Tülay Hatimoğulları: Kürtçe anayasal güvenceye alınmalı

Tülay Hatimoğulları: Kürtçe anayasal güvenceye alınmalı
 Muhabir
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kürt Dil Bayramı nedeniyle çağrı yaptı, Kürtçeye anayasal güvence ve eğitim hakkı tanınmasını istedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin grup toplantısında konuştu. Toplantıya Sırrı Süreyya Önder'in abisi Ali Önder de katıldı.

6.jpg

Kürt Dil Bayramı’nı kutladı

Tülay Hatimoğulları'nın konuşmasının satır başları şöyle: 15 Mayıs Kürt Dil Bayramı. Hawar’la başlayan tarihsel yürüyüş, bugün “Perwerdeya Kurdî” talebiyle sürüyor. Bir dilin yüzyılı aşan mücadelesi, aynı zamanda varoluş, kimlik, hafıza ve onur mücadelesidir. Dili susturmak, bir halkın hafızasını silmek demektir. Kürtçe ve tüm ana diller, bu coğrafyanın ortak mirasıdır. Anamızın sütü kadar bize haktır, helaldir. Kürtçe, evde, okulda, hastanede, mahkemede, belediyede ve Meclis’te yaşamalıdır. Eğitim hakkına kavuşmalı, anayasal güvence altına alınmalıdır. Celadet Ali Bedirxan şahsında, Kürt dilinin yaşaması için emek veren, büyük bedeller ödeyerek dil mücadelesini bugünlere kadar taşıyan herkesi saygıyla anıyorum. Bütün Kürt halkının Kürt Dil Bayramı’nı kutluyorum.”

4-001.jpg

‘Tutuklular serbest bırakılsın’

Tutukluların serbest bırakılması çağrısı yapan Tülay Hatimoğulları, “Kürt meselesi, sandığa giden Kürdün iradesinin cezaevine atılmasıyla sembolleşti. Hukuk bunun neresinde? Bu zulümdür, bu seçilmişe müdahaledir. Tüm tutuklu seçilmişler derhal serbest bırakılmalı, kayyım zulmü artık bitmeli. Halkın iradesine ve sandığa saygı gösterilmeli. Bütün seçilmişler görevlerine iade edilmelidir. BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, işçinin ve emekçinin hakkını savunduğu, cezasızlık düzenini teşhir ettiği için 58 gündür tutuklu.”

2.jpg

‘Bir ayda 24 kadın öldürüldü’

‘Sadece geçen ay 24 kadın erkekler tarafından katledildi” diyen Tülay Hatimoğulları, kadın cinayetlerine dikkat çekerek şunları söyledi:

“Yılın ilk dört ayında bu sayı 99’a ulaştı. Bu ülkede neredeyse her gün bir kadın yaşamdan koparılıyor.

Peki iktidar bu tablo karşısında ne yapıyor? Kadınları korumak için acil önlemler mi alıyor? Şiddet faillerine karşı caydırıcı düzenlemeler mi getiriyor? Hayır. Bunun yerine “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan ediyor. Geçen yıl da ‘Aile Yılı’ ilan etmişlerdi. Sonuç ne oldu? En az 299 kadın öldürüldü. Bu ülkede tek bir günde altı kadının katledildiği günler yaşandı. Kadın cinayetlerini durdurmak için ortada tek bir somut eylem planı yok. Kadınların yaşam hakkını güvence altına alacak tek bir acil tedbir yok.

Bakanlığın adından ‘Kadın’ı çıkarıp yerine ‘aile’yi koymanız tesadüf değil. Kadını birey olarak değil, yalnızca aile içinde tanımlayan bu anlayışın sonucu ortadadır.

Kadın doğuran bir makine midir? Kadın insan değil midir, eşit yurttaş değil midir? “Kadının adı yok” diyen zihniyet ile kadını yaşamdan koparan zihniyet birbirinden ayrı değildir.

Bu anlayış, kadınların özgürlüğünü, emeğini, hayallerini ve eğitim hakkını hedef alıyor. Kadınları kendi yaşamları üzerinde söz sahibi bireyler olarak görmeyen bu politika, şiddeti de eşitsizliği de derinleştiriyor.

Kadınlar şaşalı kampanyalar değil, yaşam güvencesi istiyor. Slogan değil, bütçe istiyor. Vaat değil, etkin koruma istiyor. Bir kadın daha katledilmeden önce harekete geçin.”

1.jpg

Numan Kurtulmuş’a çağrı

Süreçle ilgili beklentileri de açıklayan Hatimoğulları şöyle devam etti:

“Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Türkiye’nin kritik gündemlerinden biri. Süreç bir müddettir durağan. Bu yavaşlama halinden çıkılmalı. İvmenin artması için çaba içindeyiz, somut öneriler ortaya koyuyoruz.

Geçen hafta bazı mekanizmaların kurulması için biz de bazı siyasi partiler de açıklamalar yaptık.

İsim tartışılabilir, içerik tartışılabilir. Ama tartışılamayacak bir gerçek var: Siyaset kurumu, taraflar, aktörler ve sivil toplum arasında köprü kuracak, mekik dokuyacak bir mekanizmaya ihtiyaç var.”

Hem bugünkü tıkanıklığı giderecek hem de ileride çıkabilecek sorunları yönetecek bir yapıya ihtiyaç var.

Önemli bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum: Kurulacak bu mekanizma, sürecin siyasi muhataplığını da üstlenebilir.

Bu mekanizmaya dair tartışma, Komisyon Raporu’nun yasalaşma sürecini asla geciktirmemeli. Bu iki mesele eş güdüm içinde, birbirini tamamlayarak ilerlemeli. Biri diğerinin bekletilme gerekçesi yapılmamalı.

Bakın, Komisyonun yayımladığı sonuç raporunun 6’ncı bölümünün birinci başlığında aynen şu ifade ediliyor:

“Komisyonun bir diğer önemli görevi, örgütün silah bırakma süreciyle birlikte ortaya çıkacak durumu yönetecek yasal çerçeveyi belirlemektir.”

Yani açık şekilde adımların birlikte ifa edilmesi gerektiği belirtilmiş.

Sayın Kurtulmuş’a önerimiz şudur: Tüm programlarınızı bir kenara bırakın. Meclis’in başında durun. Raporun yasalaşması için itici güç olun. Meclis’te istişare edelim. Olmazları sonraya bırakalım, olurları öne alalım. Buradan ilerleyelim, tıkanıklığı aşalım.

Yaz mevsimine barışın güçlü umuduyla girelim. Bütün adımların bir anda atılamayacağını biliyoruz. Mesele meşakkatli, yol uzun. Ama kararlılığımız oldukça her türlü zorluğun üstesinden gelebiliriz.

Hemen bu hafta barışın takvimini çıkaralım, yol haritasını belirleyelim. Sorumluluk alalım. Sorumluluk alalım ki memleket biraz rahatlasın.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.