Süresiz nafaka kararı: Kadınlar nasıl etkilenecek?

Süresiz nafaka kararı: Kadınlar nasıl etkilenecek?
 Muhabir
Süresiz nafaka düzenlemesinin iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlanması gündem yaratırken, Avukat Canan Atabay konuya ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.

Anayasa Mahkemesi (AYM), boşanma sonrasında yoksulluğa düşen eşe süresiz nafaka verilmesine imkan tanıyan Türk Medeni Kanunu’nun 175’inci maddesindeki “süresiz olarak” ibaresini iptal etti. Kararın 30 Eylül 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından düzenlemenin 30 Haziran 2027’de yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Yoksulluk nafakasının süresiz olmasına ilişkin ibarenin iptal edilmesi, nafakanın tamamen kaldırılacağı yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi. Kararın kadınlar açısından ne anlama geldiğini değerlendiren Avukat Canan Atabay, yoksulluk nafakasının hukuki niteliğinden uygulamadaki sorunlara, kadınların çalışma yaşamından uzaklaşmasından sosyal devletin sorumluluklarına kadar birçok başlığa dair Amida Haber’e değerlendirmelerde bulundu.

haber-19.webp

Yoksulluk nafakasının kadın ve erkek arasında ayrım gözetilmeksizin düzenlendiğini ifade eden Atabay, uygulamada kadınların daha fazla nafaka alan taraf olduğunu söyledi. Kadınların evlilikle birlikte çalışma hayatından uzaklaşabildiğini vurgulayan Atabay, yoksulluk nafakasının eşlerin evlilik birliği içerisinde birbirlerine sağladıkları desteğin boşanma sonrasında belirli ölçüde devam etmesi niteliği taşıdığını söyledi. Yoksulluk nafakasının geçmişteki yasal düzenlemelerle süresiz hale getirildiğini hatırlatan Atabay, “Yoksulluk nafakası ilk düzenlendiğinde süresiz değildi. 1988 yılında Medeni Kanun’da yapılan değişiklikle süresiz hale geldi. 2002 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanun’da da bu şekilde düzenlendi. Ancak toplumda süresiz nafakanın hiçbir koşulda kaldırılamayacağı, ne olursa olsun mutlaka verilmesi gereken bir nafaka olduğu yönünde bir algı var. Aslında durum böyle değil” ifadelerini kullandı.

haber-20.webp

Nafaka hangi durumlarda sonlanır?

Nafakanın hangi durumlarda kaldırılabileceğine de değinen Atabay, Türk Medeni Kanunu’nun 176’ncı maddesindeki düzenlemeleri hatırlatarak şunları dedi: “Nafaka alan taraf yeniden evlendiğinde nafaka kendiliğinden sona eriyor. Taraflardan birinin ölümü halinde de nafaka sona eriyor. Nafaka alan kişi evlenmeden başka biriyle evliymiş gibi yaşamaya başlarsa, ‘haysiyetsiz hayat sürerse’ ya da yoksulluğu ortadan kalkarsa dava açılarak nafakanın kaldırılması istenebiliyor. Dolayısıyla nafakanın süresiz olması, onun mutlak ve değiştirilemez olduğu anlamına gelmiyor.”

Anayasa Mahkemesi’nin yoksulluk nafakasına ilişkin 2011 yılında da bir başvuruyu değerlendirdiğini hatırlatan Atabay, “Anayasa Mahkemesi, 2011 yılında verdiği kararda sosyal hukuk devletinin kişi ve toplum yararı arasında denge kurması, toplumsal dayanışmayı sağlaması, güçsüzleri güçlüler karşısında koruması ve sosyal adaleti gözetmesi gerektiğine vurgu yapmıştı. Yoksulluk nafakasının, evlilik birliğinde eşler arasında geçerli olan dayanışma ve yardımlaşma yükümlülüğünün boşanmadan sonra kısmen devamı niteliğinde olduğunu belirtmişti. Yoksulluk nafakasının amacının nafaka alan kişiyi zenginleştirmek değildir. Nafaka, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşin asgari yaşam ihtiyaçlarını karşılamaya yöneliktir” diye konuştu.

haber-21.webp

‘Nafaka yetersiz kalıyor’

Nafaka ödeyecek kişinin de ödeme gücüne sahip olması gerektiğini kaydeden Atabay, yoksulluk nafakasının uygulamada yüksek miktarlarda ödenmediğini belirtti. Atabay, “Yoksulluk nafakası, barınma, yeme, içme, giyinme ve ısınma gibi temel ihtiyaçların karşılanmasına yönelik asgari bir yardım niteliğinde. Diyarbakır koşullarında bazı dosyalarda verilen nafakayla bir evin kirası karşılanabilir. Ancak dosyaların yüzde 85-90’ında nafaka, aylık ihtiyacını karşılamak gibi temel giderlere ancak katkı sunabiliyor. Kadın aldığı nafakayı çocukları için harcıyor. Yoksulluk nafakasının bu ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kalıyor. Birçok kadına geçinemiyor, ailesi destek oluyor. Temizliğe gitmek isteyen, iş arayan ancak çocukları nedeniyle çalışamayan kadınlar var” diye belirtti.

‘Kadınlar çalışma hayatından uzaklaşıyor’

Kadınların evlilik ve çocuk sahibi olma süreçlerinde çalışma hayatından uzaklaşabildiğine dikkat çeken Atabay, boşanmanın ardından yeniden iş yaşamına katılmanın kolay olmadığını söyleyerek, “Kadınlar hamilelik, doğum ve çocuk bakımı nedeniyle işten ayrılmak zorunda kalabiliyorlar. Eşleri çalışmalarını istemeyebiliyor ya da bunu bir koşul haline getirebiliyor. Kadınlar iş hayatına geri döndüklerinde dezavantajlı bir konumda oluyor. Bazen yaşları ya da sağlık koşulları yeniden çalışmalarına el vermiyor ya da zaman alıyor. Boşanan ve çalışmayan kadınların büyük bir bölümünün alacakları nafakaya, az da olsa bu desteğe ihtiyacı var” dedi.

Özellikle kısa süreli evliliklerde toplu nafaka uygulamasının bulunduğunu ifade eden Atabay, Diyarbakır’da da bu yönde kararlarla karşılaştığını belirterek, “Son dönemde bazı mahkemelerde, özellikle kısa süreli evliliklerde toplu nafaka verildiğini görüyoruz. Benim takip ettiğim dosyalarda bir yıl ve daha kısa süreli evliliklerde mahkemelerin toplu nafakaya hükmettiği örnekler oldu. Bu da nafakanın her durumda süresiz olmak zorunda olmadığını gösteriyor” diye konuştu.

haber-22.webp

‘Benzer dosyalardan farklı kararlar alınabilir’

Yeni düzenlemenin ayrıntılarının henüz netleşmediğini belirten Atabay, “Hakim, tarafları dinleyecek, delilleri toplayacak, evliliğin süresini, tarafların çalışma hayatına katılımını ve özel koşullarını değerlendirecek. Buna göre nafakanın süresine karar verecek. Nafaka yine süresiz olabilir. Ancak bu durum, benzer koşullardaki kişiler hakkında farklı kararlar verilmesi ihtimalini de beraberinde getiriyor. Bir dosyada süresiz, diğerinde belirli süreli nafaka kararı verilebilir. Hakimin takdirine bırakılan böyle bir sistemde uygulama birliği sağlanamayabilir. Biz avukatlar olarak bu farklılıkları vatandaşa açıklamakta zorlanabiliriz” ifadelerini kullandı.

Hukuk sisteminde öngörülebilirliğin önemine dikkat çeken Atabay, “Eskiden bir davanın sonucu hakkında daha rahat öngörüde bulunabiliyorduk. Şimdi ise zaman zaman öngöremediğimiz kararlarla karşılaşacağız. Nafaka konusunda da başlangıçta bir belirsizlik ve karmaşa yaşanabileceğini düşünüyorum. Benzer durumdaki kişiler hakkında birbirinden farklı kararlar verilmesi, adalete duyulan güven açısından sorun yaratabilir” diye konuştu.

2025/05/26/bosanma-dava.jpg

Yeni davalar açılabilir

AYM kararının yürürlüğe girmesi ve ardından yasal düzenleme yapılmasıyla birlikte mevcut nafaka kararlarının yeniden değerlendirilmesi için yeni davaların açılabileceğini belirten Atabay, “Halihazırda süresiz nafaka bağlanmış olan kararlarla ilgili, yasa değişikliğinden sonra uyarlama taleplerinin ve yeni davaların gündeme gelebileceğini düşünüyorum. İstinaf aşamasındaki dosyalarda da yeni düzenlemenin nasıl değerlendirileceği önem taşıyor. Bu süreç adliyelerdeki iş yükünü artırabilir” dedi.

Kamuoyundaki nafaka tartışmalarında kısa süreli evliliklerin örnek gösterilmesine de tepki gösteren Atabay, “Bir iki günlük, beş aylık ya da bir iki yıllık evliliklerde tarafların çocukları olmayabilir ve aralarında başka bir bağ bulunmayabilir. Bu tür evlilikler kamuoyunda tartışılıyor ve nafakanın hakkaniyete aykırı olduğu söyleniyor. Ancak kısa süreli evlilikler gerekçe gösterilerek uzun süreli evlilikler, çocuklu evlilikler ya da çocuksuz olsa bile uzun yıllar devam etmiş evlilikler yok sayılamaz” dedi.

2024/08/19/evlilik-bosanma.jpg

Nafaka ve sosyal devlet

Yoksulluk nafakasının süresi tartışılırken sosyal devletin sorumluluklarının da gündeme alınması gerektiğini vurgulayan Atabay, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilmeleri için gerekli koşulların oluşturulması gerektiğini söyledi. Atabay, “Nafakanın kaldırılması ya da belirli bir süreyle sınırlandırılması ancak sosyal devlet gereğini yerine getirdiğinde tartışılabilir. Boşanmış kadınların çalışma hayatına katılabilmesi için çocuklarını bırakabilecekleri kreşler ve okullar gibi imkanlar sağlanmalı. Sosyal hukuk devleti, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi çocuklar için yardımda bulunmalı, kira desteği sağlamalı ve temel ihtiyaçların karşılanmasına katkı sunmalı. Ancak o zaman nafakanın süresiz olup olmadığını ya da kaldırılmasını tartışabiliriz” ifadelerini kullandı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.