Diyarbakır’da yoğun bakımda: Diyar Koç için tahliye talebi

Diyarbakır’da yoğun bakımda: Diyar Koç için tahliye talebi
 Muhabir
Mardin’in Nusaybin ilçesinde “Türk bayrağını indirdiği” iddiasıyla işkence ile gözaltına alınıp tutuklanan Diyar Koç’un “kuleden düştüğü” yönünde tutanak tutuldu. Avukatlar tutuklama kararına itiraz etti.

AMİDA HABER- Olay, 20 Ocak’ta Mardin Nusaybin sınırında gerçekleşti. DEM Parti, Suriye ordusunun operasyonlarını protesto etmek için grup toplantısını Nusaybin – Kamışlı sınırında yaptı.

3.jpg

‘Yüzünü aç’ denilerek darp edildi

Protesto eylemi sırasında 25 yaşındaki Diyar Koç, gözaltına alındı. Diyar Koç’un gözaltına alındığı sırada çekilen görüntüler bazı sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Görüntülerde, jandarma ya da polis olduğu iddia edilen kişilerin Diyar Koç’u ağır şekilde darp ettiği, “yüzünü aç” diye baskı yaptığı ortaya çıktı. Elleri ile kafasını korumaya çalışan Koç’un, yüzünü açtığında kafasındaki darp izleri görüntülere yansıdı.

“Bayrak” sorusu sorulmadı

Koç’un işkenceye maruz kaldığı görüntüler “Türk bayrağını indiren kişi” olarak sosyal medya hesaplarından paylaşıldı. Ancak, gözaltındaki ifadesi sırasında Diyar Koç’a “bayrak indirme” ile ilgili tek bir soru sorulmadı. Koç, “örgüt üyeliği”, “örgüt propagandası” ve “sınır güvenliğini” ihlal gerekçeleri ile tutuklandı.

2.jpg

Yoğun bakıma alındı

Mardin Cezaevi’nde bir gün tutulan Diyar Koç, Diyarbakır Cezaevi’ne sevk edildi. Cezaevi idaresinin hastaneye göndermesi üzerine, Diyar Koç götürüldüğü Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mahkum yoğun bakım servisinde “beyin kanaması riski” nedeniyle tedavi altına alındı. Diyar Koç’un yoğun bakım ünitesindeki tedavisi sürüyor.

‘Kuleden düştü’ denildi

Darp edildiğine dair görüntüler paylaşılan Diyar Koç’a “Türk bayrağını indirme” suçlaması yöneltilirken, tutulan tutanakta, sınırdaki kuleye “PKK- YPG bayrağı asmak isterken düştüğü” yazıldı. Tutanakta, ikazlara rağmen Koç’un kuleden inmediği, eylemcilerin taş atması üzerine 4-5 metre yüksekten dengesini kaybederek düştüğü ve bu şekilde yaralandığı iddiası yer aldı.

2025/12/10/avukatea.jpg

Avukatlar itiraz etti

Diyar Koç’un avukatları, Mardin Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz dilekçesi verdi. Dilekçede, Koç’un yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdiğine dikkat çekilerek, tutuklamanın ölçüsüz ve hatalı olduğu kaydedildi. Dilekçede, Koç hakkındaki tutuklama kararının koruma tedbiri olmaktan çıktığı, sağlık hakkını doğrudan tehlikeye attığına dikkat çekilerek, kaldırılması istendi.

'İşkence örtbas edilmek istendi'

İtiraz dilekçesinde Koç’a uygulanan işkencenin “Türk bayrağını indirme” iddiasıyla örtbas edilmeye çalışıldığına vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi:

Somut dosyada tutuklama kararının, dosya kapsamındaki hukuka uygun ve somut delillere değil, müvekkile işkence uygulayan kolluk görevlilerinin bu işkenceyi meşrulaştırmak ve örtbas etmek amacıyla bizzat kendileri tarafından oluşturulan bir toplumsal algıya dayandığı anlaşılmaktadır. Nitekim müvekkile işkence uygulanırken çekilen ve sonrasında sosyal medyada yayılan görüntülerin, işkenceyi uygulayan kolluk görevlisi tarafından kayda alındığı, bu suretle hem işkencenin belgelendiği hem de müvekkilin sınır hattında Türk bayrağının indirilmesineilişkin olaylarla ilişkilendirilerek kamuoyunda suçlu profili yaratılmaya çalışıldığı görülmektedir.

‘Somut delil yok’

Buna karşın, müvekkil hakkında yürütülen soruşturma kapsamında Türk bayrağını indirdiğine dair herhangi bir soru yöneltilmemiş, bu yönde herhangi bir suç isnadı yapılmamış ve dosya içeriğinde bu iddiayı destekleyen tek bir somut tespit dahi yer almamıştır. Buna rağmen müvekkil, sosyal medya ve bazı basın organları aracılığıyla yoğun bir hedef gösterme ve kriminalize etme sürecine maruz bırakılmış, kamuoyunda oluşturulan algı üzerinden suçlu profili inşa edilmiştir. Bu durum, ceza muhakemesinin kişiye özgü, somut delile dayalı ve objektif yargılama ilkesini ortadan kaldırmakta; yargısal sürecin toplumsal baskı ve algı yönetimi ile şekillenmesi sonucunu doğurmaktadır.

‘Kamuoyunda suçlu profili oluşturuldu’

Oysa ceza yargılaması, kamuoyunu tatmin etme ya da toplumsal infiali yatıştırma aracı değil, yalnızca hukuka uygun delillere dayanarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yönelik bir süreçtir. Dosya bütünüyle değerlendirildiğinde, müvekkilin tutuklamaya sevk edilmesinin hukuki değil, sosyolojik bir zemine dayandığı açıkça görülmektedir. Müvekkil hakkında oluşan algının temelinde, sınır hattında Türk bayrağının indirilmesi olayıyla ilişkilendirilmesi ve kamuoyunda oluşturulan suçlu profili bulunmaktadır. Bu kapsamda müvekkil hakkında yürütülen süreç; somut ve hukuka uygun delillere değil, toplumsal infiale, sosyal medya üzerinden bilinçli biçimde oluşturulan algıya, kamuoyunda yaratılan linç atmosferine ve siyasi ya da duygusal reflekslere dayalı bir kriminalizasyon sürecine dönüşmüştür.’

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.