Kontrolsüz alanların kenti Diyarbakır’da stadyum yolu

Kontrolsüz alanların kenti Diyarbakır’da stadyum yolu

Kaynak:Haber Merkezi

Diyarbakır Eğitimi İzleme ve Reform Girişimi (DİERG) Direktörü Prof. Dr. Aziz Yağan kentte yaşanan kaldırım işgallerini, kontrolsüz alanları ve sürücülerin kuralsız davranışlarıyla ilgili konular hakkında önemli tespitlerde bulundu.

Trafik ışığı bulunmayan ya da arızalı dönel kavşaklarda geçiş üstünlüğü kavşak içindeki araçlara ait olmasına rağmen, Diyarbakır’da bunun tersi yaşanmakta; kavşakta seyreden sürücüler dışarıdan hızla yaklaşan araçların baskısına maruz kalmaktadır. Bazı sürücüler ise U dönüşlerini dahi kavşağa girmeden gerçekleştirmektedir.

Onlarca yıldır kendi haline bırakılan bir kentte bazı sürücüler kurallara uymayı değil, baskıyla hak gasb etmeyi içselleştirmiştir.

Neden acaba?

Bu hak ihlallerinin temelinde kontrolsüz alanlar yatmaktadır.

Kimi kentlinin ve turistlerin ilgi alanı olan Sur içinde, esnafın ve seyyar satıcıların kaldırım işgalleri sürmekte, hatta artmaktadır.

mezopotamya-bulvari.webp

Benzer tablo Mezopotamya Bulvarı (50 Metre Yol) ve Fırat Bulvarı’nda (Stat Yolu, Stadyum Yolu) da kendini göstermektedir. Akşam saatlerinde başlayarak bu gibi bölgelerde araçlar kaldırım kenarına park edilmekte, sandalye ve masalar yol kenarına kurulmakta; yiyecek, içecek tüketilmekte, semaver yakılmakta, kimi zaman açıkça alkol alınmaktadır. Tablalarda ve minibüslerde ciğer, kokoreç, köfte, şırdan satılmaktadır. Bu durum, kaldırım ve kamusal alan kullanımına ilişkin sorunların, kamusal alanın yağmalanmasının yalnızca Sur içi ile sınırlı olmadığını göstermektedir. Bu görüntüler, vatandaşın da dahil olduğu kaldırım işgali ile seyyar satıcıların izinsiz ve denetimsiz satışının kent yaşamında olağanlaşmış bir davranış biçimine dönüştüğünün kanıtıdır.

Bu durum kural ihlalinin ekonomik güce göre nasıl meşrulaştırıldığını, sınıfsal çıkarlar değişse de kuralsızlığın nasıl benzeştiğini gösteren bir gözlemim.

surici.webp

Sur içinde de, Stadyum Yolu’nda da insanlar Amedspor’u, bozulan yolları, araba ve ev fiyatlarını konuşuyor. Ancak kamusal sorunların çözümünde kendilerinin neden aktif bir rol üstlenmediğini, sorunlardaki paylarını pek konuşmuyorlar. Sur’daki kaldırım işgallerini ve düzensizliği eleştiren ve hatta çözüm üretme vizyonu, kapasitesi, potansiyeli taşıdığı sanılan bu sosyoekonomik açıdan daha avantajlı ya da ‘entelektüel’ iddiaya sahip kesimlerin, aynı kamusal alan ihlallerini bu kez 50 Metrelik Yol ve benzeri bölgelerde yeniden ürettiklerinin farkında değiller.

surici2.webp

Sur içindeki esnafın ya da yoksul seyyar satıcının kaldırım işgalini eleştirirken, akşamları lüks araçlarıyla Stadyum Yolu’nda benzer bir kamusal alan ihlalini (semaver yakma, kaldırımı, yolu işgal etme) yeniden üretmesi bariz bir orta ve üst sınıf çelişkisidir. Tozlu, karanlık ve tehlikeli yol kenarlarında, yapılan gürültü ve atılan çöpler arasında ‘semaver-egzoz dumanı’ eşliğinde sosyalleşmenin bir kent kültürü olarak benimsenmesi, övülmesi kentsel kimliğinin pek oluşmadığının, oluşanın da çarpık olduğunun açık bir kanıtıdır.

Bu durum, çevre kirliliği ve kural ihlali konusundaki hassasiyetlerin sınıfsal çıkarlara göre nasıl esnediğini, benzeştiğini gösteriyor. ‘Ben yapıyorsam keyif ve sosyalleşmedir, o yapıyorsa cehalet ve işgaldir!’ ve ‘Stad yolunda kaldırımda yiyecek satıyorsam hizmettir, yiyorsam lezzetlidir; Sur’da yapılıyorsa işgaldir, hijyenik değildir!’ bakış açısı, zihniyet engeli ve bunlara sessizlik aşılmadan kentsel değişim, dönüşüm sağlanamaz.

1-001.jpg

Selahattin Eyyubi Bulvarı girişinde polis ekipleri seyyar oturma ve satışlara kararlılıkla izin vermemektedir. Ancak diğer bölgeler görmezden gelinmekte; kimi alanlar kayırılırken, kimileri denetimsiz bırakılmaktadır. Bu eşitsiz uygulama, sorunun çözülmediğini yalnızca yer değiştirdiğini göstermektedir.

Kent içindeki herhangi bir yol kenarının kontrolsüz biçimde sosyal kullanım alanına dönüşmesi hem güvenlik hem de kent düzeni açısından sorundur. Sohbet edenlerin kendi yüksek sesleri, yüksek sesle dinledikleri müzikleri ve geride yerlerde bıraktıkları çöpler birkaç kirlilik çeşidine örnektir. Ayrıca yaz aylarında kuruyan otların bulunduğu bölgelerde çıkabilecek yangın riski de göz ardı edilmemelidir.

stad-yolu2.webp

Stadyum Yolu’nda geceleri hız ve yarış yapan araçlar ile motosikletler tehlike saçmaktadır. Bu kontrol dışı ortamda neler yaşandığı çoğu zaman bilinmez; ancak bu alanların pek çok insanın ve ailenin doğrudan ya da dolaylı biçimde zarar görmesine, canının yanmasına zemin hazırladığı açıktır.

Kafelerde ya da mekanlarda ödenen ücret, kamusal yeşil alanların azlığı geceleri yol kenarlarına oturmanın gerekçesi olamaz. Eskiden Kırklardağı, Ongözlü civarını mesken tutan bu kültür şimdi kentin ıssız, ücra yol kenarlarına, çeperlerine yayılıyor ya da süpürülüyor. Ongözlü’deki kafe işletmecilerinin ‘Biz buraya kaçak da olsa kafe yaparak buradaki çöpleri topladık, ağaçlandırdık, çevreyi düzenledik, güvenliği sağladık bu yüzden burayı boşaltmıyoruz!’ ifadelerinin benzerini yeni alanlarda da işitebiliriz.

ongozlu.webp

Diyarbakır’da cadde kenarlarına araç park edilmesi ve kamp alanına çevrilmesi gün boyu yasaklanmalıdır. Tek bir kıvılcım ya da yanan bir sigara, yol kenarındaki sararmış otları tutuşturmaya yetecektir; tek başına bu risk bile ciddiye alınmalıdır. Parklarda, Dicle nehri kıyısında, piknik alanlarında, Mardinkapı, Kırklardağı ve Hevsel’de güvenle vakit geçirme imkanı varken, insanların karanlık ve ıssız yol kenarlarında toplanması ve saatler geçirmesi bir kent kültürü olmamalıdır.

Yerel yönetimler temizlikten ve ruhsattan, valilik ve kaymakamlıklar asayişten sorumluyken aradaki boşluktan bu kuralsızlık doğuyor ve kültür oluyor.

Diyarbakır kontrolsüz alanların kentidir ve kuralsızlık sadece bir kaos değil, aynı zamanda sınıfsal çelişkilerin, eşitsiz denetimin ve siyasi iradesizliğin ürettiği bir kültür ve tahakküm biçimidir.

2-001.jpg

Sivilliğin kurumsallaşmış bir ‘nüfuz ve çıkar elde etme aracı’ haline geldiği; kamusal sorunları kendi görünürlüğü ve imtiyazı için araçsallaştırdığı; sistemin kuralsızlığını değil, kuralsızlık sırasının kendisine gelmemesini eleştirdiği; popülizme göre tutum aldığı, kuralsızlığın otoriteye karşı bir direniş ya da özgürlük alanı gibi sunularak rasyonalize edildiği, bireylerin ise kurallara uymayı ‘zayıflık ya da pasiflik’ olarak gördüğü bir kontrolsüz alanda değişim böylesi bir ‘sivil’ alandan gelemez.

Gelebilmesi için çağcıl sivil iradenin belirmesi, itirazını yükseltmesi ve harekete geçmesi gerekir.

Kentin valisi, kaymakamları, emniyet müdürleri ve belediye başkanları, zabıta müdürleri bu olumsuz kültürün şekillenmesiyle; denetimsiz alanlarda yaşanacak kaza, uyuşturucu, kavga kaynaklı yaralanma ve ölümlerle anılacaktır.

3-001.webp

Diyarbakır’ın bu tablosu onlarca yıllık çatışma ve toplumsal alt üst olma ortamının ürünü değildir yalnızca; son 50 yılın değil en az 100 yılın sorunudur.

Çözüm zor değil elbette, düzenli denetim, tutarlı uygulama ve kamusal alanların herkes için eşit korunması. Bunun gerçekleşebilmesi için gerekli olan ise kararlı ve sürdürülebilir bir yönetim anlayışıdır. Ama bunu yapacak siyasi irade ve kurumsal kararlılık henüz görünmüyor.

Kural koyan otorite kuralını uygulamıyorsa, kural da meşru görünmüyor.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.