Yeşil Yıldız Derneği: Harekete geçmek zorundayız
Kaynak:Haber merkezi
AMİDA HABER- Yeşil Yıldız Derneği Genel Başkanı Yahya Öger, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarının ardından yazılı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada, okullarda artan şiddet olayları ile bağımlılık vakalarının toplumsal bir çöküşe işaret ettiği vurgulandı, yetkili kurumlara kapsamlı önlem çağrısı yapıldı.
Okullarda şiddet ve bağımlılık vurgusu
Yahya Öger, açıklamasında ülkede özellikle okullarda artan şiddet olaylarının artık görmezden gelinemeyecek bir noktaya ulaştığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Artık görmezden gelinemeyecek bir noktadayız. Ülkemizde özellikle okullarda artan şiddet olayları ve bağımlılık vakaları, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir çöküşün habercisidir. Daha dün Şanlıurfa Siverek’te, bugün ise Kahramanmaraş’ta okullara yönelik gerçekleşen saldırılar; şiddetin ne denli yaygınlaştığını ve yaş sınırının ne kadar tehlikeli biçimde düştüğünü gözler önüne sermektedir. Bu saldırıların ortaokul düzeyindeki çocuklar tarafından gerçekleştirilmesi, hepimiz için derin bir alarm ve aynı zamanda büyük bir utanç vesilesidir.”
Dijital bağımlılık ve toplumsal etkiler
Açıklamada dijital oyun bağımlılığına da dikkat çekilerek şu değerlendirmelere yer verildi:
“Dijital oyun bağımlılığı ise çocuklarımızın adeta kâbusu haline gelmiştir. Şiddet içerikli sanal dünyalar içerisinde büyüyen bir nesil; gerçeklik ile sanal arasında bocalamakta, duygusal ve zihinsel olarak ciddi bir kopuş yaşamaktadır. Karşımızda, gerçek hayatla bağları zayıflayan, şiddeti sıradanlaştıran ve empati duygusu aşınan bir nesil tehlikesi vardır. Okul bahçelerinin hemen yanı başında faaliyet gösteren internet kafelerde şiddet içerikli oyunların oynatılması, yaş sınırlamalarını hiçe sayan ticari anlayış, sosyal medya ve dijital platformlarda çocukların kolaylıkla erişebildiği şiddet, kumar ve bağımlılık içerikleri; gençliğimizi sistematik biçimde tehdit etmektedir. Alkol, sigara ve diğer bağımlılık yapıcı maddelere erişimin kolaylığı, çocuk yaşta başlayan sanal kumar alışkanlıkları, aileleri hem maddi hem manevi olarak çökertmektedir.”
“Bu tablo tesadüf değil”
Öger, toplumsal ve siyasal dilin de şiddeti beslediğini ifade ederek açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Daha da vahimi; çocuklarımızın umutlarının tükenmesidir. ‘Okusam da işsiz kalırım’ düşüncesi, gençlerimizin geleceğe olan inancını zedelemektedir. Siyasette kullanılan ötekileştirici dil, aile içindeki şiddet eğilimleri, trafikte, sokakta ve hatta apartman toplantılarında dahi normalleşen agresyon; şiddeti adeta meşru bir çözüm yöntemi gibi göstermektedir. Medyanın bu olayları reyting unsuru haline getirmesi ise bu çöküşü hızlandırmaktadır. Ailelerin sorumluluğu yalnızca okula devretmesi, öğretmenlere yönelik artan baskı ve şiddet, liyakatten uzak uygulamalar ve idealizmini kaybetmiş yaklaşımlar bu tablonun başlıca nedenleridir. Öğretmene yönelik şiddet, bu yozlaşmanın en açık ve utanç verici göstergesidir. Bu şiddet masum değildir. Bu tablo tesadüf değildir. Bu, sistematik bir ihmalin ve göz yummanın sonucudur.”
Kurumlara çağrı ve çözüm önerileri
Açıklamada, sivil toplum kuruluşlarının rolüne de dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:
“Öte yandan, Türkiye’de birçok sivil toplum kuruluşunun okullara erişim noktasında ciddi engellerle karşılaştığı da bilinmektedir. Oysa özellikle bağımlılıkla mücadele alanında, Milli Eğitim sistemi tek başına değil; birden fazla sivil toplum kuruluşuyla, sahayı tanıyan, yerel dili bilen yapılarla birlikte hareket etmek zorundadır. Bağımlılık eğitimi; dönemsel değil, süreklilik arz eden, sahaya dokunan ve gerçek etki üreten bir yapıya kavuşturulmalıdır. Projeler üzerinden kamu kaynaklarından faydalanan bazı sivil toplum kuruluşlarının da artık kâğıt üzerinde kalan faaliyetlerden vazgeçmesi gerekmektedir. Toplumsal karşılığı olmayan, sahaya inmeyen ve yalnızca rapor üreten yaklaşımlar kabul edilemez. Bu kuruluşların topluma karşı sorumluluğu vardır ve bu sorumluluk ertelenemez. Aksi takdirde kuruluş amacından uzaklaşan, topluma katkı sunmayan yapılar; hesap verebilirlik ilkesi gereği hukuk önünde ciddi yaptırımlarla karşı karşıya kalmalıdır.”
Öger, çözüm önerilerini ise şu şekilde sıraladı:
“Okul çevrelerinde bulunan internet kafeler ve benzeri işletmeler sıkı denetime tabi tutulmalı; yaş sınırlarını ihlal eden işletmelere ağır yaptırımlar uygulanmalıdır. Dijital platformlarda şiddet ve bağımlılık içeriklerine karşı etkin filtreleme ve denetim mekanizmaları kurulmalıdır. Alkol, sigara, kumar ve uyuşturucu ile mücadelede caydırıcı politikalar uygulanmalıdır. Eğitim sistemi yeniden yapılandırılmalı; gençlerin gelecek kaygısını azaltacak somut adımlar atılmalıdır. Psikososyal destek hizmetleri yaygınlaştırılmalıdır. Aileler eğitim sürecine aktif şekilde dahil edilmelidir. Okullarda güvenlik önlemleri artırılmalıdır. Gençlere yönelik sosyal, kültürel ve sportif alanlar yaygınlaştırılmalıdır. Medya ve siyaset dili sorumluluk bilinciyle yeniden şekillendirilmelidir. Kamu kurumlarında liyakat esas alınmalıdır.”
Açıklamanın sonunda ise şu çağrı yer aldı:
“Bugün bireysel gibi görünen bu sorunlar, yarın telafisi mümkün olmayan toplumsal felaketlere dönüşecektir. Kınamak yetmez. Görmezden gelmek affedilemez. Harekete geçmek zorundayız. Tüm yetkili kurumları, ilgili bakanlıkları, yerel yönetimleri, medya kuruluşlarını ve sivil toplumu açıkça sorumluluk almaya davet ediyoruz. Gençlerimizin geleceği, öğretmenlerimizin güvenliği ve toplumumuzun huzuru için artık vakit kaybetme lüksümüz yoktur. Bugün susarsak, yarın çok geç olacak.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.