‘Mustafa Aydoğan’la Dile Dair’ söyleşisi kitaplaştı
Kaynak:Haber Merkezi
RED Yayınlarında okuyucu ile buluşan “Mustafa Aydoğan’la Dile Dair” kitabı; “ölüler ikinci kez ölmesin” diye dil üzerindeki asimilasyona karşı mücadelenin önemine vurgu yapıyor.
2026 YKS kitapçık ve cevap anahtarları erişime açıldı
Söyleşi kitabının arka kapağında dillerin yaşatılmasının önemine dair şu vurgu yer alıyor: “İsveçli yazar ve edebiyat tarihçisi Kjell Espmark’ın “Bir dil öldüğünde / Ölüler ikinci kez ölürler” sözü bir dilin yaşatılmasının önemine yapılan çok güçlü bir vurgu olarak söyleşinin üzerinde yürüdüğü hattı âdeta özetliyor. Ana Dilin yazgısının Tam da bu sebeple dillerin yaşama tutunmasına katkı sunan her çabanın çok değerli olduğu günümüzde; dil, Kürtçenin içinde bulunduğu durum, çevirinin dile katkısı ve Ana Diline mesafeli yazarlar üzerine yapılmış bu söyleşiler kuşkusuz adresini bulacaktır. Bir dilin ancak ana dilini konuşan çocuklarla yaşatılacağını ve ölümün kıyısından çevrilen dillerin insanlık ailesinin zenginliğini korumada paha biçilmez bir değere sahip durduğu gerçeğine sıkı sıkıya bağlı kalan bir söyleşiyle okurun karşısına çıkarak dillerin korunmasına ufakta olsa bir katkı sunabilmiş olmak bizim açımızdan büyük kıvançtır.”

‘Dilin varlığı insanın kendi özvarlığı ile kendini gerçekleştirme iradesidir’
“Dile Dair” yapılan söyleşi kitabının giriş bölümünde gazeteci yazar Ali Abbas Yılmaz, dillerin yaşatılmasının önemine dair şunları dile getiriyor: “Yeryüzünde var olan ve varlığını günümüze kadar devam ettiren bütün toplumlarda dil kuşkusuz başat bir faktördür. Toplumlar tarihinde bir zamanlar var olan ve ne hazindir ki, sürekliliğini sağlama gücü gösteremeyen birçok topluluk fiziksel varlıklarını şöyle ya da böyle başka topluluklar içinde eriyerek devam ettirseler de aslında dillerini kaybederek özyitimi yaşamaktan kurtulamadılar. İnsanın insan olma sürecinde dilin oluşumu, gelişimi ne kadar önemliyse, yitimi de o kadar acı vericidir. Dilini yitiren aslında onu var eden özden de yoksun kalır. Dili sadece bir iletişim aracı değildir. Dil aynı zamanda insanın özvarlığını gerçekleştiren, geliştiren ve geleceğe taşıyan can damarıdır. Dilin varlığı insanın kendi özvarlığı ile kendini gerçekleştirme iradesidir ve haliyle yokluğu da insanın özyitmidir. Kuşkusuz dilin önemine dair söylenecek çok şey var ve günümüz dünyasında her şeyin çok kolay ve çabuk tüketildiği bir ortamda dillerin yaşatılması her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.”
Dil üzerine söyleşi dizi kitaplaştırıldı
“Dile Dair” yapılan söyleşilere ilişkin de kitabın giriş bölümünde şu ifadeler yer alıyor: “Bir insanın olmakla ölmek arasında öz varlığını koruma mücadelesinin can damarı olan dile dair bir söyleşiye başlarken açıkçası bu yolculuğun bir kitapla noktalanacağı aklımın ucundan dahi geçmiyordu. Her şey şair, yazar Metin Aydın’ın yazdığı Lalistan’ın Kürtçeye çevirisine dostane bir katkı sunmak ile başladı. Ve iyi ki de başladı…
Dil bilimci, yazar ve çevirmen Mustafa Aydoğan ile genel anlamda dil, ana dili ve çeviri üzerine yaptığımız söyleşi dizisinin ilk bölümünde şiir ve şiir çevirisinin incelikleri, şair ve yazar Metin Aydın’ın şiirlerinin çevrildiği Lalistan’ın çeviri aşamaları ve Kürt yazın dünyasına etkilerini değerlendirdik. Ancak daha sonra söyleşi kendi doğal akışında dilin önemi, Kürtçe üzerine uygulanan asimilasyon politikası ve Kürtçenin karşı karşıya bulunduğu tehlikeler gibi konularda yoğunlaştı. Hâl böyle olunca altı bölümü daha önce Sur Ajans’ta yayınlanan, yedinci bölümü ise henüz yayınlanmamış olan bu keyifli ve sorgulayıcı söyleşi dizisini kronolojik sıra yerine; genel anlamda dil ve Kürtçe üzerine bütünlük oluşturacak biçimde kitaplaştırarak yeniden yayınlamayı gerekli ve yararlı bulduk.
Yazdığı birçok kitabın yanı sıra, Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Orhan Pamuk, Ahmet Altan gibi Türkçe edebiyatının önemli yazarlarının kitaplarını da Kürtçeye çeviren dil bilimci, yazar ve çevirmen Mustafa Aydoğan, Metin Aydın'ın "Üryan" şiir kitabı ve "Kaydedilmiş Şiirler" isimli şiir dosyasındaki şiirlerini de "Lalistan" adıyla Kürtçeye çevirdi.
Söyleşi sırasında birçok kere Türkçe yazan Kürt yazarlara Kürtçeye duyarlılık çağrısında bulunan Aydoğan ile “dillerin ölümü”, “tehlike altındaki/tehdit edilen/can çekişen diller”, “Küresel dil”, “yapay zekâ”, ana dilinde yazmanın önemini, başka dillerde yazan “misafir” yazarları ve ana diline mesafeli yazarların durumunu, Kürtçenin, Kürt toplumunun gereksinim duyduğu her alana ilişkin dilsel üretimi gerçekleştirebilecek bir kapasiteye sahip olup olmadığını, sadece Kürtçeyi değil tehlike altında olan her dili savunmanın zorunluluğunu, genel anlamda çevirinin bir dilin gelişmesindeki önemi, incelikleri, zorluklarını ve çevirdiği kitapları konuştuk. Ayrıca sözünü ettiğimiz keyifli ve hacimli söyleşilerin bir bütün hâlinde bir araya geldiği bu kitabın son dönemlerde ana dili üzerine yürütülen tartışmaların daha bilimsel ve adil bir zeminde yürütülmesine katkı sunacağına inanıyoruz.
Dil çalışmalarına bunca katkı sunmuş ve ömrünü bu çalışmalara adamış olan Aydoğan ile bir gazeteci olarak “dil”e dair söyleşi yapmak benim için çok önemli bir deneyim oldu.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.