Diyarbakır’daki tapu sahipleri dikkat! Eviniz yıkılabilir!

AMİDA HABER - 6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler sonrası, kentsel dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması amacıyla 6306 sayılı Kanun’da önemli değişiklikler yapıldı. Önceden, maliklerin binalarını dönüştürmek veya yıkılan binalarını yeniden yapmak için en az 2/3 çoğunluğunun onayı gerekiyordu. Yeni düzenlemeyle bu oran salt çoğunluğa düşürüldü. Buna ek olarak, maliklere noter aracılığıyla tebligat yapılması şartı kaldırıldı. Artık dönüşüm kararına katılmayanlara elektronik tebligat yoluyla, yoksa noter veya muhtarlık ilanı ile bildirim yapılacak. Tebligat sonrası belirlenen sürede sözleşmeyi imzalamayan malikler, paylarının satışa çıkarılması riskiyle karşı karşıya kalacak.
Binlerce hasarlı bina var
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu 2023 raporuna göre kentte, 3 bin 252 bina ağır hasarlı, 2 bin 828 bina orta hasarlı, 32 bin 652 bina az hasarlı olarak tespit edildi. Özellikle Bağlar, Yenişehir ve Sur ilçeleri, riskli yapıların yoğunlaştığı bölgeler arasında yer alıyor. Ağır hasarlı binaların yıkım işlemleri sürerken, az ve orta hasarlı binalarda güçlendirme çalışmaları yapılıyor.
Hak kaybı yaşanabilir
Avukat Şilan Çelik, Amida Haber’e yaptığı açıklamada, bu düzenlemenin kentsel dönüşüm süreçlerini hızlandıracağını ancak bazı malikler açısından aleyhe bir durum oluşturabileceğini belirtti. Çelik, “Binasının yıkılmasını istemeyen veya çeşitli nedenlerle dönüşüme rıza göstermeyen maliklerin hak kaybı yaşayabileceği bir süreç söz konusu olabilir. Ancak kamu düzeni ve sağlıklı kentleşme açısından dönüşüm süreçlerinin sürüncemede kalmaması önemli bir kazanım” dedi.
Katılmayanlara e-Devlet üzerinden tebligat!
Maliklere yapılacak tebligatların taşınmazın kapısına asılmak, E-Devlet üzerinden bildirilmek, muhtarlıkta ilan edilmek, Kentsel Dönüşüm Başkanlığı’nın internet sitesinde yayınlanmak üzere dört farklı yöntemle gerçekleştirildiğini belirten Çelik, “Kentsel dönüşüm süreçlerinde hak kaybına uğrama ihtimali olan malikler salt çoğunluk kararına katılmayan malikler olduğu için onlar yönünden alınacak kararın sonuç doğurabilmesi için tebligat yapılması şarttır. Bu tebligat noter vasıtasıyla veya ilgili muhtarlıkta on beş gün süre ile ilan edilmek suretiyle yapılmaktadır. Bildirimden itibaren on beş gün içinde anlaşma sağlanmaz ise payları 6306 sayılı Kanun kapsamında satılabilecektir. Dönüşüm işleminde idarenin dahili varsa yani satış işlemi veya pay alımını idare yapacaksa salt çoğunluğa katılmayan maliklere e-Devlet üzerinden de tebligat yapılacaktır. Hatta Tapuya elektronik tebligat adreslerini bildiren maliklere elektronik tebligat adresi üzerinden de tebligat yapılmaktadır” dedi.
‘Muhtarlıktaki ilanın son günüdür’
Kentsel dönüşüm süreçlerinde yapılacak itirazların ve açılacak davalar için süreleri kaçırmamaları büyük önemine dikkat çeken Çelik, aksi takdirde dava haklarını kaybedebilir; paylarının açık artırma ile satışı işlemlerinin başlanabileceğini vurguladı. Çelik, “E-devlet üzerinden yapılan veya noter vasıtasıyla yapılan tebligat resmi yollardan yapıldığı için geçerli kabul edilecektir. Muhtarlıkta yapılan ilan da malikler tarafından özenle takip edilmelidir. Zira asıl dikkate alınacak bildirim tarihi Muhtarlıktaki ilanın son günüdür” dedi.
Şahitlik şartı…
Okuma yazma bilmeyen maliklere yapılan tebligatlarda, bir komşunun veya muhtarlık heyetinden birinin imza atarak şahitlik etmesi gerektiğini belirten Çelik, “Aksi halde yapılan tebligat geçersiz sayılacaktır. Maliklerin elektronik tebligat adresi varsa ve Tapuya bildirilmiş ise bu yolla yapılan tebligat geçerli sayılacaktır. Burada tebligat yapılmadığını ileri sürmek mümkün değildir. Sonuç olarak yasal düzenlemeler dikkate alındığında muhtarlıkta yapılan ilanın son gününden başlamak üzere malik veya kanuni temsilcisi; malik vefat etmiş ise mirasçısı tarafından itiraz veya dava yoluna gidilebilecektir” diye ifade etti.
‘Kamusal ve sosyal alanlar artacaktır’
Diyarbakır, 1990’lı yıllardan itibaren yoğun göç alan bir şehir olduğunu “Ağır hasarlı binalar artık kesin olarak yıkılacak, orta hasarlı binaların ise güçlendirilmesi teknik olarak yetersizse yıkılması gerekecek. Az hasarlı binalarda güçlendirme, sağlıklaştırma veya yenileme çalışmaları yürütülecek” cümleleriyle Anlatan Çelik, “Yapılardan tahliye edilen insanlar başka yerlere hatta başka şehirlere taşınmak zorunda kaldı. Bu süreçlerin hızlı ve sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerekmektedir. Kentsel dönüşüm ile yapılar dönüşerek bir taraftan da yeni bir imar planlaması yapılması gerekecektir. Bu şekilde mahalleler arasındaki sosyoekonomik farklılıklar da bir nebze azaltılmış olacak, yeşil alanlar, parklar, kamusal ve sosyal alanlar artacaktır” diye konuştu.
‘Dava açma hakları bulunmaktadır’
Tüm bu süreçlerde doğabilecek hukuki ihtilaflarda maliklerin ve yasal temsilcilerinin dava açma hakları bulunduğunu ileri süren Çelik, cümlelerini şöyle sonlandırdı: “Malikler mülkiyet haklarının ihlal edilmemesi için yürütülen süreçleri ve yapılan işlemleri büyük bir dikkat ve özenle takip etmelidir. Kentsel dönüşüm süreçlerinde kişilerin mülkiyet, konut ve barınma hakları temel bir şekilde korunurken, planlı ve sağlıklı bir kentleşmenin sağlanması için genel kamu düzeni de korunmaktadır. Bu sebeple kamu yararının gerektirdiği bazı hallerde mülkiyet hakkının kısıtlanması söz konusu olabilir. Ancak bu yasal şartların oluşması ve ölçülülük ilkesi doğrultusunda mümkün olacaktır. Bu durum genellikle idare eliyle yürütülen kentsel dönüşüm süreçlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu hallerde de kişilerin her zaman hukuki yollara başvurma ve hakkının ihlal edildiğini ileri sürme imkânı bulunmaktadır.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.