Aslan: ‘Umut hakkı’ siyasi pazarlık malzemesi yapılıyor
AMİDA HABER - DEM Parti Şırnak Milletvekili Newroz Uysal Aslan, Abdullah Öcalan üzerinden tartışma konusu olan ‘umut hakkı’nın AİHM kararlarına dayandığını ifade ederek Türkiye’de ölünceye kadar ağırlaştırılmış müebbet cezası alan yaklaşık 4 bin kişinin olduğuna dikkat çekti. Amida Haber’e konuşan Aslan, “Türkiye, meseleyi insan hakları ve hukuk çerçevesinde değerlendirmiyor ve şu anda umut hakkı siyasi pazarlık malzemesi yapılıyor” ifadelerini kullandı.

‘Umut hakkı aslında hukuki zorunluluk’
Umut hakkının ağırlaştırılmış hapis cezasının süre ve şekli ile ilgili usulün tartışılması olduğunu ifade eden Aslan, “Avrupa Birliği’ne geçiş yapmak isteyen Türkiye için idam kalkıyor ve idamdan çıkış yasası sonucunda şu anki müebbet cezası dediğimiz 30 yıl tartışmaları dönüyor. Umut hakkının Öcalan etrafında dönmesinin kaynağında bizzat kendisinin olması, ilk AİHM kararının Öcalan’la ilgili olması yer alıyor. Öcalan’dan sonra üç kişi hakkında daha bu karar verildi ama Öcalan hasebiyle atılacak her adımın sadece hukuki değil, politik ve siyasi sonuçları olacağı için de bu kadar yıl bekletildi. Bahçeli’nin ‘Öcalan’a umut hakkı’ dediği şey de aslında hukuken zorunluluk. Türkiye komisyon sürecine kadar bir adım atmadı” dedi.
Adalet Bakanı Gürlek: Umut hakkı yok
‘Bakanlık sayı paylaşmıyor’
Resmi olarak Adalet Bakanlığı’nın Türkiye’de kaç tane ağırlaşmış müebbet hapis cezasından kaçının ölünceye kadar kalacağı ya da kaçının hani suçtan içeride olduğu noktasında bir verisinin bulunmadığını ifade eden Aslan, “Bu istatistiği paylaşmıyor. Biz, BM’de Türkiye adına savunma yapılırken 4 bine yakın bir sayı verildiğinde öğrendik. Türkiye’de ağırlaştırılmış müebbet ölünceye kadar olduğu için çok ağır hasta mahpuslar tahliye edilemeyip cezaevinde öldü. Daha geçen sene Abdülkadir Kuday’ı kaybettik, sırf bu karar yüzünden. Türkiye, meseleyi insan hakları ve hukuk çerçevesinde değerlendirmiyor ve şu anda siyasi pazarlık malzemesi yapılıyor. Bugün ‘umut hakkı’ komisyon raporunda açıkça yazılmamış olsa bile AİHM kararlarının en bağlayıcı olduğu meselelerden birisi” diye konuştu.

‘Her gün 2 mahpus ölüyor’
Hasta tutsakların durumuna ilişkin de konuşan Aslan, “Adalet Bakanlığı hastalar hakkında ‘mahremiyet’ gerekçesiyle sayı vermiyor ancak İnsan Hakları Derneği, geçen seneki raporunda bin 300 demişti. Bunların 580’e yakını ağır hasta. Adli Tıp Kurumu ise neredeyse öleceğine inandığı bir hasta için ‘cezaevinde kalamaz’ raporu veriyor. O yüzden burada Adli Tıp Kurumu’nun tek merci olmaktan çıkarılması gerekir. Adli Tıp Kurumu’nun tek raporu 3 ayrı hastanenin raporundan üstün görülebiliyor. Şu anda 70-80 yaşında ağır hasta olan birçok mahpus var. Hasta mahpuslar politik olduğu kadar insani ve vicdani bir mesele ve politik hasta mahpuslar da büyük bir ayrımcılığa uğruyor. Onun dışında Türkiye’de cezaevlerinde bir günde 2 mahpus ölüyor. Cezaevlerine sadece doluluk oranları üzerinden bakılmamalı” dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.