CHP’li Erdoğan’dan anadilde eğitim çıkışı

CHP’li Erdoğan’dan anadilde eğitim çıkışı
CHP PM üyesi Emine Uçak Erdoğan anadilde eğitime ilişkin dikkat çeken bir çıkışta bulunarak, “Seçmeli ders sistemi tam olarak uygulanmıyor. Yapısal ihtiyaçları yerine getirmiyor ve karşılamıyor. İsteyen herkese anadilde eğitim sağlanmalı” dedi.

AMİDA HABER - Diyarbakır hafta sonu önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. PKK mensuplarının silah bırakmasının ardından başlayan “Akdeniz ikliminde” bu kez kadınlar barışı konuştu. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nın (DTSO) organize ettiği “Kadınlar Barışı Konuşuyor” başlıklı panel, AK Parti, CHP ve DEM Parti’den onlarca kadını buluşturdu. CHP adına panele katılan Parti Meclisi Üyesi Emine Uçak Erdoğan ile Kürt sorununu, CHP’nin Kürt sorunu karşısındaki duruşu ile barışı konuştuk.

diyarbakir-13.jpg

Diyarbakır hafta sonu önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Nasıl geçti toplantıda neler konuşuldu?

Farklı alanlardan, uzmanlıklardan gelen kadınların katıldığı bir konferans oldu. Siyasi oturumla gündem oldu ancak iş kadınlarının, girişimci kadınların, sivil toplumda aktif çalışan kadınların bir araya gelip barışı konuşması açısından özgün bir konferans. Yine farklı siyasi partilerden kadınların katılımı açısından önemliydi. Siyasetin genel olarak hem Kürt meselesinde hem de ülkenin diğer meselelerinde bir araya gelip konuşması lazım.

‘Kadınlar eşit temsil edilmiyor’

Toplantıda genel itibariyle barış süreçlerinde kadınların rolüne ve deneyimine odaklanıldı. İrlanda deneyimiyle ilgili bir belgesel film izlendi. İrlanda'daki kadınların deneyimleri ile bizdeki deneyimler çatışmanın mahiyeti itibariyle farklı olsa da kadınların deneyimi açısından bazı benzerlikler de taşıyor. Birçok yerde kadınlar siyasette ve diğer alanlarda eşit temsil edilmiyor. İrlanda’da kadınlara elinizin hamuruyla bu işlere karışmayın denilmiş biz de de böyle bir bakış açısı var çoğu mesele kadınların alanı değil gibi görülüyor. Oysa çatışma çözümlerinin başarısında kadınların özne, aktör olmasının başarıya etkisi var. Hem batıda hem de buradaki deneyimde görüyoruz ki kadınlar kendi mücadeleleriyle bu masalarda yer bulabiliyorlar ve barış konusunda çok ısrarcılar. Yani erkekler gibi dönemsel olarak bununla ilgilenmiyorlar. Uzun süreçler boyunca sabır göstererek, farklılıklarını göz ardı edip birlikte bir mücadele örgütleyerek bu barış süreçlerinde yer alıyorlar.

hgjghj.webp

Biraz da CHP'nin Kürt meselesine bakışını ve durduğu yeri konuşalım. Partinizin süreçle ilgili duruşunu nerede görüyorsunuz? Bir yandan da bazı belediyelere operasyon söz konusu.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin etrafında yaşanan yargı operasyonu ve İBB davası Türkiye'de demokrasi ve adalet mücadelesinden, hukuk mücadelesinden farklı bir alan değil. O yüzden de meseleleri bir sıraya veya bir hiyerarşiye koymuyoruz. Bizim de Esenyurt ve Şişli belediyelerimizde kayyum atandı. Karşı karşıya olduğumuz yargı baskısının arka planında 31 Mart seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin gösterdiği başarı, siyaset yapma biçimindeki yaşanan değişim ve meseleleri çözme ile ilgili iradesinin gücünün iktidarı korkutması var. Seçimleri kazanamayacaklarını düşündükleri için, siyaset yapma becerilerine güvenmedikleri için yargıyla siyaseti dizayn etmeye çalışıyorlar. Kürt meselesi de dâhil yerelde ürettiğimiz politika ve iktidara doğru güçlü bir adımla yürümemiz bu operasyonların tetikleyicisi oldu iktidar tarafında. Bunlar olurken bir çözüm süreci başladı. İktidarın adına çözüm süreci demediği bir süreç başladı. Israrla ‘Terörsüz Türkiye’ diyorlar. Bunun bir de demokratik Türkiye ayağının olmasını söyleyen ve Meclis komisyonunun adına eklenmesini sağlayan biz olduk.

Tutuklanarak görevden alınan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun posteri bugün Diyarbakır merkez Sur İlçesi'nde bulunan tarihi surlara asıldı. İmamoğlu portresinin yer aldığı afiş üzerinde Kürtçe 'Özgürlük' ifadesi kullanıldı. -Amida Haber

‘CHP operasyonlara rağmen sürecin arkasında durdu’

İktidarın belki de siyasi ajandasının bir yerinde bu operasyonları sürdürürken Cumhuriyet Halk Partisi'nin çözümün içinde yer almaması yani kurulacak masada yer almaması özellikle meclis çatısı içinde yer almaması için bir planı vardı. Yaptığı girişimleri herkes böyle görüyor. Operasyon ve kayyum siyasetiyle Cumhuriyet Halk Partisi'nin sürecin içinde yer almaması için uğraştı. Ama CHP başından itibaren çözüm iradesine önem veren ve Kürt meselesinin çözümünün şeffaf bir şekilde bütün partilerin katılımıyla mecliste ele alınmasına vurgu yapan bir parti olarak kendisine yapılan bütün operasyonlara rağmen sürecin arkasında durdu. Burada sürecin şeffaflığı, sürece dair bütün kesimlerin taleplerinin takibi adına denetçi bir rol de üstlendi. Bu yönüyle CHP’nin üzerine düşen görevi elinden geldiğince yaptığını düşünüyorum.

Kürtçe isimli ama Kürtçe bilmeyen bir nesil ile karşı karşıyayız"

Sizce Kürt meselesinin çözümünde ülkenin batısı buna hazır mı?

İnsanlar silahların bırakılmış olmasını, terörün bitmiş olmasını, eşitsizliklerin bitmesini ve bir daha çatışma olmamasını istiyor. Bu konuda insanlar net. Ama süreçle ilgili bir güven sorunu var. Bu toplumun her kesiminde var. Ülkenin birçok yerinde olduğu gibi Kürtlerin de endişeleri ve güvensizliği olduğu sıklıkla dile getirildi. Bu da iktidarın politikası, siyaset yapma biçimi ve sürekli siyasi ajandalarının olmasıyla ilgili.

Peki bu güven nasıl sağlanacak?

İktidar yürüttüğü ikircikli tutumundan, yargı eliyle siyasete operasyon yapmaktan ve AİHM kararlarını tanımamaktan vazgeçmeli. Siyasilerin tutuklu olmaması gerekir. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Ekrem İmamoğlu serbest bırakılmalı. Cezaevlerinde yüzlerce, binlerce siyasi tutuklu var. Bazıları hasta tutuklu, tecrit şartlarında olanlar var. Bunların ivedi bir şekilde çözülme kavuşması gerekiyor. Mesela barış süreçlerinde yer almış kadınlar tutuklu. Demirtaş'ın halen içeride olması burada anlamlandırabilen bir vatandaş var mı? Yok. Can Atalay, Tayfun Kahraman, Osman Kavala ve daha nice siyasi tutuklu için de aynı şekilde.

Süreçle ilgili Nisan ayında yasal bazı düzenlemelerin hayata geçirileceği söyleniyor. Yine Öcalan’ın cezaevi koşullarında düzenlemelerin yapılacağı belirtiliyor. Partiniz bu düzenlemeler meclise gelmesi durumunda tutumu ne olur?

Komisyon raporlarında bu meselenin çözümüyle ilgili önerilerimiz mevcut. Atılacak adımların iç içe çözülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda yapılacak düzenlemeler önemli. Dağdakilerin bir daha silaha başvurmayacağını sağlayacak düzenlemelerin yapılması tabii ki önemli. Demokratikleşme ile ilgili eşitlik ile ilgili, haklarla ilgili düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerekiyor. Bunu da bir demokratikleşme perspektifiyle, hukuk devleti perspektifiyle çözülmesi lazım. Bu sonuçta bütün toplumu ilgilendiren bir konu. O yüzden daha şeffaf, daha kalıcı bir çözüme ihtiyaç var. Bu nedenle düzenlemelerin ne olacağını görmemiz lazım.

Söz konusu başlıklar gelirse CHP'nin destek vereceğini düşünüyor musunuz?

Bir daha çatışmalı sürece dönülmemesi için yapılması gereken ne varsa birinci adımda zaten desteklenmesi lazım. Partimizin komisyon raporuna katkısı ve desteği ortada. Açıklamalardan da görüleceği gibi süreci desteklemeye devam edecek. Dağdaki birinin gelip hayata dönmesi ile ilgili adımlar atılırken, gösteri yaptığı için tutuklanan birinin olmaması lazım. Bu nedenle temel demokratik hakların herkese sağlanması lazım.

Kürtler için önemli olan konuların başında anadilde eğitim geliyor. Siz bu eğitim talepleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz partiniz bu konudaki duruşu nasıl olmalı?

Parti programımızı değiştirdik biliyorsunuz ve parti programında ana dilin hak olduğu, ana dilin geliştirilmesi, korunması, kullanılması, onun dışında öğrenilmesi ile ilgili devletin bu yükümlülükleri yerine getirmesi ile ilgili bir atıfta bulunduk.

Eğitim de içinde mi?

Dilin geliştirilmesinin içine eğitim de giriyor tabii.

Şu anda bir seçmeli ders sistemi var. Ama bu seçmeli ders sistemi bile tam olarak uygulanmıyor. Yapısal ihtiyaçları yerine getirilmiyor ve karşılamıyor. O yüzden burada bu yapısal sorunların çözülmesi, bu konuda belki yerellerde farklı uygulamaların olması, dilin öğrenilmesinin önündeki engellerin kaldırılması sadece eğitim meselesi değil yayıncılıktan tutun birçok konuda gündelik hayatın içinde yasaklarla karşılaşıyor. Hepsiyle ilgili bir çözüm perspektifimiz var.

Ana dilde eğitimle ilgili de benim kişisel görüşüm Ana dilde eğitim isteyen herkes için ana dilde eğitimin bir seçmeli dil kategorileriyle veya daha farklı uygulama ile sağlanabilir. Başka ülkelerde bunları görüyoruz. Bir şekilde bunun sağlanması gerekir. Türkiye'nin bunu geride bırakacağını da düşünüyorum.

Türklerle Kürtlerin en ortaklaştığı konulardan biri bu haklar konusunda dil konusu. Yani toplumun İki kesimi de en kolay hayata geçirebilecek olan şeylerin dilin etrafında olduğunu söylüyor. İktidar partisi Kürtçe kullanıyor ve bir sorun yaşanmıyor. Onların kullandığı Kürtçe için suç unsuru yok. Ama bir Kürtçe şarkının etrafında halay çekildiğinde, bu CHP’li ise halen kriminalleştiriliyor. Ya da DEM parti ise aynı şekilde suç gibi muamele görüyor. Bu nedenle iktidarın ikircikli tavrından vazgeçmesi lazım. O zaman toplum da bu meselelerdeki kabulünü güçlendirir.

Sonbahara doğru ya da önümüzdeki yılın bir seçim havasına gireceği söyleniyor. Biliyorsunuz bir önceki seçimde Cumhurbaşkanlığı seçiminde Dem Parti seçmeni işte CHP'nin adayını destekledi. İşte Diyarbakır başta olmak üzere birçok yerde %70-80'e varan bir destekle karşılandı. Ancak son bir yıldır hem bir yandan işte bu süreç başladı.

Önümüzdeki yıl erken bir seçim olabileceği konuşuluyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kürtlerin büyük bölümü CHP adayını desteklemişti. DEM seçmeni olası bir seçimde sizce CHP’ye oy verir mi?

Seçim endeksli politika yapmayı doğru bulan bir siyasetçi değilim. Şimdiden öngörüde bulunmak da zor. Ama seçimin ötesinde CHP ile DEM Parti'nin Türkiye'nin demokratikleşmesi ile ilgili farklılıkların bir arada eşit yurttaşlık çerçevesinde yaşaması ile ilgili politikalarında paralellikler var. Yerel demokrasinin önemi gibi bazı temel politikalarda iki partinin birbirine yakın politika izlediğini görebilirsiniz. Kürt meselesi sadece seçim odaklı, sadece Cumhurbaşkanlığı seçimi odaklı bakılacak bir mesele değil. Kürtlerin sorunlarının çözümü konusunda müstakil bir siyasetimiz, bakış açımız var. Bunu Kürtlere, toplumun tüm kesimlerine güçlü bir şekilde bunu hissettirdiği ölçüde gerekli desteği alacağımıza inanıyorum ve alıyoruz da. Her şeyin ötesinde, bugün bir süreç yürüyorsa bunu sağlayan şey sivil siyasetin gücüdür, Kürt seçmenin varlığıdır. Bir tarafta sandığı ortadan kaldırmak, seçmenin elindeki en önemli gücünü, oy verme gücünü elinden almak isteyen bir iktidar var, öbür yanda “Egemenlik milletindir” diyen biz varız. Sandık olmadıktan sonra Kürtler de dâhil hiçbir yurttaşımızın devlet karşısında hiçbir güvencesi kalmaz. Bunun Kürt vatandaş da gayet farkında.

AK Parti DEM ile CHP'yi bir birinden uzaklaştırmak için özel bir politika yürütüyor mu?

Biraz önce de söyledim. AK Parti toplumdan talep görmediği için, toplumdan uzaklaştığı, toplumun sorunlarını çözemediği için siyasi mühendislikle iktidarda kalmaya çalışıyor. Bunu 2023 seçimlerinde gördük. CHP’yi terörle ilişkilendirerek yaptı. Sahte montaj videolarla yaptı. Şimdi de yargı mühendisliğiyle başka bir mühendislik denemeye çalışıyor. Bir yandan CHP’yi pasifize etmeye çalışıyor, bölmeye çalışıyor veya onu hizmet üretmekten alıkoymaya çalışıyor. Bir yandan da siyasetteki bu süreçte de mesela bütün bu yargı operasyonları sürdürerek başta da söylediğim gibi sürecin içinde yer almaması için uğraşıyor. İşte “bakın CHP Kürtlerin temel haklarına karşı” demek gibi çocukça bir plan yapmışlar ve CHP’yi ve özellikle seçmenlerini de operasyonlarla tahrik etmeye çalışıyorlar. Biz bunun farkındayız ve o nedenle “Kurtuluş yok tek başına” diyoruz.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Mansur Yavaş ismi tekrar konuşuluyor. Sizce CHP kimi gösterirse Kürt illerinden yüksek oy alır?

Buna adaylar üzerinden değil siyaset yapma biçimi, teveccüh üzerinden bakmak lazım. Sonuçta büyük bir değişim var bu yönde. CHP politikalarının bu değişiminin topluma yansıması çok destek buluyor. İçinde yer almak isteyen kesimler artıyor. Seçimlerde tek başına birinci parti olabilecek güçteyiz ve toplumsal desteğimiz artıyor. Doğru politikaları, doğru kadroları, doğru mesajları üreten ve toplumun bu süren ekonomik krizine, hukuksal adalet krizine, sosyal krizlerine çözüm bulacağımız bir düzlemdeyiz. Şu an partimizde bu kadrolar var, çözümleri de üretmiş durumda. Zaten asıl konuşmamız gereken bu reçeteler. O yüzden de ben hani önümüzdeki sürecin çok parlak olacağını düşünüyorum. Şu anda bizim adayımız Ekrem İmamoğlu’dur, kendisini milletimiz aday yapmıştır. Yargı zorbalıklarıyla seçime girmesi engellenirse, o bayrak yerde kalmaz. Sandığı ortadan kaldırmaya dönük bir girişim karşısında nerede duracağını bilenin en çok da Kürtler olduğunu biliyorum.

Hem başörtülü olmanız hem Kürt olmanız parti içinde nasıl karşılanıyor. Zorlanıyor musunuz?

Türkiye'deki büyük kesim başörtüsü meselesini geride bıraktı. CHP’de de kimsenin başörtüsü ne pozitif olarak ne de negatif olarak bir sorun değil. Ama bir kadın olarak siyasette yer almanın sıkıntıları var. Kadınlar siyasette daha fazla söz sahibi olabilmesi için eşit şartlarda değiller. Partimizin bu sıkıntıyı çözmeye yönelik çabaları mevcut ve şahsen ben de partinin her kademesinden destek bulduğumu görüyorum. CHP bu meseleleri çok geride bıraktı, başörtülü kadınların CHP’de rahatlıkla siyaset yapabileceğini söyleyebilirim, hiçbir çekince hissetmesinler.

Emine Uçak Erdoğan kimdir?

Emine Uçak Erdoğan 1973 yılında Siirt’in Şirvan ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun olduktan sonra yüksek lisansını kültürel çalışmalar alanında, göç ve mekân ilişkisi üzerine tamamladı. Televizyon ve dijital mecralarda programlar hazırlayıp sundu; farklı gazetelerde editörlük ve köşe yazarlığı yaptı. Toplumsal barışa katkı sunmayı amaçlayan birçok projede görev aldı. Geçmişle yüzleşme, toplumsal hafızanın inşası ve kutuplaşmanın azaltılmasına yönelik gönüllü faaliyetlerde bulundu. Evli ve üç çocuk annesidir. Yayınlanmış dört kitabı bulunmaktadır.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.