YKS tercihlerinde kritik uyarı: Puana değil, başarı sırasına bakın
Milyonlarca adayın üniversite hayalini belirleyen 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı’nın (YKS) sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte gözler tercih sürecine çevrildi. Sınav maratonunu geride bırakan adaylar şimdi elde ettikleri başarı sıralamasıyla hangi bölüm ve üniversiteleri tercih edeceklerine karar vermeye çalışıyor.
Tercih döneminin sınav kadar önemli olduğuna dikkat çeken Rehber Öğretmen Adar Özdemir, Amida Haber’e yaptığı değerlendirmede adaylara “puan merkezli değil, başarı sırası merkezli” bir tercih stratejisi önerdi.

‘Geçen yılın puanıyla değil, başarı sırasıyla karşılaştırın’
Özdemir, adayların tercih döneminde yaptığı en önemli hatalardan birinin üniversitelerin önceki yıl oluşan taban puanlarına fazlasıyla odaklanmak olduğunu söyledi. Özdemir,
“Bir adayın tercih yaparken temel referansı puanı değil, başarı sırası olmalıdır. Çünkü sınavın güçlük düzeyi ve adayların genel performansı yıldan yıla değiştiği için aynı puanın karşılığı olan başarı sırası farklılaşabilir. Bu nedenle aday, ‘Geçen yıl bu bölüm kaç puanla aldı?’ sorusundan önce ‘Hangi başarı sırasıyla öğrenci aldı?’ sorusuna bakmalı.”
Özdemir’e göre tercih listesi oluşturulurken adayın başarı sırasının biraz üzerindeki programlardan başlanabilir; sıralamaya yakın programlara ağırlık verildikten sonra daha gerideki başarı sıralarından öğrenci alan alternatifler de listeye eklenebilir. Böylece tek bir aralığa sıkışmayan, dengeli bir tercih listesi oluşturulabilir” dedi.

Kontenjan değişiklikleri sıralamaları etkileyebilir
2026 tercih döneminde dikkat edilmesi gereken önemli konulardan birinin de kontenjanlar olduğunu vurgulayan Özdemir, adayların geçmiş yıl başarı sıralamalarını doğrudan 2026’ya taşımaması gerektiğini belirtti. Özdemir, “Bir bölümün geçen yıl hangi sıralamayla öğrenci aldığı önemli bir veridir ancak tek başına yeterli değildir. Kontenjanın artması veya azalması, bölüme yönelik talebin değişmesi ve benzer programlardaki kontenjan hareketleri taban başarı sıralamalarını etkileyebilir. Özellikle kontenjanı değişen bölümlerde geçmiş yıl sıralamalarını kesin bir sonuç gibi değerlendirmek doğru olmaz” dedi. Bu nedenle adayların tercih etmeyi düşündüğü programların 2026 kontenjanlarını önceki yıllarla karşılaştırmasının yararlı olacağını belirten Özdemir, tercih kılavuzundaki özel koşul ve açıklamaların da mutlaka okunması gerektiğini söyledi.

‘Tercih listesi sadece üniversiteye girme listesi değildir’
Tercih sürecinde adayların yaptığı bir başka hatanın, yalnızca bir yükseköğretim programına yerleşmeye odaklanmak olduğunu ifade eden Özdemir, bölüm seçiminin uzun vadeli düşünülmesi gerektiğini söyledi. Özdemir, şunları söyledi: “Tercih listesi sadece üniversiteye girmenin bir aracı değildir. Aslında genç, hayatının sonraki döneminde eğitim alacağı alanı ve büyük ölçüde mesleki yönelimini belirliyor. Bu nedenle ‘Nereye puanım yetiyor?’ sorusu tek başına yeterli değil. ‘Ben hangi alanda eğitim almak istiyorum, hangi işi yaparken kendimi görebiliyorum?’ sorularının da cevabı aranmalı.” Adayların bölüm seçerken ders içeriklerini, mezuniyet sonrası çalışma alanlarını, mesleğin gelecekteki dönüşümünü ve kendi ilgi ve yeteneklerini birlikte değerlendirmesi gerektiğini kaydeden Özdemir, popüler olduğu için bir bölümün tercih edilmesinin uzun vadede hayal kırıklığı yaratabileceğine dikkat çekti.

Üniversite mi, bölüm mü?
Adayların sık karşılaştığı “İyi bir üniversite mi, istediğim bölüm mü?” ikilemine de değinen Özdemir, bunun her aday için tek bir cevabı olmadığını belirterek, “Üniversitenin akademik olanakları, öğretim kadrosu, kampüs yaşamı, değişim programları, staj ve sektör bağlantıları elbette önemli. Ancak öğrenci dört yıl boyunca istemediği bir alanı okuyacaksa yalnızca üniversitenin adı mutlu ve başarılı bir eğitim hayatını garanti etmez. Üniversite ve bölüm birlikte değerlendirilmelidir” ifadelerini kullandı.
Özdemir, adayların şehir tercihini de göz ardı etmemesi gerektiğini belirterek barınma, ulaşım, yaşam maliyetleri ve öğrencinin sosyal koşullarının karar sürecinin bir parçası olduğunu ifade etti.

‘Gitmeyeceğiniz bölümü listenize yazmayın’
Özdemir’in adaylara yönelik en önemli uyarılarından biri de tercih listesinin sıralanması konusunda oldu.
Adayların “Nasıl olsa gelmez” düşüncesiyle okumak istemedikleri programları listeye eklememesi gerektiğini belirten Özdemir, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bir tercih listeye yazılıyorsa aday o programa yerleşme ihtimalini kabul ediyor demektir. Bu nedenle adaylara her tercih için ‘Bu bölüm gelirse gerçekten gider miyim?’ sorusunu sormalarını öneriyorum. Cevap hayırsa o programı listeye eklemek doğru değildir.”
Tercihlerin adayın istek sırasına göre dizilmesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, üst sıralara mutlaka başarı sırası en yüksek bölümlerin yazılması gerektiği yönündeki yaygın düşüncenin de adayları yanlış yönlendirebildiğini ifade etti.

Ailelere de önemli görev düşüyor
Tercih döneminin yalnızca öğrenciler açısından değil aileler açısından da yoğun bir süreç olduğunu belirten Özdemir, ailelerin gençlere rehberlik ederken kendi beklentilerini dayatmaktan kaçınması gerektiğini söyledi. Adar Özdemir, “Anne ve babalar çocuklarının geleceği için kaygılanıyor ve doğal olarak iyi bir karar vermesini istiyor. Ancak mesleği yapacak olan gençtir. Ailenin görevi seçenekleri değerlendirmesine yardımcı olmak olmalı; ‘Şu bölümü yazmalısın’ şeklinde baskı oluşturmak değil” dedi.
Özdemir, özellikle akraba ve çevre yönlendirmeleriyle yapılan tercihlerin riskli olduğunu, adayların gerektiğinde rehber öğretmenlerden ve tercih danışmanlarından destek almasının daha sağlıklı sonuç vereceğini kaydetti.

2026 tercihleri için dört temel kriter
Özdemir, 2026 YKS tercih döneminde adayların karar vermeden önce dört noktayı birlikte değerlendirmesini öneriyor: başarı sırası, kontenjan değişiklikleri, bölüm ve mesleğin özellikleri ile adayın kişisel ilgi ve hedefleri.
Geçmiş yılların taban başarı sıralamalarının önemli bir referans olduğunu ancak bunların “kesin yerleşme sınırı” olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Özdemir, tercih listesinin ulaşılması güç seçeneklerden daha güvenli alternatiflere kadar dengeli biçimde hazırlanmasının önemine dikkat çekti.

‘Bir sıralama gençlerin geleceğini tek başına belirlemez’
YKS sonuçlarının özellikle beklediği başarıyı elde edemeyen adaylarda hayal kırıklığı yaratabildiğini belirten Özdemir, tercih döneminin kaygıyla değil seçenekleri araştırarak geçirilmesi gerektiğini söyledi. Özdemir, “YKS önemli bir sınav ama bir gencin bütün yeteneklerini veya gelecekte ne kadar başarılı olacağını ölçen tek kriter değil. Sonuç ne olursa olsun adayların önünde farklı yollar ve seçenekler bulunuyor. Önemli olan eldeki başarı sırasını doğru değerlendirmek ve kişinin kendisine uygun bir eğitim yolunu seçebilmesi” diye konuştu.
Özdemir, tercih yapacak adaylara son olarak şu çağrıda bulundu: “Tercih listenizi başkasının beklentilerine göre değil, kendi geleceğinizi düşünerek hazırlayın. Puan yerine başarı sırasını merkeze alın, kontenjanları inceleyin, tercih edeceğiniz bölümün ne öğrettiğini ve mezunlarının ne yaptığını araştırın. En önemlisi de yerleştiğinizde okumak istemeyeceğiniz hiçbir bölümü listenize yazmayın. Çünkü iyi tercih, yalnızca bir üniversiteye yerleşmek değil; doğru bölüme, doğru gerekçelerle yerleşmektir.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.