İliç’in ikinci yılında adalet arayışı
AMİDA HABER - İliç faciasının üzerinden geçen iki yılda, yalnızca bir yargılama süreci değil aynı zamanda adalet, onur ve toplumsal sorumluluk mücadelesi yürütüldü. İliç’te hayatını kaybeden Uğur Yıldız’ın ailesi Meclis’e gelerek duruşmalar için siyasi partilerden destek istedi. Büro Emekçileri Sendikası Kadın Sekreteri Alev Genç, “Bu dava yalnızca 9 işçinin yaşamını yitirdiği bir iş cinayeti davası değil; kamusal sorumluluğun, şirket denetiminin ve yargı bağımsızlığının sınandığı bir süreçtir” dedi.

Aileler bağımsız yargılama istiyor
17 Şubat’ta Erzincan’da davanın altıncı duruşması görülecek. Mevcut durumda üç tutuklu sanık bulunuyor. Ancak kamuoyunun ve ailelerin en temel eleştirisi, asıl sorumluların yani şirketin üst düzey yöneticileri ve kamudaki yetkililerin yargılamaya konu edilmemiş olması. Şirket temsilcileri bugüne kadar duruşmaya dahi gelmedi, yalnızca avukatlar aracılığıyla süreci yürütüyorlar. Aileler ise gerçek sorumluluğun açığa çıkarıldığı etkin ve bağımsız bir yargılama sürecinin yürütülmesi için mücadele ediyor.
İliç’in son duruşmasında tarafsızlık tartışması yaşanırken mahkeme başkanının AK Parti Erzincan İl Başkanı ve AK Parti Erzincan Milletvekili ile Meclis’te fotoğraf çektirmesi de dikkatleri çekmişti.

‘Başka Uğurlar ölmesin’
Aileler adil yargılama noktasında endişeli olduklarını ifade ederken İliç’te hayatını kaybeden ve naaşı 52 gün sonra çıkarılan Uğur Yıldız’ın ailesi “Başka Uğurlar ölmesin” diyerek Ankara’ya geldi. Aile, Ankara’da iki gün boyunca siyasi partilerle görüştü. CHP, DEM Parti, İYİ Parti, Zafer Partisi ve KESK ile görüşen Yıldız ailesi, duruşmalara destek çağrısı yaptı. Ardından 14 Şubat (bugün) Kadıköy’deki yürüyüş için İstanbul’a geçti.
‘Bu davada kamu sorumluluğu sınanıyor’
KESK’e bağlı Büro Emekçileri Sendikası Kadın Sekreteri Alev Genç, geçen iki yıl içinde şirket tarafından ailelere para ve ev teklif edildiğine değinerek, “Aile bu teklifleri kabul etmeyerek yalnızca hukuki sürecin tamamlanmasını ve adaletin sağlanmasını talep etti” dedi.
Hukuk mücadelesinin yanı sıra bölgede halk sağlığı ve çevresel risklerin de bulunduğuna dikkat çekerek, “Bugüne kadar kamuoyuna açıklanan kapsamlı, bağımsız ve şeffaf bir çevresel risk değerlendirme süreci yürütülüp yürütülmediği konusunda ciddi soru işaretleri devam ediyor. Bu dava yalnızca 9 işçinin yaşamını yitirdiği bir iş cinayeti davası değil; kamusal sorumluluğun, şirket denetiminin ve yargı bağımsızlığının sınandığı bir süreçtir” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.