ABD Irak’tan çekildi: Bağdat iyimser, Erbil endişeli
Kaynak:Haber Merkezi
ABD’nin Irak ve Federe Kürdistan Bölgesi’nden tamamen çekilmesiyle bölge siyasetinde 1991 Körfez Savaşı sonrasından bu yana süregelen köklü bir dönemin sonuna gelindi. Bağdat yönetimi, 30 Eylül tarihini bir "Egemenlik Bayramı" olarak karşılıyor. Ancak bu gelişme Erbil cephesinde derin bir endişe ve güvenlik kaygısı yaratmış durumda.

Uçuşa yasak bölge ilan edildi
1991 yılındaki Körfez Savaşı’nın hemen ardından ilan edilen "uçuşa yasak bölge" statüsü ve uluslararası koruma kalkanı, Federe Kürdistan Bölgesi’nin varlık gerekçelerinden ve siyasi statüsünün temel taşlarından biriydi. Bölge, 30 yılı aşkın süredir uluslararası güçlerin denetiminde ve desteğinde kendi statüsünü inşa etti. Ancak Ortadoğu’daki güç dengelerinin değişmesi, Washington ile Bağdat merkezi hükümeti arasında varılan çekilme anlaşmaları ve ABD’nin sahadaki askeri konseptini değiştirmesi, yeni bir dönemin başlangıcı oldu.
Bağdat iyimser, Erbil endişeli
Bağdat’taki merkezi hükümet ve Şii siyasi aktörler, koalisyon güçlerinin çekilmesini uzun süredir talep ediyordu. Irak yönetimi, Silahlı Kuvvetleri’nin ülkenin güvenliğini kendi imkanlarıyla sağlayabilecek kapasiteye ulaştığını savunuyordu. ABD ile ilişkilerin ekonomik ve güvenlik odaklı ikili ortaklıklar temelinde süreceği belirtilse de Bağdat yönetimi için 30 Eylül yabancı askeri varlığın son bulduğu bir dönüm noktası olarak görülüyor.

‘Özerkliği tehdit ediyor’
Ancak Federe Kürdistan Bölgesi yönetiminden gelen açıklamalar gelişmelerin iyimser olmadığını açık bir şekilde ortaya koyuyor. Federe Kürdistan Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani’nin uluslararası basına verdiği demeçlerdeki ifadeleri, bölgenin ruh halini net bir şekilde özetledi. Barzani, açıklamalarında yer alan kimi ifadeleri tekzip etse de ABD’nin çekilmesinin son derece çalkantılı bir döneme denk geldiğini vurgulayarak, "Biz zayıfız ve saldırıya uğruyoruz. Uygun bir savunma sisteminiz olmadan kendi başımıza bırakılmamız, buna utanç verici demek gerekir" diyerek yaşanan güvenlik boşluğuna dikkat çekti. Barzani, İran’a yakın silahlı milis grupların silah bırakmayı reddetmesinin Irak’taki federal dengeyi sarsacağını ve Kürtlerin elde ettiği özerkliği doğrudan tehdit edeceğini savundu.
KDP Genel Başkanı Mesud Barzani de geçmişteki deneyimlere atıfta bulunarak, benzer uyarılarda bulundu. 2011 yılında ABD'nin Irak'tan çekilmesinin ardından 2014'te yaşanan DAİŞ saldırılarını hatırlatan Barzani, aynı güvenlik boşluğunun yeniden yaratılmasının bölgeyi büyük bir risk altına soktuğunu ifade etti.

Güvenlik boşluğu ve olası tehditler
Barzani’nin yaptığı açıklamalarda olduğu gibi ABD güçlerinin ve özellikle hava savunma-erken uyarı sistemlerinin sahadan çekilmesi, Federe Kürdistan Bölgesi'ni birçok riskle karşı karşıya bırakıyor. Zira bölge kapsamlı ve bağımsız bir hava savunma ile erken uyarı radar sisteminden yoksun. 35 yıllık ABD varlığının sonlanması, bölgeyi dışarıdan gelebilecek füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı açık hale getiriyor.
İran’a yakın silahlı grupların ve milis güçlerinin planları da Hewlêr’in federal yapısını ekonomik ve askeri açıdan sıkıştırma potansiyeli taşıyor. Bir diğer tehdit ise DAİŞ. Zira Federe Kürdistan Bölgesi'nde günlerdir ABD’nin çekilmesiyle DAİŞ hücrelerinin yeniden harekete geçmesi tehlikesi sıkça dile getiriliyor.

Peşmerge güçlerinin birleşmesi
Mezopotamya Haber Ajansı (MA)’nın geçtiği habere göre, ABD’nin çekilmesine sayılı günler kala KDP ve YNK’ye bağlı pêşmerge güçlerinin Pêşmerge Bakanlığı çatısı altında bir araya gelmesi büyük önem taşıyor. ABD’nin bu planına karşı gerçekleştirilen bu hamle, yeni dönemde bölgenin kaderini de belirleyecek.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.