Diyarbakır’da 310 bin panelli projeye bilirkişiden ret!
İskenderun Demir ve Çelik A.Ş. tarafından Diyarbakır’ın Dicle ilçesi Bağlarbaşı Mahallesi’nde yapılması planlanan İsdemir Diyarbakır Güneş Enerji Santrali (GES) projesine verilen Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali talebiyle Diyarbakır İdare Mahkemesinde dava açıldı. Dava süreci devam ederken, 6 kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 54 sayfalık rapor mahkemeye sunuldu.

2 bin 540 dönümlük alanı kapsıyor
Toplam 200,54 hektarlık, yaklaşık 2 bin 540 dönümlük alanda kurulması planlanan 171,012 MWm/140 MWe kapasiteli GES projesinin su varlıkları ve ormanlık alanlar üzerinde etkileri olabileceği belirtildi. Proje alanında Asrak, Dicle ve Lamazar dereleri bulunurken Yeşilsırt Mahallesi’nin içme suyu ihtiyacını karşılayan 200 metreküplük su deposu, çok sayıda su kuyusu ve çeşmenin de projeden olumsuz etkilenebileceği ifade edildi. Proje kapsamında 310 bin 932 adet elektronik panelin kurulması için çok sayıda ağacın kesilmesinin öngörüldüğü belirtildi.

Bilirkişi heyeti projeyi uygun bulmadı
Aralarında Biyolog Prof. Dr. Halil Çakan, Elektrik Mühendisi Vehbi Levender Akköse, Harita Mühendisi Münir Vurgun, Orman Mühendisi Elif Coşkun Koç, Ziraat Mühendisi Prof. Dr. Levent Son, Çevre Mühendisi Doç. Dr. Aydeniz Demir ve Jeoloji Mühendisi Yusuf İzcankurtaran’ın bulunduğu bilirkişi heyetinin hazırladığı rapor, Diyarbakır 1. İdare Mahkemesi’ne sunuldu.
Raporda, projenin faaliyete geçmesi durumunda çevre, toprak yapısı, tarım, su kaynakları, biyolojik çeşitlilik, meralar, hayvancılık, arıcılık, doğal yaşam ve bitki örtüsü üzerinde olumsuz etkiler oluşabileceği değerlendirmesi yapıldı.
Raporun sonuç bölümünde, proje için verilen ÇED olumlu kararının ziraat mühendisliği bakımından mevzuat ve teknik esaslara uygun olmadığı kanaatine varıldığı belirtildi.

‘Proje alanının büyük bölümü meşe ağaçlarıyla kaplı’
Bilirkişi raporunda, keşif sırasında yapılan incelemeler ile güncel uydu görüntülerinin değerlendirilmesi sonucunda proje alanının büyük bölümünün meşe ağaçlarıyla kaplı olduğu tespitine yer verildi. Alanda meşcere haritasında görülen münferit ağaçlık alanların da bulunduğu kaydedildi.
Orman mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede, ilgili yönetmeliğin lisanslı güneş enerjisi tesislerine izin verilmesini düzenleyen hükmüne dikkat çekildi. Yönetmelikte, üzerinde ağaç ve ağaççık toplulukları bulunmayan, ormancılık faaliyetleri ve teknik olarak orman kurulması mümkün olmayan, fiilen taşlık, kayalık ve verimsiz orman alanlarında bu tür tesislere izin verilebileceği belirtildi.

‘Uygun değil’
Ancak bilirkişi heyeti, dava konusu alanın dosyadaki bilgi ve belgeler ile keşif sırasında yapılan gözlemler doğrultusunda bu kapsamda değerlendirilemeyeceği sonucuna vardı. Raporda, projenin uygulanmasının orman mühendisliği açısından uygun olmadığı ifade edildi.
‘Yerleşim yerleri ve su deposuna yakınlık tespit edildi’
Harita mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede, projenin Diyarbakır’ın Dicle ilçesi Bağlarbaşı Mahallesi’ndeki 212 ada 21 parselde yer aldığı ve parselin 2 milyon 5 bin 420,51 metrekare büyüklüğünde olduğu belirtildi.
Raporda, proje alanına en yakın yerleşim yerinin Yeşilsırt Mahallesi olduğu, mahalle merkezinin proje alanına 600 metre, en yakın yerleşim yerinin 40 metre ve su deposunun 30 metre mesafede bulunduğu kaydedildi. Proje alanının Dicle ilçe merkezine uzaklığının ise 1.200 metre olduğu ifade edildi.

‘Gürültü ve kümülatif etkiler yeterince değerlendirilmedi’
Çevre mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede, nihai ÇED raporunda proje alanına yaklaşık 100 metre mesafedeki en yakın konut için hesaplanan 77,85 dBA gürültü düzeyinin, raporda esas alınan 70 dBA gündüz sınır değerini aştığı belirtildi.
Gerçek çalışma koşullarında söz konusu sınır değerin sağlanacağının sayısal olarak ortaya konulmadığı ifade edilen raporda, yakın çevrede planlanan diğer enerji projeleriyle birlikte oluşabilecek çevresel etkilerin de yeterli kapsamda değerlendirilmediği kaydedildi.
Bu nedenlerle nihai ÇED raporunun gürültü ve kümülatif etkilerin değerlendirilmesi bakımından çevre mühendisliği açısından yeterli olmadığı kanaatine varıldı. Elektrik mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede de projenin mevcut haliyle uygulanmasının en yakın hassas alıcılar üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği belirtildi.

Su kaynakları açısından uygun bulunmadı
Jeoloji mühendisliği değerlendirmesinde, proje alanının Dicle Baraj Gölü Havza Koruma Planı kapsamında içme-kullanma suyu uzun mesafeli koruma alanı sınırları içerisinde kaldığı belirtildi. ÇED raporuna dayanak olarak sunulan bilimsel rapor bakımından Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’nün (DİSKİ) uygun görüşünün bulunmadığı ifade edildi.
Yeşilsırt-2 kaynağının proje alanına 80 metre, Yeşilsırt-1 kaynağının ise 400 metre mesafede olduğu kaydedildi. Yeşilsırt-2 kaynağının yakınlığına ve kaynakların debi ve kalitesini etkileyebilecek faaliyetlerin önlenmesine ilişkin mevzuat hükümlerine dikkat çekilen raporda, projenin uygulanacağı alan uygun bulunmadı.

Tarım, mera ve biyolojik çeşitlilik uyarısı
Raporda, GES kurulumu sırasında yapılacak toprak sıyırma, arazi tesviyesi, kazı, dolgu, hafriyat, araç trafiği, temel ve ankraj çalışmaları, yol açılması, kablo kanalları ve çit yapımı gibi işlemlerin çevre üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği belirtildi.
Firma tarafından taahhüt edilen önlemler alınsa bile bitki ve hayvan türlerinin dengesi üzerinde olumsuz etkiler oluşabileceği, meracılık ve hayvancılığın zarar görebileceği ve çevredeki meraların otlatma kapasitesinin düşebileceği değerlendirildi.
Ayrıca toz emisyonlarının çevredeki tarım alanlarına taşınarak bitkilerin yaprak yüzeylerinde birikmesinin, bitkilerin büyüme ve gelişmesini, dolayısıyla ürün verimi ve kalitesini olumsuz etkileyebileceği ifade edildi.
Biyoloji mühendisliği değil, biyolog bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmede ise ÇED raporundaki tür listesinin alanda mevcut türlerle uyuşmadığı belirtildi. Alanda bulunan Quercus libani meşe türünün varlığı ve koruma statüsüne ilişkin raporda herhangi bir bilgiye yer verilmediği kaydedildi.
Alanda ayrıntılı flora ve fauna araştırması yapılmaması ve biyolojik çeşitliliğin korunamayacağı yönündeki değerlendirmeler nedeniyle projenin uygulanması biyolojik çeşitlilik açısından da uygun bulunmadı.
Nihai karar mahkemenin
Bilirkişi heyeti, farklı uzmanlık alanlarında yaptığı inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, dava konusu GES projesinin mevcut haliyle uygulanmasının uygun olmadığı kanaatine vardı. Raporda, nihai hukuki değerlendirme ve takdirin mahkemeye ait olduğu belirtildi. ÇED olumlu kararının iptali talebine ilişkin nihai karar ise mahkemenin değerlendirmesi sonucunda verilecek.

Projeye karşı çıkan avukat
Projeye karşı çıkan Yeşilsırt Mahallesi sözcüsü avukat Fırat Aygen ise, “Yaklaşık 2400 dönüm hazine arazisi 1992 yılında uydu görüntüleri taşlık arazi olarak vasıflandırılmıştır. O dönem yoğun tarım ve hayvancılık faaliyetleri diğer toplumsal ihtiyaçlar kapsamında daha sığ olan ormanlık alanlar günümüzde oldukça sıklaşmış ve bölgenin orman/mera alanına dönüşmüştür. 310 bin panelin kurulması düşünülen alanda Yaklaşık 200 bin ağacın kesimini öngören söz konusu proje yerleşim alanlarının çok yakındandır. ÇED Raporuna karşı Ekoloji derneği tarafından açılan dava Diyarbakır 1.İdare Mahkemesinde görülmektedir.
Bilirkişi raporunu tamamlayıp mahkeme başkanlığına takdim etmiş ve söz konusu raporda tüm branşlar bölgenin GES projesine uygun olmadığını kesin ifadelerle muğlaklık bırakmadan belirtmişlerdir.
Ayrıca bölgenin ÇED raporlama sürecinde DİSKİ bu bölgenin içme suyu havzası olduğunu görüşü ile ret etmiştir. İl tarım müdürlüğü de bu görüşe dayanarak bölgenin GES’e uygun olmadığını ifade etmişlerdir.
Önceki yıllarda İl tarım müdürlüğünün bölgeyi tarım arazisi olarak tasnif etme girişimine karşı Şanlıurfa Orman Bölge Müdürlüğü şerh düşmüş ve bölgeyi Ormanlık vasfı ile tasnif edecekleri tasarrufunu paylaşmışlardır. Ancak bu bölge müdürlüğü daha sonra ÇED raporuna ormanlık vasfı ile alacağım dediği bölgeyi GES’e uygundur görüşünü vermiştir. 1992 yılından kalan uydu görüntüleri ile verilen kararlar güncellenmediği gibi günümüzde de çelişkili işlemler yürütülmüştür.
ÇED raporuna karşı açılan davada Bilirkişi heyeti net bir şekilde bölgenin GES’e uygun olmadığını ifade etmiştir” şeklinde konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.