Hürmüz krizi Diyarbakır’ı vurdu: Tedarik alarmı
Diyarbakır Eczacılar Odası Başkanı Ahmet Turgay Yaşar, ABD ile İran arasındaki ‘Hürmüz’ geriliminin ilaç tedarikini olumsuz etkilediğini söyledi.
ABD ve İsrail’in 28 Şubatta İran’a yönelik gerçekleştirdiği saldırılarının ardından bölgede başlayan gerilim sürerken, Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlik ekonomik kayıplara yol açmaya devam ediyor. Altın ve akaryakıttan sonra ‘Hürmüz’ ilaç sektöründe de ciddi olumsuzluklara yol açtı. İthal edilen ilaç ve hammaddelerin taşınmasında yaşanan sorunlar, bazı ilaçlarda dönemsel tedarik sıkıntılarının yaşanmasına yol açıyor.
Amida Haber’e konuşan Diyarbakır Eczacılar Odası Başkanı Ecz. Ahmet Turgay Yaşar, ilaç sektöründeki dışa bağımlılığa dikkat çekti.

‘İstihdam alanı genişletilmeli’
Türkiye’de yaklaşık 25 bin öğrencinin eczacılık fakültelerinde eğitim gördüğünü belirten Yaşar, yaklaşık 55 bin eczacının bulunduğunu ve bunların yaklaşık yüzde 25’inin işsiz olduğunu söyledi. Yaşar, “Bir meslek yavaş yavaş yok olmaya doğru gidiyor” ifadelerini kullanarak eczacıların istihdam alanlarının genişletilmesi gerektiğini vurguladı.

‘Hürmüz Boğazı’nın kapanması ilaç sektörünü etkiledi’
Diyarbakır’da vatandaşların ilaca en kısa sürede ve sorunsuz şekilde ulaşabilmesi için çalıştıklarını belirten Yaşar, dönemsel olarak bazı ilaçlarda tedarik sıkıntısı yaşandığını ifade etti. Yaşar, “İlaç dediğiniz şey sadece Türkiye’de üretilen bir ürün değil. Yurt dışına bağımlı bir sektörsünüz. Bugün İran ile İsrail arasındaki savaştan ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasından dolayı ilaç hammaddesi konusunda ciddi bir sıkıntı yaşıyoruz” dedi.
‘Piyasanın bütün dengeleri değişiyor’
Türkiye’nin ilaç hammaddesi konusunda dışa bağımlı olduğunu belirten Yaşar, özellikle Hindistan ve Pakistan’dan gelen hammaddelerin deniz yoluyla Türkiye’ye ulaştırıldığını söyledi. Yaşar, Hürmüz Boğazı’nın açık olması ile kapalı olması arasında ciddi maliyet farkı oluştuğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “İlaç hammaddesi Hindistan’dan, Pakistan’dan geliyor. Hürmüz Boğazı açık olduğunda bunun belli bir maliyeti var. Ancak boğaz kapalı olduğunda farklı güzergahlar kullanılıyor ve hammaddenin maliyeti yükseliyor. Hammadde maliyeti yükseldiği zaman içerideki piyasanın bütün dengeleri değişiyor.”
‘Ar-Ge çalışmaları yapılmalı’
Türkiye’nin ilaç hammaddesi üretiminde daha fazla yatırım yapması gerektiğini ifade eden Yaşar, eczacılık fakültelerinin bir bölümünün araştırma ve laboratuvar çalışmalarına yönlendirilmesini önerdi. Yaşar, “Türkiye'nin bazı eczacı fakültelerini sadece laboratuvar şeklinde ilaç ham maddesi üreten sisteme çevirmesi lazım. Bununla ilgili Ar-Ge çalışmaları yapılmalı, üretilen hammaddeler ilaca dönüştürülmeli ve mümkünse yurt dışına ihraç edilmeli. Böylece eczacılık fakültelerinden mezun olan gençlerin önemli bir bölümünün bu alanlarda istihdam edilmesini sağlayabiliriz” dedi.
‘Dışa bağımlılık azaltılmalı’
Türkiye’de Ar-Ge alanında faaliyet gösteren firmalarda eczacı istihdamının da yetersiz olduğunu belirten Yaşar, bu alanların eczacılar için önemli bir istihdam kapısı olabileceğini söyledi.
Yaşar, Türkiye’de yaklaşık 50 Ar-Ge lisanslı firma bulunduğunu belirterek, bu firmalarda çalışan binlerce personel içerisinde eczacı sayısının oldukça düşük olduğuna dikkat çekti. Yaşar, “Eczacılığın 20’nin üzerinde çalışma alanı var. Ancak en büyük çalışma alanı serbest toplum eczaneleri. Bugün herkesin temel hedefi serbest eczane sahibi olabilmek. Biz ise akademide, araştırma-geliştirmede, sanayide ve kamuda daha fazla eczacı istihdam edilmesini istiyoruz” diye konuştu.
Yaşar, ilaç hammaddesinde dışa bağımlılığın azaltılması, Ar-Ge yatırımlarının artırılması ve eczacıların farklı alanlarda istihdam edilmesinin hem sektörün geleceği hem de ilaç tedarik güvenliği açısından önemli olduğunu vurguladı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.