Simge Yardım: Güvencesizliğin olduğu ortamlarda baskı ve tehdit artıyor

Simge Yardım: Güvencesizliğin olduğu ortamlarda baskı ve tehdit artıyor
 Muhabir
Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım, Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü ardından sözleşmeli ve güvencesiz koşullarda çalışan eğitim emekçilerinin baskı, tehdit ve mobbingle karşı karşıya kaldığını söyledi.

Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan sözleşmeli okul öncesi öğretmeni Irmak Ayşe Koparan, 7 Haziran tarihinde Ağrı merkezdeki evinde ölü bulunmuştu. Koparan’ın ölümünün ardından ortaya çıkan iddialar ve belgeler güvencesiz çalışmak zorunda kalan eğitim emekçilerinin karşı karşıya kaldığı şiddeti, yoksulluğu ve mobbingi ortaya çıkardı. Kamuda sözleşmeli olarak çalışan çoğu kadın eğitim emekçilerinin yaşadığı baskıyı ve eğitim sisteminin geldiği noktayı Eğitim-Sen Merkez Kadın Sekreteri Simge Yardım Amida Haber’e değerlendirdi. Yardım, ““Güvencesizliğin ve sözleşmeli atamanın olduğu koşullarda; tehdit ve baskı hali çok daha yoğun bir şekilde yaşanıyor, hak arama imkanlarının önüne geçiyor” dedi.

öğretmen ırmak ayşe koparan

‘Liyakatsiz idareciler baskı unsuruna döndü’

Siverek ve Kahramanmaraş okul saldırılarının ardından Irmak Ayşe Koparan’ın ölümünü, “Eğitimdeki güvencesizliğin yansıdığı acı bir gerçek” olarak tanımlayan Yardım, “Güvencesizliğin ve sözleşmeli atamanın olduğu koşullarda; tehdit ve baskı hali çok daha yoğun bir şekilde yaşanıyor, hak arama imkanlarının önüne geçiyor. Çünkü uzun süredir Milli Eğitim’de liyakatsiz idareci atamalarıyla karşı karşıyayız. Mülakat sistemiyle birlikte iktidar kendi siyasal kadrolaşmasını yaratmaya çalışırken yeterli bilgi ve donanıma sahip olmayan idareciler, keyfi uygulamalar ve mobbingi beraberinde getirdi. Üzerine güvencesizlik de eklenince ciddi bir baskı oluştu” diye konuştu.

img-20260613-wa0061-jpg-001.jpeg

‘Şikayetlerine rağmen doğru soruşturma yürütülmedi’

Ayşe öğretmenin yaşadığı sorunlar karşısında hak arama mekanizmalarını da işletmeye çalıştığını ifade eden Yardım, “Ancak bu süreçte tüm şikayetlerine rağmen doğru temelden bir soruşturmanın yürütülmemiş olması yaşadığı baskıyı da artıran bir duruma sebep oluyor. Ayşe öğretmen yaşadığı yerden uzak bir okula görevlendirilmiş ve tüm şikayetlerine rağmen cezalandırılanın kendisi olması sebebiyle de kırılma yaşamıştır” dedi.

‘Mülakat kaldırılmalı’

Milli Eğitim Bakanlığı ve tüm kamu kurumlarında güvenceli istihdamın sağlanması gerektiğinin altını çizen Yardım, “Aynı zamanda liyakatsiz atama sistemine ve siyasi kadrolaşmaya son verilmeli, mülakat kaldırılmalıdır. Bununla birlikte etkin soruşturma mekanizmalarının oluşturulması ve varsa bir suç tüm boyutlarıyla irdelenmeli. Bütün bu sorumluluklar ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın görev alanındadır” diye belirti.

img-20260613-wa0060-jpg.jpeg

‘Kadınlara baskı daha fazla’

Bakanlık bünyesinde çalışan eğitim emekçilerinin yüzde 50’sinden fazlasının kadın olduğunu dile getiren Yardım, “Kadınlar iktidar politikalarıyla birlikte bu baskı sürecini çok daha fazla yaşıyor ve çok ciddi bir saldırı hali var. Dolayısıyla cinsiyet eşitliğinin esas alındığı bir çalışma yaşamı da hayata geçirilmeli” dedi.

‘Yeni başlayan öğretmenler 4 yıl güvencesiz çalışıyor’

OHAL sürecinden sonra hiç kadrolu öğretmen ataması yapılmadığına dikkat çeken Yardım, “Yeni başlayan öğretmenlerin tamamı sözleşmeli olarak başlıyor. 3+1 sistemi ile kadroya geçirilebiliyor dolayısıyla 4 yıl güvencesiz bir biçimde çalışıyorlar ve sözleşme koşulları çok ağır. Öğretmenler sözleşme süreci boyunca istedikleri değil sözleşmelerinin iptal edilebileceği tehdidi ile onlardan istenen sendikaya üye olmak zorunda kalıyor. Bu da hak arama mücadelelerinin önüne geçiyor dolayısıyla örgütlenme hakları engelleniyor” ifadelerini kullandı.

‘Bakanlık tercihini kimden yana kullanacak?’

Eğitim sisteminin en başından yeniden yapılandırılması gerektiğini söyleyen Yardım şöyle konuştu: “Müfredatından fiziksel yapısına, eğitim emekçilerinin koşullarına kadar eğitime dair aklımıza gelebilecek her şeyde toplu ve ciddi bir değişime ihtiyaç var. Çocuk haklarını gözeten, eğitimin niteliğini, eğitim emekçilerinin mesleğinin değerinin arttıran güvenli çalışma ortamları oluşturulmalı. Eğitim politikalarında eğitim sendikalarının, akademisyenlerin, çocuk hakları örgütlerinin, velilerin hatta çocukların görüşleri alınmalı. Bütün bunlar sağlanmadığı sürece ne yazık ki benzer acı ve şiddet olaylarını görmeye devam edeceğiz. Milli Eğitim Bakanlığı, tercihini eğitimde yaşanan sorunları çözmekten mi yoksa kendi istediği toplumu inşa etmekten yana mı kullanacak? Bunu belirlemesi gerekiyor. Eğitim en temel kamusal hizmetlerden birisidir ve bunun için herkesin yan yana gelerek mücadele hattını örgütlemesi gerekiyor. Değişim bulunduğumuz yerlerde cılız sesler yükselterek gelmeyecektir. Ayşe öğretmenin ölümü bize çok ağır bir süreci yaşattı ama önemli bir çıkarım yapmamızı da sağlamak durumunda. Çünkü iktidar politikalarını çok ideolojik yürütüyor ve bizim yan yana gelmek ve mücadele etmek dışında başka çaremiz yok.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.