Diyarbakır’da ilkokul, ortaokul ve lise aynı binada

 Muhabir
Diyarbakır’da 3 okulun aynı binada eğitim görmesi tepkiye neden olurken, Eğitim Sen Amed 2 No’lu Şube Eşbaşkanı Duygu Özbay, farklı yaş gruplarındaki öğrencilerin aynı binada bulunmasının pedagojik ve fiziksel açıdan sorun oluşturduğunu belirtti.

6 Şubat 2023’te meydana gelen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3 yıl geçti. Ancak depremde hasar gören yapıların sorunları tamamen çözülebilmiş değil. Hasarlı ve risk oluşturan yapıların başında ise okullar geliyor. Diyarbakır’da depremde hasar gören 13 okulda yıkım ve onarım süreçleri devam ediyor. Okulların yıkılması ve yeni yapıların yapılmasının zaman alması nedeniyle öğrenciler ise farklı okullara yönlendiriliyor. Yıkılan okullardaki öğrenciler, başka okullarda kendileri için ayrılan sınıflarda eğitim görüyor.

haber-2026-09-25t000034-068.webp

Bu okullardan biri de 70. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi (Sağlık Meslek Lisesi). Depremde zarar gören okul kısa süre önce yıkıldı. Burada eğitim gören öğrenciler, Hasanpaşa Ortaokulu’nda kendileri için ayrılan 3 katta eğitimlerine devam edecek. Hasanpaşa Ortaokulu aynı binayı Şair Cahit Sıtkı Tarancı İlkokulu ve 70. Yıl Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile paylaşıyor. Böylece ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri aynı binada eğitim görüyor.

Veliler endişeli

Farklı yaş gruplarındaki öğrencilerin aynı binada eğitim görmesi ailelerin de tepkisine neden oldu. Veliler, ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin aynı ortamda bulunmasının hem pedagojik hem de güvenlik açısından sorun oluşturabileceğini belirtiyor.

Amida Haber’e konuşan ve ismini vermek istemeyen bir veli, lise öğrencilerinin kullanacağı alanların yetersiz olduğunu söyledi. Veli, özellikle okulun arka bahçesinin yaklaşık 250 lise öğrencisi için ayrıldığını belirterek, “Alan çok küçük. Çocukların, teneffüslerde çıkıp dinlenecekleri, hava alacakları alan yok” dedi

‘Çocuklar risk altında’

Öğretmenlerin de yaşanan durum nedeniyle mağdur olduğunu ifade eden veli, sınıflardaki öğrenci mevcutlarının yüksek olduğunu söyledi. Çocuğunun bulunduğu sınıfta kapı dahi olmadığını belirten veli, “Onlara üç kat ayırmışlar. Sınıflardaki kontenjan sayısı çok fazla. Yetmiyormuş gibi 3 okulu bir araya taşımışlar. Çocuklar risk altında. İleride çok fazla problem çıkacaktır. Farklı yaş gruplarındaki öğrencilerin aynı binada bulunmasının akran zorbalığı açısından da sorun yaratabileceğini düşünüyorum. Sınıfı mevcutları çok fazla. Çocuklar arasında yaş farkı çok var. Çocuğumun son senesi. Problemsiz bir şekilde mezun olmasını temenni ediyorum” diye belirtti.

‘İmam Hatip’ler birleştirebilirdi’

Veli, bazı İmam Hatip ortaokullarındaki öğrenci sayılarının düşük olduğunu öne sürerek, mevcut okulların daha verimli kullanılabileceğini ifade etti. Öğrencilerin farklı saatlerde eğitim görmesinin de bir çözüm olabileceğini söyleyen veli, “Bizim çocukları öğleye kadar, örneğin saat 13.00’e kadar okutabilirler. Daha sonra ortaokul öğrencilerini alabilirler. İmam Hatip’le birleştirebilirlerdi. Çünkü mevcutları çocuk düşük, 20-30 öğrenci bulunuyor. Ama yapmadılar” dedi.

a067c359-250904-dj0b-00-00-00-00-still003.webp

Yaşanan durumdan dolayı endişeli olduğunu belirten veli, “Bu durumdan çok muzdaribim. Geçtiğimiz Manisa’da bir okula saldırı oldu. Endişelerimiz de ister istemez oluyor” ifadelerini kullandı.

Eğitim Sen Amed 2 No’lu Şube Eşbaşkanı Duygu Özbay ise ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin aynı binayı kullanmasının pedagojik ve fiziksel açıdan uygun olmadığını söyledi. Okulların fiziki koşullarının öğrencilerin yaş gruplarına göre düzenlenmesi gerektiğini belirten Özbay, “İlkokul, ortaokul ve lisenin aynı binayı kullanıyor olması, okulun fiziki koşullarının çocukların fiziksel yeterliliklerine uygun olmadığını gösteriyor. Okul içerisindeki sıra, masa, lavabo, kapı ve pencerelerin dahi öğrencilerin yaş gruplarına göre planlanması gerekir” dedi.

Özbay, deprem nedeniyle hasar gören okulların yeniden yapılması konusunda planlamaların zamanında gerçekleştirilmesi gerektiğini belirterek, “Okul açılmadan bunun çözümünü üretmezseniz, çözümü ilkokulu, ortaokulu ve liseyi aynı binaya taşıyarak bulursanız, bu pedagojik açıdan da uygun değil. Hepsinin gelişim düzeyleri farklı, sosyal dünyaları farklı, duygu durumları farklı. Dolayısıyla bu kademelerin farklı binalarda olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Bu durumun öğrenciler üzerinde pedagojik açıdan olumsuz sonuçlar yaratabileceğini belirten Özbay, kalabalık sınıfların da ayrı bir sorun oluşturduğunu söyledi.

‘Kalabalık sınıflarda öğrenciler fark edilemiyor’

Sınıflardaki öğrenci sayısının yüksek olmasının öğrencilerin bireysel olarak takip edilmesini zorlaştırdığını ifade eden Özbay, ideal sınıf mevcudunun önemine dikkat çekti. Özbay, “Biz neden sınıf sayısını 20 ile telaffuz ediyoruz? Çünkü çocuk orada kendine bir alan bulacak. İdeal bir sınıf düzeninin içerisinde kendini ifade edebilecek. Kalabalık sınıflarda öğretmenlerin öğrencilerdeki sorunları erken fark etmesini zorlaştırıyor. Aile içinde yaşanan sorunlar, öğrencilerin ruh halindeki değişiklikler ve akranlar arasındaki çatışmaların gözden kaçabiliyor” dedi.

Okullarda yeterli sayıda rehber öğretmenin bulunmamasının da sorunlardan biri olduğunu ifade eden Özbay, kalabalık sınıfların hem öğrencileri hem de eğitim emekçilerini zorladığını belirtti. Farklı kademelerdeki öğrencilerin aynı binada ve aynı bahçeyi kullanmasının da sorun oluşturduğunu dile getiren Özbay, “Biri çok yetişkin, biri daha çok küçük ve okula yeni başlıyor. Dolayısıyla farklı fiziksel durumları olan kesimleri bir arada bulundurmak, onlara eğitim vermek birçok sıkıntıyı da içerisinde barındırıyor” dedi.

‘Sermayenin insafına bırakmaması gerekiyor’

Yaşanan sorunların plansızlıktan kaynaklandığını savunan Özbay, eğitim sistemindeki uygulamaların ihale ve taşeronlaşma üzerinden yürütülmesinin sorunları artırdığını ileri sürdü. Özbay, Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi bütçesi ve olanaklarıyla daha kapsamlı bir planlama yapması gerektiğini belirterek, “Eğitim sistemi neoliberal, sermaye alanına terk edilmiş durumda. Milli Eğitim, kendi olanaklarıyla, imkanlarıyla planlayıp ortaya çıkarabilmeli. Böyle ihaleyle ve taşeron usulüyle de sermayenin insafına bırakmaması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.