DEM'li Diyarbakır vekili: Gözümüz kapalı savaşa gitmeyi reddediyoruz
Kaynak:Haber Merkezi
DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Paktı’na ilişkin hazırlanan ve Meclis Genel Kurulu’nda görüşülen Mekke Anlaşması Kanun Teklifi hakkında konuştu.
Daha önceki konuşmacılardan birinin “şeytanın avukatlığını yapacağım” sözlerine tepki gösteren Cupolo, “Bence bu kürsü halkın avukatlığını yapacağımız yer. Halkın taleplerini, halkın bir savaşa sürüklenebilme riskini açık açık dile getirmemiz gereken bir yer” ifadelerini kullandı.

‘Kaçış protokolü yok, mahpusluk var’
1914 Osmanlı-Almanya Paktı’nı, 1939 İngiltere-Polonya Savunma Paktı’nı ve aynı yıl Türkiye, İngiltere ve Fransa arasında imzalanan anlaşmayı hatırlatan Cupolo, geçmişte Türkiye’nin savaşa girmesini önleyen diplomatik güvencelere dikkat çekti.
Cupolo, Mekke Paktı’nda benzer bir çıkış mekanizmasının bulunmadığını belirterek, “O dönem o paktı imzalayanlar bir kaçış protokolü koymuşlardı. Yani olur da Sovyetlerle karşı karşıya gelirsek buradan bir çıkışımız olsun demişlerdi. Bu sayede Türkiye 2'nci Dünya Savaşı’na girmemiş ve o ateş hattından geri durabilmişti. Ancak Mekke İttifakı’nın bir kaçış protokolü yok. Aksine bir mahpusluk durumu var. Türkiye’yi ve bölgeyi 10 yıl boyunca kilitleyecek bir pakttan bahsediyoruz” dedi.
‘Bölgesel sahiplenme değil, taşeronluk’
Kanun teklifinde üç kez kullanılan “bölgesel sahiplenme” ifadesinin gerçekte bölgesel taşeronluk anlamına geldiğini savunan Cupolo, anlaşmanın ABD’nin Kasım 2025’te yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi ile bağlantılı olduğunu söyledi.
Cupolo, “ABD’nin Kasım 2025 yılında yayınladığı Ulusal Güvenlik dokümanına uygun bir şekilde bölgesel ihtiyaçlarını bölgesel partnerlerine taşere ettiği ihtiyaçları sebebiyle Türkiye’nin de bu role talip olması olarak ifade ediyoruz” diye konuştu.
‘Yemen’de 23 milyon insan yardıma aç’
Suudi Arabistan’ın Yemen, İran, Irak, Babülmendep ve Sudan’daki politikalarına dikkat çeken Cupolo, Sudan’ın El Faşer kentinde yaşanan ve Birleşmiş Milletler’in soykırım olarak nitelendirdiği katliamı hatırlattı.
Sudan’da farklı taraflara verilen silah desteğinin çatışmaları derinleştirdiğini belirten Cupolo, “Orada Suudi Arabistan bir tarafa silah veriyor, Birleşik Arap Emirlikleri bir tarafa silah veriyor ve orada Sudanlılar birbirini katlediyorlar. Yemen’de de benzer bir tabloyu görüyoruz. Yemen’de 23 milyon insan insani yardıma aç bir şekilde yaşıyor. Yine aynı şekilde Sudan’da 12 milyon insan insani yardıma aç bir şekilde yaşıyor” ifadelerini kullandı.
‘Buralara daha çok bomba yağacak’
Cupolo, bölgedeki insani krizlere dikkat çekerek, Mekke Paktı’nın yeni çatışmalara yol açabileceğini söyledi.
“Şimdi bu sayılara bakıp buraya bomba gerekli diye bileniniz var mı? Türkiye halkına bunu anlatabiliyor musunuz? ‘Mekke Anlaşması’yla buralara daha çok bomba yağacak’ diyebiliyor musunuz?” diye soran Cupolo, Pakistan’ın Beluçistan, Keşmir ve Afganistan’daki çatışmalarına da değindi.
Beluç halkının Pakistan tarafından marjinalleştirildiğini savunan Cupolo, “Beluç halkı sürekli olarak Pakistan tarafından marjinalize ediliyor. Kaynakları sömürülüyor. Aktivistleri içeri atılıyor” dedi.

‘Bu pakta karşıyız’
Anlaşmanın 5’inci maddesinin Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51’inci maddesinde düzenlenen meşru müdafaa hakkıyla uyumlu olmadığını savunan Cupolo, anlaşmanın bölgedeki çatışmaları büyütebileceğini ifade etti.
Cupolo, 27 Şubat 2020’deki İdlib saldırısının ardından NATO’nun 5’inci madde çağrısını reddettiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Bu ülkelerin açtığı cephelerin hepsi kendi sınırlarının dışında ve bu cepheleri barışla nihayete erdirmek yerine daha da büyütüp oradaki insani krizi daha da derinleştirmektedirler. Şimdi burada da benzer bir pasif agresyonun olmayacağının garantisini alabiliyor muyuz? Şimdi garantisini verseniz de bu pakta karşıyız. Bir kere onu netleştirelim. Böylesi savunma paktlarına, bizi daha fazla çatışmaya çekecek bütün savaş anlaşmalarına karşıyız.”
‘Mızrak gibi halkların yüreğine saplanacak bir pakt’
Bedir Paktı’na da değinen Cupolo, bölgesel ittifakların silahlanma ve istihbarat paylaşımı üzerinden yeni dengeler oluşturabileceğini söyledi.
Suudi Arabistan ile İsrail arasında arka kapı diplomasisi yürütüldüğünü ve istihbarat paylaşımı yapıldığını öne süren Cupolo, Türkiye’nin istihbarat verilerinin de bu süreçte kullanılabileceği uyarısında bulundu.
Cupolo, “Bir mızrak gibi halkların kalbine, yüreğine saplanacak bir paktı birbiriyle desteklediklerini söylüyorlar. Suudi Arabistan ile İsrail’in arka kapı diplomasisiyle istihbarat paylaştığını ve Türkiye’nin istihbarat havuzunun oraya akacağını ve Türkiye’nin İsrail’in çıkarlarına, İsrail’in soykırımcı politikalarına destek olacak şekilde aksiyon alabileceğini bir türlü açıklamıyorlar” dedi.
‘Araba hep atların önünde gidiyor’
Milli Savunma Komisyonu’nun konuyu değerlendirmemesini eleştiren Cupolo, silah üretimi ve satışının komisyonun çalışma alanında olması gerektiğini belirtti.
Anlaşmaya ilişkin görüşmelerin Meclis sürecinden önce yürütüldüğünü savunan Cupolo, “Önce görüşmeleri yapıyorlar. Tahran’da toplanıyorlar. İstihbarat şeflerini topluyorlar, sekreteryalarını topluyorlar. Her şeyi yaptıktan sonra Meclis’e getiriyorlar. Zaten delik deşik olmuş bir anayasanın ruhuna artık Fatiha okuyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Gözümüz kapalı bir şekilde savaşa gitmeyi reddediyoruz’
Son 80 yılda yaşanan savaşların yüzde 60’ının “soğuk barış” ile sonuçlandığını belirten Cupolo, Mekke Paktı’nın Türkiye’yi yeni çatışmalara sürüklemeyeceğine ilişkin güvence bulunup bulunmadığını sordu.
Cupolo, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Mekke Paktı’nın bizi yüzde 60’lık o soğuk savaşlara sokmayacağının garantisini verebiliyor musunuz? Gerçekten de masumane bir defans, savunma ihtiyacıyla yazıldığını gerçekten iddia edebiliyor musunuz? Birçok uzman gözümüz kapalı veya uyur gezer bir şekilde 3'üncü Dünya Savaşı’na doğru gittiğimizi söylüyorlar.
Bölgesel ve küresel barışı, bütün inancımızla bu paktı reddediyoruz. Gözümüz kapalı bir şekilde savaşa gitmeyi reddediyoruz. Bu kürsüyü halkın barış hakkını, yoksulların barış hakkını savunmak için kullanmaya devam edeceğiz.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.