Kalıcı barış için üç başlık: Demokrasi, hukuk, ekonomi

Kalıcı barış için üç başlık: Demokrasi, hukuk, ekonomi
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, Çerçeve Yasa’nın kanunlaşmasından sonra Türkiye'nin önünde üç temel başlık bulunduğunu belirtti: Demokratikleşme, hukuki-anayasal düzenlemeler ve sosyoekonomik kalkınma.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya, Çerçeve Yasa’nın kanunlaşmasının ardından atılması gereken adımlara ilişkin Amida Haber’e önemli değerlendirmelerde bulundu. Kaya, demokratikleşme, anayasal düzenlemeler, siyasi alanın genişletilmesi ve bölgenin ekonomik kalkınmasına yönelik kapsamlı adımların eş zamanlı atılması gerektiğini ifade etti.

‘Yasa sadece silah bırakma düzenlemesi değil’

Türkiye'nin yaşadığı 50 yıllık çatışmalı sürecin ardından yeni bir dönemin başladığını belirten Mehmet Kaya, Çerçeve Yasa’nın yalnızca silah bırakma ve dönüş sürecini düzenleyen bir metin olarak görülmemesi gerektiğini söyledi. Dünyada benzer süreçleri yaşayan ülkelerdeki çözüm örneklerini yakından takip ettiklerini belirten Kaya, Türkiye'de ortaya çıkan modelin kendine özgü bir model olduğunu ve bundan sonraki sürecin siyasi yapıları da dönüşüme zorlayacağını dile getirdi.

“Çerçeve Yasa bir başlangıç, son değil”

Çerçeve Yasa öncesinde kamuoyunda önemli endişelerin bulunduğunu dile getiren Kaya, bunların başında silah bırakma ve örgüt üyelerinin dönüşünün ardından sürecin devam edip etmeyeceği sorusunun geldiğini söyledi.

‘Yeni adımlar atılacak’

Kaya, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Abdullah Öcalan'ın süreçle ilgili açıklamalarının, silahsızlanmanın ardından yeni adımların atılacağı yönünde güven oluşturduğunu ifade etti. Kaya’ya göre, örgütün silahsızlandırılması bir sonuç olmakla birlikte temel sorunların tümünü ortadan kaldırmıyor.

Kaya, eve dönüş ve entegrasyon sürecinde kurulacak mekanizmanın önemli bir görev üstleneceğini belirterek, dönüşlerin aşamalı ve toplumsal bütünleşmeyi sağlayacak şekilde yürütülmesi gerektiğini söyledi.

“Örgütün silah bırakması bir sonuçtur. Ancak temel sorunların ortadan kalktığını düşünmemek gerekiyor” diyen Kaya, demokratik haklar, Kürtlerin anayasal talepleri, siyasi alanın genişletilmesi, hukuk alanındaki sorunlar ve kayyum uygulamalarının kaldırılması gerektiğini vurguladı.

“Kürt siyaseti ve Türkiye siyaseti dönüşmek zorunda”

Mehmet Kaya çatışmalı süreç, yalnızca güvenlik politikalarını değil, Türkiye'deki siyasi dengeleri de uzun yıllar boyunca belirledi. Son seçimlerde Kürt meselesinin ve çatışma ortamının belirleyici unsurlardan biri olduğunu söyleyen Kaya, Kürt siyasetinin yaşadığı mağduriyetler, siyasi yasaklar ve kayyum uygulamalarının siyasi partiler arasındaki işbirliğini zorlaştırdığını ifade etti.

Kaya, çatışmalı sürecin sona ermesiyle birlikte Kürt siyasetinin de yeni bir siyasi yol haritası oluşturmak zorunda kalacağını söyledi. Eylül ayında yapılması beklenen DEM Parti kongre ve sonraki dönemde gündeme gelebilecek yapılanma tartışmalarının da bu dönüşümün işaretleri olduğunu belirtti.
Türkiye'nin diğer siyasi aktörlerinin de yeni döneme göre pozisyon almak zorunda kalacağını kaydeden Kaya, CHP'deki gelişmeler ile milliyetçi siyasi alandaki parçalanmaların bunun göstergeleri olduğunu söyledi.

Kaya, çatışmalı dönemin söylemleri üzerinden siyaset yapan İYİ Parti ve Zafer Partisi gibi partilerin ise eski siyasi hattı korumaya çalıştığını belirterek, bu yaklaşımın uzun vadede karşılık bulmasının zor olduğunu savundu.

“Demokratik adımlar olmadan süreç kalıcılaşmaz”

Kaya, silahsızlanma sürecinin kalıcı hale gelmesi için demokratik ve hukuki adımların atılması gerektiğini belirtti. Özellikle kayyum uygulamalarının, Anayasa Mahkemesi kararlarının ve siyasi yasakların yeniden ele alınması gerektiğini vurgulayan Kaya, “Dağda silahla gezeceğine ovada siyaset yap” anlayışının yıllarca dile getirildiğini, ancak siyaset yapan insanların daha sonra siyasi yasaklı duruma getirilmesinin çelişkili bir durum yarattığını ifade etti.

“Lider kadronun kapsam dışı kalması doğru değil”

Kaya'nın dikkat çektiği konulardan biri de dönüş ve entegrasyon sürecinin kapsamı oldu. Kaya, lider kadronun süreç içerisinde kapsam içine alınmasının, barışın kalıcılaştırılması ve oluşabilecek provokasyonların önlenmesi anlamında önemli olduğunu vurguladı.

kalici-baris-icin-uc-baslikdemokrasi-hukuk-ekonomi5.webp

Özellikle 2001 öncesindeki dönemin kapsam dışında bırakılmasının önemli bir eksiklik olduğunu dile getiren Kaya, 1990'lı yıllarda Devlet Güvenlik Mahkemeleri ve askeri yargı mekanizmalarının kararları nedeniyle çok sayıda kişinin cezalandırıldığını veya ülkeyi terk etmek zorunda kaldığını ifade etti.

“Bölge için ekonomik seferberlik gerekiyor”

DTSO Başkanı Mehmet Kaya, yeni dönemin en önemli başlıklarından birinin ekonomik kalkınma olması gerektiğini vurguladı.

Diyarbakır ve bölge illerinin uzun yıllar boyunca çatışmalı süreç nedeniyle ekonomik açıdan dezavantajlı hale geldiğini belirten Kaya, artık güvenlik gerekçesinin ekonomik yatırımların önünde engel olarak kullanılmaması gerektiğini söyledi.

Kaya, bölgeye yönelik politikanın “pozitif ayrımcılık” olarak değil, geçmişte oluşan ekonomik mağduriyetlerin giderilmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Dicle-Kral Kızı Barajı örneğini veren Kaya, barajın 20 yıla yakın enerji üretimine başlamasına rağmen sulama yatırımlarının tamamlanmamasını eleştirdi. Ana kanalların yapılmasına rağmen yavru kanalların tamamlanmaması nedeniyle tarımsal üretim potansiyelinin yeterince değerlendirilemediğini söyledi.
Bir barajın ekonomik değerinin yalnızca ürettiği enerjiyle ölçülemeyeceğini belirten Kaya, sulama yatırımlarının istihdam yaratma, tarımsal üretimi artırma ve göçü önleme açısından da önemli olduğunu ifade etti.

Kaya, Silvan Barajı başta olmak üzere bölgedeki yatırımların hızlandırılması ve kısa sürede sonuç verecek ekonomik programların uygulanması gerektiğini söyledi.

“Barışın ekonomisi konuşulmalı”

Kaya, savaşın ve çatışmanın maliyetinin yanında barışın sağlayacağı ekonomik kazancın da Türkiye'de tartışılması gerektiğini belirtti.

Çatışmanın Türkiye'ye maliyeti konusunda farklı rakamların dile getirildiğini hatırlatan Kaya, 41 yıllık çatışmalı sürecin maliyetinin 3 trilyon dolar olarak ifade edildiğini söyledi. Ancak bu hesapların yalnızca doğrudan maliyetleri kapsadığını, çatışma nedeniyle ortaya çıkmayan ekonomik değerlerin hesaba katılmadığını belirtti.

Kaya, Türkiye'nin komşu ülkelerle ticaret potansiyelinin de güvenlik politikaları nedeniyle sınırlı kaldığını hatırlattı.

‘Irak pazarına başka ülkeler girdi’

Irak örneğini veren Kaya, Türkiye'nin 2014 yılında Irak'a yaklaşık 14 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, ancak 2025'te bu seviyeyi aşamadığını söyledi. Buna karşılık başka ülkelerin Irak pazarındaki paylarını ciddi biçimde artırdığını belirten Kaya, Türkiye'nin güvenlik merkezli yaklaşım nedeniyle önemli ekonomik fırsatları kaybettiğini ifade etti.

Kaya'ya göre aynı risk Suriye açısından da bulunuyor. Nusaybin, Mürşitpınar ve Ceylanpınar gibi sınır kapılarının ticaret açısından daha etkin kullanılmasının bölge ekonomisine önemli katkı sağlayabileceğini belirten Kaya, Suriye ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesinin güvenlik sorunlarını da uzun vadede azaltabileceğini savundu.

“Barışın kar payı” olarak tanımladığı ekonomik getirinin toplum tarafından görülmesi gerektiğini belirten Kaya, ekonomik çıkarların ortaklaşmasının barışı kalıcılaştıracağını söyledi.

kalici-baris-icin-uc-baslikdemokrasi-hukuk-ekonomi4.webp

“Kürt meselesinin çözümü Türkiye'nin ekonomik büyümesini de etkiler”

Kaya, Kürt meselesinin çözümünün yalnızca bölgesel bir mesele olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bunun Türkiye'nin tamamının ekonomik geleceğini etkileyen bir konu olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Irak ve Suriye başta olmak üzere komşu ülkelerle ticaret potansiyelinin çok yüksek olduğunu ifade eden Kaya, güvenlik eksenli politikaların ekonomik ilişkilerin önüne geçmesi halinde Türkiye'nin ekonomik kriz, enflasyon ve işsizlik sorunlarını aşmasının da zorlaşacağını savundu.
Kaya, Avrupa'da Fransa ve Almanya arasındaki ekonomik işbirliğinin, geçmiş çatışmaların ardından ortak çıkarlar üzerinden yeni bir ilişki kurulmasına örnek oluşturduğunu söyledi. Türkiye'nin de benzer şekilde komşularıyla ekonomik ilişkileri güçlendirebileceğini ifade etti.

‘Türkiye’nin nüfus artışında düşüş var’

Bölgedeki genç nüfusun önemli bir ekonomik avantaj olduğunu belirten Kaya, Türkiye'nin nüfus artış hızındaki düşüş nedeniyle bu genç nüfusun korunmasının ayrıca önem taşıdığını söyledi.
Diyarbakır'ın doğurganlık oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirten Kaya, gençlerin başka kentlere göç etmek zorunda kalmaması için istihdam alanlarının oluşturulması gerektiğini ifade etti.

“Sanayiyi Anadolu'ya yaymak mümkün”

Kaya, İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde yoğunlaşan sanayinin deprem riski ve artan maliyetler nedeniyle Anadolu'ya yayılmasının Türkiye açısından yeni bir fırsat oluşturabileceğini söyledi.

Özellikle emek yoğun sektörlerin genç nüfusun bulunduğu kentlere yönlendirilmesi halinde hem bölgesel kalkınmanın hızlanacağını hem de büyük kentlere yönelik göçün azalacağını belirtti.

Diyarbakır'daki tekstil organize sanayi bölgesini örnek gösteren Kaya, birkaç doğru yatırım hamlesinin binlerce kişiye istihdam sağlayabileceğini ifade etti. Bir hanede iki kişinin istihdam edilmesinin dahi aile gelirini ve yaşam standartlarını önemli ölçüde değiştirebildiğini söyledi.

Kaya, bölgesel kalkınma programlarının merkezden tek tip biçimde hazırlanması yerine yerel aktörlerle birlikte oluşturulması gerektiğini savundu. Her bölgenin ekonomik avantajlarının belirlenmesi ve buna göre iki-üç yıllık somut programlar hazırlanması halinde işsizliğin ciddi ölçüde azaltılabileceğini belirtti.

kalici-baris-icin-uc-baslikdemokrasi-hukuk-ekonomi2.webp

Ulaşım yatırımları ve hava ulaşımı eleştirisi

Mehmet Kaya, Diyarbakır'ın ulaşım altyapısında yaşanan sorunların ekonomik kalkınmanın önündeki önemli engellerden biri olduğunu söyledi.

Diyarbakır'ın hızlı tren, yüksek hızlı tren, otoyol bağlantıları ve uluslararası hava ulaşımı açısından uzun süredir geride bırakıldığını savunan Kaya, bu durumun yalnızca teknik veya ekonomik gerekçelerle açıklanamayacağını ileri sürdü.

Bölgeye yapılacak yatırımların lojistik maliyetleri düşürmesinin sanayi açısından hayati öneme sahip olduğunu belirten Kaya, Diyarbakır'da üretilen bir ürünün dünya pazarında Çin gibi ülkelerle rekabet etmek zorunda olduğunu söyledi.

Ürünlerin limanlara ve uluslararası pazarlara taşınmasındaki yüksek maliyetlerin Diyarbakır'daki üreticiyi dezavantajlı hale getirdiğini belirten Kaya, ulaşım altyapısının geliştirilmemesi halinde bölgeye yatırım çekmenin zorlaşacağını ifade etti.

Kaya, Diyarbakır'dan yurt dışına doğrudan uçuşların artırılması gerektiğini de söyledi. Özellikle Erbil bağlantısının bölge ekonomisi açısından önemli olduğunu belirten Kaya, özel hava yolu şirketlerinin Diyarbakır-Erbil seferleri düzenlemeye hazır olduğunu ancak gerekli izinlerin alınamadığını ifade etti.

“THY sadece kar hesabıyla hareket etmemeli”

Kaya, Türk Hava Yolları'nın bölgesel ulaşım politikalarını da eleştirdi.
Diyarbakır uçuşlarının doluluk ve ekonomik açıdan sürdürülebilir olduğunu belirten Kaya, kamu destekli bir havayolu şirketinin yalnızca doğrudan kârı değil, uçuşların bölge ekonomisine sağlayacağı dolaylı katkıları da dikkate alması gerektiğini söyledi.

Kaya, Diyarbakır ile Erbil arasındaki kara yolu ulaşımının da ticari ilişkilerin gelişmesini zorlaştırdığını belirterek, yol kalitesinin ve sınır geçişlerindeki sürenin iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Ticaretin hızlı ulaşım gerektirdiğini vurgulayan Kaya, Diyarbakır'dan Avrupa'ya veya Erbil'e yapılacak bir ticari seyahatin günler sürmesinin yatırımcı açısından önemli bir dezavantaj yarattığını söyledi.

“Ekonomik sorunların karşısına siyasi engeller çıkıyor”

Kaya, Ticaret ve Sanayi Odası olarak ekonomik taleplerle kamu kurumlarına başvurduklarında çoğu zaman siyasi ve güvenlik eksenli değerlendirmelerle karşılaştıklarını söyledi.

Nusaybin Sınır Kapısı'nın açılması gibi konuların doğrudan ekonomik sonuçları olmasına rağmen, karar süreçlerinde İçişleri ve Dışişleri Bakanlıklarının da devreye girdiğini belirten Kaya, bu durumun ekonomik politikalar ile güvenlik politikalarının birbirinden ayrılmadığını gösterdiğini savundu.

“Yeni dönemin üçayağı olmalı”

Mehmet Kaya, Çerçeve Yasa sonrasında Türkiye'nin önünde üç temel başlık bulunduğunu belirtti: Demokratikleşme, hukuki-anayasal düzenlemeler ve sosyoekonomik kalkınma.

Kaya, silahsızlanmanın tek başına kalıcı bir çözüm yaratmayacağını, çatışmanın ortaya çıkmasına neden olan siyasi, hukuki ve ekonomik sorunların da ele alınması gerektiğini söyledi.

Bölgeye yönelik yatırımların hızlandırılması, ulaşım altyapısının güçlendirilmesi, sınır kapılarının ticarete açılması, genç nüfusa istihdam sağlanması ve dönüş yapacak insanların topluma ekonomik olarak katılmasının yeni dönemin temel başlıkları olması gerektiğini belirten Kaya, bu adımların yalnızca Diyarbakır ve bölge için değil, Türkiye'nin tamamı için ekonomik kazanım sağlayacağını ifade etti.

“Güvenlik noktalarının önemli bir bölümü kaldırıldı”

DTSO Başkanı Mehmet Kaya, çözüm süreciyle birlikte Diyarbakır'da ticari hayatı ve günlük yaşamı etkileyen güvenlik noktalarının kaldırılmasının önemli bir gelişme olduğunu söyledi.
Yaklaşık iki hafta önce İçişleri Bakanlığı'nın talebi doğrultusunda Vali Murat Zorluoğlu'nun bölgedeki güvenlik noktalarına ilişkin görüşlerini aldığını belirten Kaya, ticareti ve yaşamı olumsuz etkileyen noktaları valiliğe ilettiklerini ifade etti.

“Kamu altyapıyı yapmalı, yatırımı özel sektör gerçekleştirmeli”

Yeni dönemde Diyarbakır'ın üretim, sanayi, tarım, turizm ve ihracat potansiyelinin harekete geçirilmesi için yalnızca kamu yatırımlarının yeterli olmayacağını belirten Kaya, kamu ile özel sektörün görevlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi.
Kaya, kamudan öncelikli beklentilerinin hızlı tren, yol, enerji ve limanlara erişim gibi temel altyapı yatırımlarının tamamlanması olduğunu ifade etti.
Kaya, özellikle limanlara erişim ve enerji altyapısının tamamlanmasının yanı sıra geçmiş 50 yıllık çatışmalı süreçte yaşanan ekonomik kayıpları telafi edecek özel bir yatırım programına ihtiyaç olduğunu belirtti.

kalici-baris-icin-uc-baslikdemokrasi-hukuk-ekonomi3.webp

“24 yıllık teşvik politikasının sonucu ortada”

Mehmet Kaya, mevcut teşvik sisteminin bölgesel kalkınmışlık farkını azaltmak yerine artırdığını savundu.
DTSO olarak son 24 yılda uygulanan teşviklerin sonuçlarını analiz ettiklerini ve hazırladıkları çalışmayı milletvekilleri ile ilgili bakanlıklara gönderdiklerini belirten Kaya, bölgesel teşviklerin dağılımındaki eşitsizliğe dikkat çekti.

Kaya, 24 yıllık süreçte Ankara, İstanbul ve İzmir'in içerisinde bulunduğu 1. ve 2. bölgelerin toplam yatırımlardan yüzde 61 pay aldığını, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki 29 ili kapsayan 5. ve 6. bölgelerin ise yüzde 10'da kaldığını söyledi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin toplam payının ise yüzde 4,6 olduğunu ifade etti.

Kaya, “Bu teşvik bölgeler arasındaki kalkınmışlık farkını kapatmak yerine uçurumu daha da açıyor. Burada yanlış bir yön var. Yanlış yönde hangi revizyonu yaparsanız yapın sonuç değişmez” dedi.
“Yatırımı çekmek için teşvik politikasını değiştirmek gerekiyor”
Kaya, yeni teşvik sisteminin her bölgede aynı sektörleri desteklemek yerine bölgesel potansiyellere göre şekillendirilmesi gerektiğini savundu.

Diyarbakır'ın tarım yapısı, genç nüfusu, eğitim düzeyi ve mevcut ekonomik kapasitesi dikkate alınarak birkaç stratejik sektörün belirlenmesi gerektiğini belirten Kaya, bu sektörlerde kümelenme modeline geçilmesini önerdi.

Aynı sektörün hem Diyarbakır'da hem İstanbul'da hem de Mersin'de aynı şekilde teşvik edilmesi halinde yatırımcının lojistik avantajları nedeniyle batı illerini tercih edeceğini belirten Kaya, “Siz aynı sektörü İstanbul'da, Mersin'de ve Diyarbakır'da desteklerseniz yatırımcı Diyarbakır'a gelmez. İstanbul'da limana yakın, Mersin'de limana yakın. Neden Diyarbakır'a gelsin?” ifadelerini kullandı.

“Diyarbakır dışarıdan yatırımcı için hala fizibıl değil”

Diyarbakır'a dışarıdan, özellikle ihracata dayalı yatırımcı çekilebilmesi için mevcut koşulların yeterli olmadığını belirten Kaya, kentin lojistik maliyetler nedeniyle yatırımcı açısından cazibesini kaybettiğini söyledi.

Kaya, Diyarbakır'da üretilen bir ürünün limanlara ulaştırılarak dünya pazarına çıkarılmasının maliyetli olduğunu, bu nedenle dışarıdan yatırımcının daha çok bölge içinde tüketilebilecek ürünlere yöneldiğini ifade etti.

Bölgedeki mevcut yatırımcıların önemli bölümünün Diyarbakır'la kurdukları bağ nedeniyle yatırım yaptığını belirten Kaya, bunun tek başına yeterli olmadığını söyledi.
Tekstil sektöründe yaklaşık 10 yıldır faaliyet gösteren ve 90'a yakın yatırımcı bulunduğunu belirten Kaya, bu yatırımcıların bir bölümünün İstanbul'da, Rusya'da veya Türkiye'nin başka kentlerinde de yatırımlarının olduğunu ifade etti.

Kaya, bazı yatırımcıların Diyarbakır'daki maliyetlerin yükselmesi nedeniyle yatırımlarını kapatma noktasına geldiğini belirterek, “Aynı fabrikası Çorlu'da da, Rusya'da da, Diyarbakır'da da var. Diyarbakır'da zarar ediyorum diyor. Çorlu'da ve Rusya'da daha fazla kazanıyorum. Buradaki maliyetler benim için daha çok yükseldi diyor” ifadelerini kullandı.

Kaya, bu nedenle çözüm süreciyle birlikte bölge ekonomisinin yeniden canlandırılması için güvenlik uygulamalarındaki normalleşmenin yanı sıra altyapı yatırımları, lojistik imkanlar ve bölgeye özgü bir teşvik sisteminin birlikte hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.