Bölgenin sessiz kahramanından şehir hastanesi uyarısı

Bölgenin sessiz kahramanından şehir hastanesi uyarısı
Diyarbakır’da sağlık sisteminin dönüşümünü ve mevcut sorunlarını değerlendiren Prof. Dr. Şervan Gökhan, artan hasta yüküne dikkat çekerek şehir hastanesinin önemli bir adım olduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.

Ankara’da görev yapan Prof. Dr. Şervan Gökhan, meslek hayatına başladığı Diyarbakır üzerinden Türkiye’de sağlık sisteminin son 25 yıldaki değişimini anlattı. Kentte sağlık altyapısının gelişmesine rağmen nüfus artışı ve bölgesel hasta yoğunluğunun sistemi zorladığını dile getiren Gökhan, çözüm için yalnızca yeni hastanelerin değil, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve doğru planlamanın şart olduğunu söyledi.

İki milyon nüfuslu kentte özellikle sağlık alanında yaşanan sorunları, yapımı devam eden şehir hastanesi, sağlık sisteminin dönüşümünü, sahadaki gerçekleri ve geleleceğe dair öngörüleri Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Şervan Göklan ile konuştuk.

Hocam, meslek hayatınıza Diyarbakır’da başladınız. O dönemin sağlık sistemi ile bugünü karşılaştırdığınızda en temel farklar nelerdir?

1990’lı yılların sonundan itibaren hem öğrenci hem de sağlık profesyoneli olarak, tüm ülkede sağlık sisteminin dönüşümüne tanıklık edip bizzat içinde bu dönüşümü yaşamak benim için önemli bir tecrübe oldu. 2000’li yılların başındaki sağlık sistemi parçalı, verimsiz ve kronikleşmiş sorunlar içeriyordu. Sağlık altyapısı ciddi manada yetersiz, insan kaynağı ise kapasitenin çok altındaydı. Sağlık hizmeti sunan farklı kurumların tek çatı altında toplanması, hastane öncesi sağlık hizmetleri ve 112 sisteminin geliştirilmesi, koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik taramaların yoğunlaştırılması, hastanelerin yenilenmesi ve birçok yeni hastane yapılması ve son olarak şehir hastaneleri, sistemi dönüştürmekle kalmadı aynı zamanda sağlıkta kalite verilerini de ülke genelinde yukarıya çekti. Tabi ki bunda çağın getirdiği E nabız gibi teknolojiler başta olmak üzere birçok teknolojinin geliştirilmesinin büyük katkıları oldu.

bolgenin-sessiz-kahramanindan-sehir-hastanesi-uyarisi5.webp

Diyarbakır sağlık sistemi ile bugünü kıyasladığımızda hasta yükü çok fazlaydı ve insan kaynağı ile teknik imkanlar sınırlıydı. Acil servisler özellikle aşırı yoğun ve çoğu zaman kapasitesinin çok üzerinde çalışıyordu. Bugün ise hem fiziki kapasite hem de teknoloji anlamında ilerleme var. Tanı ve tedavi yöntemleri çağın gerisinde kalmadı ancak şunu da açıkça söylemek gerekir: hasta yoğunluğu halen çok yüksek ve bölgesel sağlık yükü Diyarbakır’da çoğu büyükşehirden daha fazla seyrediyor.

Diyarbakır sağlık sisteminin bugün en kritik sorunu sizce nedir?

Bugün en kritik sorunlardan biri sağlık hizmetine erişimdeki zorluklardır. Sistem büyüdü ama talep sistemden daha hızlı büyüdü. Bir diğer önemli konu ise şehir nüfusunun artması ile beraber birçok yeni yaşam alanının ortaya çıkması ve sağlığa lokal ulaşımın eski hastanelerin yerleri nedeniyle zorlaşması oldu. Ortalama kişi başına düşen yatak sayısının da düşük seyrettiği ve arttırılması gereken bir sorun olduğunu kabul etmek lazım. Bir diğer önemli konu da koruyucu sağlık hizmetlerinin ve beraberinde toplumun sağlık okuryazarlık seviyelerinin istenilen seviyelerde olmaması. Eğer siz hastalığı önleyemezseniz, hastaneler ne kadar büyük olursa olsun dolmaya devam eder. Diyarbakır’da özellikle bu alana daha fazla yatırım yapmamız gerekiyor.

İki milyon nüfusun yaşadığı Diyarbakır’da son 25 yılda sadece Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi sisteme eklemlendi ama bununla beraber nüfus ve hasta sayısı buna paralel daha fazla artış gösterdi.

Mevcut hastaneler sağlık sorunlarına yeterli derecede cevap oluyor mu?

Biraz öncede vurguladığım gibi iki milyona yaklaşan nüfusu olan bir kentte sağlık hizmetlerinin sadece hastane ağırlıklı bir sistem üzerinden yürütülmesi, sistemin doğal olarak kapasitenin üzerine çıkmasına neden olur. Diyarbakır gibi bölgesel hasta yükü fazla olan bir şehirde yalnızca Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin son yirmi yılda eklenmiş olması, artan nüfus ve hasta talebiyle kıyaslandığında ciddi bir yetersizliğe işaret etmektedir.

Bu süreçte hayata geçirilen ilçe hastanelerinin daha çok birinci ve kısmen de ikinci basamak hastalarının sorunlarını büyük ölçüde çözdüğünü biliyoruz. Ancak daha ciddi tedavi gerektiren hastalar için yatak kapasitesinin zorlandığını da biliyoruz. Mevcut durumda Diyarbakır Devlet Hastanesi, Diyarbakır Kadın Doğum Hastanesi, eski altyapıya sahip çocuk hastanesi ve Dicle Üniversitesi Hastanesi gibi kurumlar önemli bir yükü sırtlamaya çalışsa bile, bu yapıların hem fiziki kapasite hem de insan kaynağı açısından günümüz ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını açıkça görüyoruz.

Özellikle acil servislerdeki yoğunluk, poliklinik randevu sürelerinin uzaması ve yatak doluluk oranlarının sürekli yüksek seyretmesi, sistemin sürdürülebilir bir dengeye ulaşamadığını bize gösteriyor. Bu tablo, mevcut hastanelerin yalnızca kendi şehirlerine değil, çevre illerden gelen hastalara da hizmet vermek zorunda kalmasından dolayı daha da ağırlaşmaktadır. Bu bağlamda yeni hastane yatırımları, birinci basamak hizmetlerin güçlendirilmesi ve insan kaynağının artırılması artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir.

İnşaatı devam eden şehir hastanesinin bitmesi şehirdeki sağlık sorunlarını ve yoğunluğu çözer mi ?

Diyarbakır Şehir Hastanesi elbette kent için çok önemli bir yatırım ve ciddi bir kapasite artışı sağlayacaktır. Modern altyapısı, yüksek yatak sayısı, ileri teknolojiye sahip tanı ve tedavi imkanları ile farklı branşları tek çatı altında toplaması sayesinde mevcut sistem üzerindeki yükü alacağı açıktır. Şu anda ülkemizin en büyük ve donanımlı şehir hastanelerinden birinde çalışan bir hekim olarak açıkça söyleyebilirim ki; poliklinik hizmetleri, yoğun bakım, ameliyathane kapasitesi ve ileri tetkik süreçlerinde gözle görülür bir rahatlama ortaya çıkacaktır.

bolgenin-sessiz-kahramanindan-sehir-hastanesi-uyarisi2.webp

Ancak gerçekçi olmak gerekirse, bu hastanenin tek başına Diyarbakır’ın sağlık sorunlarını tamamen çözmesini beklemiyorum. Çünkü sorun yalnızca fiziki kapasite meselesi değildir. Kentteki hasta yoğunluğu, çevre illerden gelen sevkler, birinci basamak sağlık hizmetlerinin yeterince etkin çalışmaması ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki eksiklikler, hastanelere olan talebi artırmaktadır. Yani siz ne kadar büyük bir hastane açarsanız açın, eğer sistemin diğer basamaklarını güçlendirmezseniz o hastane de kısa sürede dolacaktır. Bu nedenle Diyarbakır sağlık sistemini bu gerçeklikler doğrultusunda yeniden yapılandırmak gerektiğini düşünüyorum.

Ayrıca insan kaynağı konusu da kritik bir başlıktır. Yeni bir şehir hastanesinin açılması, yeterli sayıda akademisyen, uzman hekim, hemşire ve sağlık personeliyle desteklenmediği sürece beklenen etkiyi tam olarak oluşturamaz. Bu tür büyük hastaneler bazen mevcut hastanelerden personel kaydırılarak açıldığı için, şehir genelinde dengeli bir hizmet dağılımı da bozulabilir.

Sonuç olarak, Diyarbakır Şehir Hastanesi önemli bir rahatlama sağlayacak olsa bile, tek başına kalıcı bir çözümü ortaya koymayacaktır. Gerçek çözüm; yeni yatırımların yanı sıra aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi, koruyucu sağlık politikalarının yaygınlaştırılması, insan kaynağının artırılması ve sağlık hizmetlerinin şehir geneline dengeli dağıtılmasıyla mümkündür.

Diğer önemli bir konu ise şehir hastanesinin 2026 yılında hizmete gireceği ifade edilmişti. Ancak gelinen noktada öyle görünüyor ki bu sürecin birkaç yıl sarkabileceği konuşuluyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Diyarbakır Şehir Hastanesi projesinin planlanan tarihten birkaç yıl sarkabileceğine dair değerlendirmeler,

Diyarbakır sağlık sistemi açısından önemli bir risk barındırmakla beraber böyle bir gecikme, zaten yoğun olan sağlık hizmeti talebinin karşılanmasını daha da zorlaştırır. Mevcut sorunların çözümünü kaçınılmaz olarak geciktirir. Bu durum özellikle hasta yoğunluğu, randevu süreleri ve ileri tedaviye erişim gibi alanlarda olumsuz yansımalar doğurabilir.
Öte yandan Türkiye genelinde şehir hastaneleri, sağlık sisteminin görünür yüzü haline geldi ve hizmet kalitesini ciddi anlamda arttırdı. Modern altyapı, yüksek teknoloji ve entegre hizmet modeli sayesinde bu hastaneler, hem hasta memnuniyetini hem de klinik başarıyı artıran önemli merkezler konumuna geldi. Ancak burada kritik bir nüans bulunmaktadır: şehir hastanelerini, klasik hastane yönetim refleksleriyle yönetmek doğru değildir.

Bu nedenle Diyarbakır için en sağlıklı yaklaşım, geçiş sürecinin profesyonel ve tecrübeli bir ekip tarafından yürütülmesidir. Daha önce şehir hastanesi açmış ve bu süreci yönetmiş bir ekibin, açılış ve ilk işletme döneminde aktif rol alması bana göre büyük önem taşımaktadır. Yaklaşık 1-2 yıl olarak planlanması gereken bu geçiş sürecinde, yerel yöneticilerin de bu ekiplerle birlikte çalışarak şehir hastaneleri bağlamında tecrübe kazanması, sonrasında sistemin sürdürülebilirliği açısından kritik olacaktır.

Çünkü şehir hastaneleri yanlış bir başlangıç yaptığında, yani “ilk düğme yanlış iliklendiğinde”, önceki hastanelerden taşınan kurumsal zayıflıklar ve eksiklikler bu yeni yapıya aktarıldığı takdirde uzun yıllara yayılan kronik sorunlarla karşılaşmanız kaçınılmaz olur. Oysa bu hastaneler, mevcut sorunları devralan değil, sıfırdan doğru kurgulanmış ve sistemin kalitesini yukarı çeken yapılar olmalıdır.

Sonuç olarak; gecikmeler kısa vadede sorunları büyütse bile, doğru bir planlama ve yönetim modeliyle şehir hastaneleri Diyarbakır için büyük bir fırsata dönüşebilir. Amaç yalnızca yeni bir bina açmak değil; aynı zamanda Diyarbakır'dan büyük merkezlere olan hasta göçünü azaltan, her türlü tedavi ve operasyonun yapılabildiği, güçlü ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi inşa etmek olmalıdır.

bolgenin-sessiz-kahramanindan-sehir-hastanesi-uyarisi4.webp

Dağkapı bölgesindeki hastaneler miadını doldurdu. Burada yeni bir hastane yapılması sorunu çözer mi?

Aslında meseleye biraz tarihsel perspektiften bakmak gerekiyor. Bundan 60–70 yıl önce şehirler bu kadar büyümemişken, sağlık hizmetleri merkezi bir anlayışla planlanıyordu. Nitekim Ankara’da hastanelerin Sıhhiye bölgesinde toplanması bunun en somut örneklerinden biridir. Benzer şekilde Diyarbakır’da da hastaneler, Sağlık Caddesi ve çevresinde konumlandırılmıştı. O dönemde şehir daha küçük olduğu için hastaların bu bölgelere erişimi görece kolaydı.

Ancak bugün iki milyona yaklaşan nüfusuyla Diyarbakır artık tek merkezli bir şehir değil. Kentin birden fazla çekim noktası ve yoğun yaşam alanı var. Bu nedenle sağlık yatırımlarını halen tek bir bölgede yoğunlaştırmak, erişimi kolaylaştırmak yerine zorlaştıran bir etki oluşturuyor. İnsanların sağlık hizmetine hızlı ve dengeli ulaşabilmesi için hastanelerin şehrin farklı bölgelerine, nüfus dağılımı dikkate alınarak planlanması gerekiyor.

Özellikle mevcutta Dağkapı çevresinde konumlanan devlet hastanesi, eski göğüs hastalıkları hastanesi, SSK ve askeri hastane ile çocuk hastanesinin bulunduğu alan, bugün için şehrin adeta bir “kör noktası” haline gelmiş durumda. Yani hem erişim hem de şehir içi trafik açısından sürdürülebilir bir merkez olmaktan uzaklaşmış durumda.

Öte yandan hastane planlamasında temel kriterlerden biri gece nüfusudur. Yani insanların yaşadığı ve günlük hayatını sürdürdüğü bölgeler esas alınmalıdır. Bu bağlamda, günümüzde gastronomi ve turizm merkezi olarak yeniden konumlandırılması gereken Sur bölgesine yeni bir hastane yatırımı yapmak, bölgeye yeniden yoğun bir trafik ve insan akışı getirecek, bu da şehir planlaması açısından ters bir etki oluşturacaktır. Bunun yerine Sur, Yenişehir, Şehitlik ve kısmen tren rayının öte tarafının kolaylıkla erişim sağlayabileceği eski Sümerbank arazisine bu bölgelere hizmet veren bir hastane yapılabilir. Yine yıkılan polis okulunun yerine de Bağlar ilçesi için bir planlama yapılabilir. Bu şekilde belirli lokasyonlara insanların kolay ulaşabilecekleri sağlık hizmet alanları planlanabilir. Bu eski hastanelerin yerleri ise Hevsel ve Dicle manzarası ile beraber örneğin Millet Bahçesi olarak değerlendirilebilir.
Sonuç olarak, yeni hastane yapılması tek başına yeterli değildir; doğru yere yapılması esastır.

Diyarbakır’da sağlık yatırımlarının, şehrin büyüyen ve değişen yapısına uygun şekilde, farklı lokasyonlara dengeli biçimde dağıtılması hem erişimi kolaylaştıracak hem de mevcut merkezlerdeki yoğunluğu kalıcı olarak azaltacaktır.

Diyarbakır'da uzun yıllardan beri sağlık yönetimi alanında sık sık değişim ve kaotik bir hal var. Çok sık yönetici değişimi söz konusu olmakta.

Diyarbakır Eğitim Araştırma Hastanesi'nde çok sık başhekim değişmekte. Bunun sağlık sistemi üzerinde ne gibi etkileri olabilir?

Bu bahsettiğiniz gerçekten de uzun süredir benim de gözlemlediğim ve dikkatimi çeken bir durum ve bu kadar sık değişim kurumsal hafızayı, disiplini ve sürekliliği ciddi şekilde zedeliyor. Sağlık gibi hem teknik hem de yüksek organizasyon gerektiren bir alanda yönetici istikrarı son derece önemlidir. Çok sık yönetici değişmesi, her gelen yöneticinin farklı bir vizyon ve öncelik setiyle hareket etmesine yol açar. Bu durum, uzun vadeli planların hayata geçirilmesini zorlaştırır ve kurum içinde sürekli bir yön arayışı oluşturur. Oysa sağlık kurumlarında edinilmiş deneyim, kriz yönetimi refleksleri ve yerel dinamiklere hakimiyet zamanla oluşur; sık değişim bu birikimi maalesef kesintiye uğratır.

Bununla birlikte, sağlık gibi teknik bir alana ve bunu yöneten kadrolara çok sayıda farklı otoritenin müdahil olması da ayrı bir sorun alanıdır. Karar alma süreçlerinin dağılması ve sürekli müdahaleye maruz kalması, yöneticilerin hareket alanını daraltırken aynı zamanda sistemde bir istikrarsızlık ve belirsizlik yaratır. Bu da hem sağlık çalışanlarının motivasyonunu düşürür hem de hizmet sunumunda standardizasyonu zorlaştırır.

Sonuç olarak; kurumsal hafızanın zayıflaması, yöneticilikte sürekliliğin sağlanamaması ve çok başlı müdahaleler, sağlık sistemine doğrudan olumsuz yansır. Bu durum, hizmet kalitesinde dalgalanmalara, organizasyonel aksaklıklara ve uzun vadede sistemin verimliliğinin düşmesine neden olur. Sağlıkta sürdürülebilir bir kalite için en temel gerekliliklerden biri, istikrarlı ve öngörülebilir bir yönetim yapısıdır.
Dicle Üniversitesi'nin mevcut hastanesi yaklaşık elli yıllık bir hastane. Şimdi yeni bir hastane için süreç başladı ve inşaat başlıyor.

600 yataklı yeni hastane ve sonrasında da bir sağlık kampüsü olacak şekilde yapılıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Dicle Üniversitesi Hastanesi, inşa edildiği dönemde Türkiye’nin en modern, en donanımlı ve fiziki açıdan en dikkat çeken sağlık yapılarından biriydi. Ancak sağlık altyapısı da diğer tüm yapılar gibi zamanla yıpranır ve ihtiyaçlara cevap vermekte zorlanır. Yaklaşık elli yıllık bir hastanenin yıpranması da bu açıdan son derece doğal bir süreçtir.

Bu nedenle Dicle Üniversitesi bünyesinde uzun yıllardır gündemde olan ve geç kalınmış yeni hastane projesinin hayata geçiyor olması, sadece üniversite için değil, Diyarbakır ve bölge için de son derece önemli ve değerli bir gelişmedir. 600 yataklı olarak planlanan yeni hastane ve devamında oluşturulacak sağlık kampüsü, hem eğitim hem de sağlık hizmeti açısından çok daha güçlü, entegre ve sürdürülebilir bir yapı ortaya koyacaktır.

bolgenin-sessiz-kahramanindan-sehir-hastanesi-uyarisi3.webp

Ayrıca projenin, ülke çapında büyük ve uluslararası alanda da bilinen bir firma tarafından üstlenilmiş olması, bu yatırımın vizyonunu daha da yukarı taşımaktadır. Bu durum, yalnızca fiziki bir yenilenme değil; aynı zamanda sağlık hizmetlerinde kalite, organizasyon ve teknolojik altyapı açısından da mükemmeliyetçi bir yaklaşımın benimsenmesi anlamına gelir.

Sonuç olarak, yeni hastane ve sağlık kampüsü projesi, Dicle Üniversitesi’nin bölgesel bir referans merkezi olma konumunu daha da güçlendirecek; Diyarbakır’da sağlık hizmetlerinin kalitesine ve çeşitliliğine uzun vadede çok ciddi katkılar sağlayacaktır.

Son olarak, Diyarbakır’ın önümüzdeki 10–20 yıl içinde sağlık alanında nasıl bir konuma ulaşmasını hayal ediyorsunuz?

Diyarbakır’ın sağlık alanındaki hedefi yalnızca mevcut sorunları çözmek olmamalı; aynı zamanda bölgenin en güçlü sağlık, eğitim ve araştırma merkezlerinden biri haline gelmek olmalıdır. Bu şehir tarihsel olarak sadece kendi nüfusuna değil, çevre illere ve geniş bir bölgeye hizmet veren doğal bir merkez konumundadır. Dolayısıyla Diyarbakır’da yapılacak her sağlık yatırımı, yalnızca yerel bir yatırım değil, bölgesel ölçekte stratejik bir adım olacaktır.

Önümüzdeki dönemde şehir hastanesi, Dicle Üniversitesi’nin yeni sağlık kampüsü, güçlü ikinci basamak hastaneler, etkin aile hekimliği sistemi ve nitelikli insan kaynağı birlikte planlanabilirse Diyarbakır çok daha güçlü bir sağlık ekosistemine kavuşabilir. Burada mesele yalnızca yeni binalar yapmak değil; doğru yönetilen, sürdürülebilir, bilimsel üretim yapan, nitelikli hekim ve sağlık personeli yetiştiren bir sistemi kurabilmektir.

Ben Diyarbakır’ın bunu başarabilecek potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Yeter ki sağlık yatırımları günübirlik ihtiyaçlara göre değil, uzun vadeli bir vizyonla planlansın. Diyarbakır, doğru adımlar atılırsa sadece bölgenin değil, Türkiye’nin de önemli sağlık merkezlerinden biri haline gelebilir. Bu hedef artık bir temenni değil, doğru planlama ve güçlü iradeyle ulaşılabilecek gerçekçi bir hedeftir.

Şervan Gökhan kimdir?

1979 Siverek doğumlu olan Şervan Gökhan, Türkiye’de sağlık sisteminin hem sahada hem de akademide dönüşümünü birebir yaşamış, sağlık politikaları alanındaki önemli isimlerden biridir. 2003–2008 yılları arasında Dicle Üniversitesi’nde asistanlık yaparak mesleki yolculuğuna başlayan Gökhan, ardından Diyarbakır Devlet Hastanesi’nde acil servis uzmanı olarak görev aldı. Sağlık yönetimi alanında da aktif rol üstlenerek Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kurucu başhekim yardımcılığı yaptı.

Akademik kariyerine Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi ile devam eden Gökhan birçok kurumda farklı projelerde çalıştı ve halen Ankara Şehir Hastanesi’nde profesör olarak görev yapmakta; hem klinik hem de sağlık politikaları üzerine çalışmalarını sürdürmektedir.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.