Ev işçisi kadınlar Diyarbakır’da sendika için kolları sıvadı: İMECE
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre, 2021 itibarıyla dünyada 75,6 milyon ev işçisi bulunuyor. Bu çalışanların 40,7 milyonu yasal korumadan yoksun, yüzde 82’si ise kayıt dışı çalışıyor. Ev işçilerinin yüzde 76,2’sini kadınlar oluşturuyor.
Yüzde 90’ını kadın
Türkiye’de ev işçilerinin sayısı net olarak bilinmezken, TÜİK 2020 verilerine göre bu sayı 220 bini aşıyor. Sendikalar ise 1 milyondan fazla ev işçisi olduğunu belirtiyor. TÜİK’e göre ev işçilerinin yüzde 70’i, sendikalara göre ise yaklaşık yüzde 90’ı sosyal güvenceden yoksun ve çalışanların yaklaşık yüzde 90’ını kadınlar oluşturuyor.

Yasal olarak ayda 10 gün ve üzeri çalışan ev işçilerinin sigortalanması zorunlu olsa da farklı evlerde kısa süreli çalışan kadınların büyük bölümü sigortasız çalıştırılıyor. Bu durum kadınları güvencesiz ve ağır çalışma koşullarıyla karşı karşıya bırakıyor. Bir yandan derin yoksullukla mücadele eden, diğer yandan ev ve çocuk sorumluluğunu üstlenen kadınlar, sosyal ve toplumsal baskılarla da mücadele etmek zorunda kalıyor.
Sendika adım attı
Bu güvencesiz çalışma koşulları, ev işçisi kadınları sendikalaşmaya yönlendiriyor. Büyükşehirlerde sendikalaşma oranı görece daha yüksek olsa da bölgesel eşitsizlikler devam ediyor. Diyarbakır’da da ev işçisi kadınlar örgütlenme için adım atmaya başladı. İmece Ev İşçileri Sendikası, kentte temsilcilik açmak amacıyla çalışmalara başladı ve bu kapsamda bir çalıştay düzenledi.
Sendikanın Yönetim Kurulu Üyesi ve Diyarbakır sorumlusu Yıldız Seren, Diyarbakır’daki ev işçilerinin sorunlarını anlamak amacıyla bir proje başlattıklarını belirterek, belediyeler ve kadın örgütlerinin desteğiyle toplantılar gerçekleştirdiklerini söyledi. Seren, 13 Haziran’da Diyarbakır’da düzenlenen çalıştayda ev işçilerinin sorunlarını ve mesleki standartların oluşturulmasını ele aldıklarını ifade etti.

‘Ev işine giden işçidir, ev işi de iştir’
Seren’e göre Diyarbakır’daki ev işçilerinin yaşadığı sorunlar İstanbul’dakilerle büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. Ancak Diyarbakır’daki kadınların daha örgütlü ve hak arama konusunda daha cesur olduklarını belirten Seren, en büyük sorunun ev işinin hala “iş” olarak görülmemesi olduğunu vurguladı. Ev işinin tanımlanmaması nedeniyle işçilerin yasal haklardan yararlanamadığını belirten Seren, “Ev işine giden kadınlar işçidir, ev işi de iştir. Bu alanın anayasal güvence altına alınmasını istiyoruz” dedi.
‘Ev işleri ayrı ayrı tanımlanmalı’
Seren, ev işlerinde görevlerin ayrıştırılmamasının da önemli bir sorun olduğuna dikkat çekerek, aynı gün içinde temizlik, yemek ve çocuk bakımının tek bir iş gibi görülmesinin kadınların emeğini görünmez kıldığını ifade etti. Mesleki standartların belirlenmesiyle bu işlerin ayrı ayrı tanımlanması gerektiğini söyledi.
Diyarbakır’da ev işçilerinin çoğunlukla iki kişi birlikte çalıştığını belirten Seren, bunun hem iş yükünü paylaşmak hem de güvenlik açısından tercih edildiğini dile getirdi. Seren, kadınların özellikle taciz ve şiddet riskine karşı bu yöntemi benimsediğini aktardı. Ekonomik koşulların da bölgelere göre farklılık gösterdiğini belirten Seren, İstanbul’da günlük ücretlerin 5 bin ila 7 bin TL arasında değiştiğini, Diyarbakır’da ise ortalama 4 bin TL olduğunu ve bu ücretin çoğu zaman iki kişi arasında paylaşıldığını söyledi.

‘Kadınlar damgalanıyor’
Ev işçisi kadınların yalnızca ekonomik değil, toplumsal baskılarla da mücadele ettiğini belirten Seren, özellikle boşanmış kadınların mahalle baskısı, denetim ve damgalamayla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Kadınların çoğu zaman çalıştıklarını gizlemek zorunda kaldığını söyleyen Seren, çocuklarını evde bırakıp işe gidenlerin bulunduğunu dile getirdi. Seren, “Kadınlar hem yoksullukla hem sistemle hem de çevre baskısıyla mücadele ediyor. Batı’da da Doğu’da da kadın olmanın getirdiği sorunlar aynı” dedi.
‘Diyarbakır’da örgütlenme daha kolay’
Diyarbakır’da örgütlenme açısından daha uygun bir zemin bulunduğunu belirten Seren, İstanbul’da ev işçilerini bir araya getirmenin çok daha zor olduğunu söyledi. Kentte sendika şubesi açana kadar çalışmaların süreceğini belirten Seren, hedeflerinin ev işçilerinin haklarını tanıyan bir sistem oluşturmak olduğunu vurguladı. “Ev işi iştir, ev işçisi işçidir” sloganını yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Seren, Diyarbakır’da örgütlenme ve mücadeleye devam edeceklerini ifade etti.
‘Hiç kimse bu işi isteyerek yapmaz’
Yaklaşık 9 yıl ev temizliğine giden B.C., ekonomik nedenlerle henüz 12 yaşındayken çalışmaya başladı. C.A., çalıştığı 9 yıl boyunca yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Çok düşük ücretlere saatlerce çalıştırılıyorduk. Ev sahipleri sürekli başımızda duruyor, evdeki bütün işleri yaptırıyordu. Birçok deterjanı karıştırarak temizlik yapmamız isteniyordu. O kokular yüzünden midemiz bulanıyor, ellerimiz mahvoluyordu. Sağlık sorunları yaşıyorduk. Hiç kimse bu işi isteyerek yapmaz. Mecbur kaldığı için yapıyor. Sigortamız da yoktu."
Evlendikten sonra farklı bir sektörde çalışmaya başladığını ancak geçim sıkıntısı nedeniyle zaman zaman yeniden ev temizliğine gittiğini belirten B.C., "İki çocuğuma tek başıma bakıyorum. Maaşım yetmediği zaman çok nadir zamanlarda evlere temizliğe gidiyorum. Bunu da gizli yapıyorum. Çünkü insanlar çok konuşuyor. Sigorta yok, hiçbir hak yok. Sendika ile beraber ev işçilerinin hakları güvence altına alınabilir" dedi.
‘Aile evinde olduğum için geçinmem daha kolay’
23 yaşındaki S.A. ise iki yıldır ev temizliği yaptığını söyledi. Ailesiyle yaşadığı için elde ettiği gelirin büyük bölümünü kendisine ayırabildiğini belirten D.A., yaklaşık bir yıldır aynı evde çalıştığını anlattı. S.A., "Üç katlı bir villada haftanın beş günü, sabah 08.00 ile akşam 17.00 arasında çalışıyorum. Aylık 25 bin lira alıyorum. İşimden memnunum" dedi.

İşveren: Güven en önemli konu
Ev temizliği için 15 günde bir aynı kişiyle çalıştığını söyleyen D.M., bu alanda güven unsurunun belirleyici olduğunu ifade etti. D.M., "Ben de çalışıyorum. Ev işlerine yardımcı olması için düzenli gelen bir kadın vardı ancak İŞKUR kapsamında işe başlayınca ayrıldı. Yeni birini bulmak kolay değil. Çünkü evin anahtarını teslim edip çıkıyorum. Güven çok önemli" diye konuştu.
Evinde çalışan kadınlara pencere dışı temizliği yaptırmadığını belirten D.M., "Hem kendi güvenliğimi hem de çalışan kadının güvenliğini riske atmam. Sabah kahvaltısını ve öğle yemeğini de hazırlıyorum. Taraflar en başta çalışma koşullarını ve beklentilerini açıkça konuşursa sorun yaşanmaz. Böylece iki taraf da memnun kalır. " diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.