bitlenmenin toplumda zaman zaman bir eksiklik ya da sınıfsal durumun göstergesi olarak algılandığını ifade eden Ülgen, bu nedenle çocukların dışlanabildiğini söyledi. Ülgen, “Bu konuda aileleri bilinçlendirmek lazım. Bitlenme bir yetersizlik, eksiklik ya da sınıfsal düşüklük gibi algılanıyor. Bir çocuk bitlendiğinde ötekileştiriliyor, dışlanıyor. Bu durum aileler üzerinde de baskı oluşturuyor. Halbuki her insan, yani zengin bir ailenin ya da burjuva bir ailenin çocuğu da bitlenebilir. Sosyoekonomik açıdan düşük ve hijyen bakımından dezavantajlı yerlerde yaşayanlarda bitlenme oranı daha yüksek olabilir. Ama bu, insanın suçu değildir” ifadelerini kullandı.

Bitlenmenin utanılacak bir durum olmadığını ve tedavisinin bulunduğunu belirten Ülgen, ailelerin sorunu inkar etmek yerine çözüm için harekete geçmesi gerektiğini dile getirerek şunları dedi: “Bu utanılacak bir şey değildir. Bir kere bitlenme meselesini kabul edip bunun bir hastalık olduğunu, önleminin ve tedavisinin bulunduğunu bilmek gerekiyor. Çocuğuna baskı kuracağına, durumu inkar edeceğine ya da başkalarını suçlayacağına ailelerin öncelikle kendi içinden başlaması gerekiyor. Hijyene, korunmaya, denetime ve taramaya önem vermeleri lazım. Hekimlerle, özellikle birinci basamakta çalışan hekim ve hemşirelerle uyum içinde çalışmaları ve onların önerilerini uygulamaları gerekiyor.”

bit-vakalari-2.webp

‘Sadece sonbaharda görülmez’

Ailelerin çocuklarının saçlarını ve kıyafetlerini düzenli olarak kontrol etmeleri gerektiğini söyleyen Ülgen, kişisel bakımın önemine dikkat çekerek, “Aileler çocuklarının saçlarına ve elbiselerine bakabilir, saçlarını kısaltabilir. Asıl önemli olan, çocukların bitlenmesini önlemek için hijyene dikkat edilmesidir. Haftada en az üç defa banyo yapmak lazım. Düzgün banyo yapmak koruyucu bir yöntemdir. Bitlenme, yalnızca sonbahar aylarında görüldüğü yönündeki algının doğru değil. Bitlenme daha çok nemli havaları ve hijyenin yetersiz olduğu ortamları sever. Dolayısıyla yalnızca bu aylarda meydana geldiğini söylemek doğru olmaz” dedi.

Kamu kuruluşları risk taşıyabilir

Bitlenme konusunda hastaneler ve kamu kurumlarının koşullarına da dikkat çeken Ülgen, eski binalardaki fiziki koşulların ve yoğun hasta sirkülasyonunun önem taşıdığını belirterek şunları söyledi: “Hastaneler ve kamu kurumları boyutu önemli. Hastaneler eski olduğu için oradaki mobilyalar, kapılar, döşemeler ve çarşaflar eski. Hasta sirkülasyonu fazla. O yüzden buralrdaki ilaçlanma olayı büyük önem taşıyor.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.