Diyarbakır’da anadilde eğitim yürüyüşü: 'Sürecin anahtarı Kürtçeye statüdür'
Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasıyla birlikte anadilde eğitim talepleri Diyarbakır’da yeniden gündeme taşındı.
Çok sayıda siyasi parti, meslek örgütü ve sivil toplum kuruluşunun yer aldığı Demokratik Kurumlar Platformu, “Anadilde eğitim ve Kürtçeye statü” talebiyle yürüyüş düzenledi.
Bayramoğlu’nda bir araya gelen yüzlerce kişi, pankartlar eşliğinde Koşuyolu Parkı’na yürüdü. Yürüyüşün ardından İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklaması yapıldı.

Serhat Eren: ‘Anadilde eğitim olmadan onurlu barış mümkün değil’
Yürüyüşe katılan DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Serhat Eren anadilde eğitimin Kürt meselesinin çözümünün temel başlıklarından biri olduğunu savundu.
Eren, “Anadilde eğitim olmadan onurlu bir barış mümkün değildir. Bunun için de Kürtçenin resmi dil olarak kabul edilmesi lazım. Dili tanınmayan bir halkın kimliği de kültürü de kabul edilmemiş olur” dedi.
Kürtçenin yasal güvenceye kavuşturulması gerektiğini belirten Eren, bunun anayasal ya da yasal bir düzenlemeyle yapılabileceğini söyledi.
Yürüyüş ve basın açıklaması, yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

‘Dil yasağı barış değil, asimilasyondur’
Yürüyüş sırasında Amida Haber’e konuşan Diyarbakır Kürt Enstitüsü Eş Başkanı Mirad Bilgiç, anadilde eğitim hakkının barış sürecinin temel başlıklarından biri olması gerektiğini belirtti.
Bilgiç, “Kürtçe eğitimin yasaklanması, milyonlarca Kürt çocuğunun başka bir dille kendi dilinden uzaklaştırılması barış değil, asimilasyondur” ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Kürt Enstitüsü Üyesi Suzan Vejan Tatlı da Amida Haber’e yaptığı açıklamada Kürtçeye statü ve anadilde eğitim talebini dile getirdi.
Tatlı, “Talebimizi güçlü bir şekilde dile getiriyoruz. Dilimize statü istiyoruz. Eğitimin bizim dilimizde olmasını istiyoruz” dedi.

‘Kürtçe bizim büyük hafızamızdır’
Platform adına açıklamayı Mezopotamya Dil ve Kültür Araştırma Derneği (MED-DER) Eş Başkanı Şükran Yakut yaptı.
Kirmanckî (Zazaca) konuşan Yakut, Kürt öğrencilerin geçmiş yıllarda olduğu gibi bu eğitim-öğretim yılında da Kürtçe eğitim hakkından mahrum bırakıldığını söyledi.
“Kürtçe bizim büyük hafızamızdır; varlığımızın ve kimliğimizin temel sütunudur” diyen Yakut, anadilin yeni nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti.
Yakut, “Kendi diliyle kendini ifade edemeyen, okuyamayan ve yazamayan çocuklarımız kendilerini eksik görüyor. Yeni nesillere aktarılmayan bir dil yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır” ifadelerini kullandı.
‘Bu sürecin anahtarı Kürtçenin statüsüdür’
Yakut, Kürt meselesinin çözümüne yönelik yürütülen sürece de değinerek Kürtçenin statüsünün tanınması ve anadilde eğitimin sürecin önemli başlıklarından biri olduğunu söyledi.
Yakut, “Bu sürecin kapısını açacak anahtar, Kürtçenin statüsü ve Kürtçe eğitimdir. Entegrasyon ile asimilasyonu birbirinden ayıran ölçüt, Kürtçenin statüsünün tanınması ve Kürtçe eğitim hakkıdır” dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.