Diyarbakır Barosu raporu: 6 ayda 344 çocuk yaşamını yitirdi
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, 2026 yılının ilk altı ayında Türkiye’de kamuoyuna yansıyan çocuk hakları ihlallerine ilişkin raporunu yayımladı. Rapora göre, 1 Ocak-30 Haziran 2026 tarihleri arasında toplam 568 çocuk hakları ihlali ve mağduriyet kaydı oluşturuldu. Bu vakaların 344’ünü çocuk ölümleri, 224’ünü ise ağır yaralanma, şiddet ve cinsel istismar vakaları oluşturdu.

En fazla vaka mayıs ayında kaydedildi
Raporda yer alan aylık dağılıma göre, ocak ayında 65 çocuk önlenebilir nedenlerle yaşamını yitirirken 3 çocuğun ölümü şüpheli olarak kayıtlara geçti. Aynı ay 11 çocuk ağır yaralanma veya şiddet mağduriyeti yaşadı.
Şubat ayında 54 önlenebilir çocuk ölümü ve 3 şüpheli ölüm kaydedilirken 9 çocuk ağır yaralanma, şiddet veya benzeri ihlallere maruz kaldı. Mart ayında 49 önlenebilir ölüm ve 5 şüpheli ölümün yanı sıra 55 mağduriyet vakası raporlandı.
Nisan ayında 59 önlenebilir ölüm, 2 şüpheli ölüm ve 62 mağduriyet vakası kaydedildi. Mayıs, 67 önlenebilir ölüm ve 3 şüpheli ölümle çocuk ölümlerinin en yüksek sayıya ulaştığı ay oldu. Aynı ay 55 mağduriyet vakası tespit edildi.
Haziran ayında ise 32 önlenebilir ölüm, 2 şüpheli ölüm ve 25 mağduriyet vakası kayıtlara geçti.

Çocuklar trafik kazaları, şiddet ve ihmaller nedeniyle yaşamını yitirdi
Raporda çocuk ölümlerinin nedenleri arasında trafik kazaları, sağlık ve bakım hizmetlerindeki sorunlar, ev içi şiddet, akran şiddeti, çocuk işçiliği, bireysel silahlanma ve çevresel riskler öne çıktı.
Çocukların okul, bakım merkezi ve sağlık kuruluşları gibi güvenli olması gereken alanlarda yaşamını yitirmesi de raporun dikkat çektiği başlıklar arasında yer aldı. Eğitim kurumlarında yaşanan kazalar, sağlık hizmeti sırasında meydana gelen ölümler ve bakım süreçlerindeki ihmaller, çocukların korunmasına yönelik mekanizmaların işleyişi açısından değerlendirildi.
Raporda ayrıca çocukların açık alanlardaki su birikintileri, göletler ve inşaat çukurlarında boğulması; yangınlar, elektrik çarpmaları ve trafik kazaları nedeniyle yaşamını yitirmesi, önlenebilir risklere karşı alınması gereken tedbirleri yeniden gündeme getirdi.

Okul saldırıları ve akran şiddeti de raporda
Raporda çocukların maruz kaldığı şiddet olaylarına da yer verildi. Akranlar arasındaki bıçaklı saldırılar, aile içindeki şiddet ve çocuk cinayetlerinin yanı sıra okul saldırıları, çocukların güvenliğinin sağlanmasına ilişkin sorunlar kapsamında ele alındı.
Nisan ayında Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesinde bir okulda düzenlenen saldırıda 9 öğrenci ve 1 öğretmenin yaşamını yitirdiği, 12 öğrencinin yaralandığı belirtildi. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki okul saldırısında ise 16 öğrencinin yaralandığı kaydedildi.
Raporda, çocukların şiddetten korunması için yalnızca olayların ardından adli süreçlerin işletilmesinin yeterli olmadığı, risklerin önceden belirlenmesi ve koruyucu mekanizmaların etkin biçimde uygulanması gerektiği vurgulandı.
Çocuk işçiliği ve çalışma alanlarındaki riskler
Çocuk işçiliği ve iş cinayetleri de raporda öne çıkan ihlal alanları arasında yer aldı. Çalışırken meydana gelen kazalar ve iş yerlerindeki güvenlik eksiklikleri nedeniyle çocukların yaşamını yitirdiği vakalar incelendi.
Raporda, çocukların çalışma alanlarında karşı karşıya kaldığı tehlikelerin yanı sıra ailelerin çalıştığı alanlarda çocukların güvenliğini tehdit eden koşullara da dikkat çekildi. Çocukların tehlikeli çalışma koşullarından korunması ve iş yerlerinde etkili denetim yapılması gerektiği belirtildi.
Rapordan çocukların korunması için öneriler
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi, çocuk hakları ihlallerinin yalnızca münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek önleyici ve koruyucu politikaların güçlendirilmesini önerdi.
Raporda öne çıkan öneriler arasında okullarda rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, risk altındaki çocuklara erken müdahale edilmesi, sulama kanalları ve göletler gibi tehlikeli alanlarda güvenlik önlemlerinin artırılması ve şüpheli çocuk ölümlerinin kapsamlı biçimde soruşturulması yer aldı.
Merkez, çocukların yaşam, sağlık ve güvenlik haklarının korunması için devlet kurumlarının, yargının, eğitim ve sağlık sistemlerinin, yerel yönetimlerin ve sivil toplumun ortak hareket etmesi gerektiğini vurguladı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.