Katar ve Pakistan arabulucu oldu: ABD ile İran el sıkıştı
Kaynak:Haber merkezi
Katar ve Pakistan'ın yoğun diplomasi trafiği sonuç verdi. ABD Başkanı Donald Trump, İran limanlarına uygulanan deniz ablukasının derhal kaldırılması talimatını verdiğini açıkladı. Bu hamlenin, küresel ticaret için kritik öneme sahip stratejik Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına olanak sağlaması bekleniyor.
Anlaşma karşılığında İran; Lübnan da dahil olmak üzere tüm cephelerdeki saldırılarını kalıcı olarak durdurmayı kabul etti. Tarafların, anlaşmayı resmiyete dökmek üzere cuma günü İsviçre'de düzenlenecek imza töreninde bir araya gelmesi planlanıyor. Mutabakatın en dikkati çeken maddelerinden birini, İran için kurulacak 300 milyar dolar değerindeki uluslararası yatırım ve yeniden inşa fonu oluşturuyor. Washington ve müttefikleri, İran'ın sivil altyapısını yeniden inşa etme planına destek verecek. Söz konusu meblağ İran hükümetine doğrudan "nakit" olarak teslim edilmeyebilir. Kaynak; enerji ve altyapı sektörlerinin modernizasyonu amacıyla kamu ve özel sektör projeleri üzerinden kullandırılacak. Bu fon, Tahran'ın başlangıçta "savaş tazminatı" olarak talep ettiği 1 trilyon dolarlık bedele karşılık diplomatik bir uzlaşma formülü olarak değerlendiriliyor.
Ekonomik adımlar ve iki aşamalı plan
Yeniden inşa fonuna ek olarak, İran'ın yurt dışındaki hesaplarında dondurulmuş olan yaklaşık 24 milyar dolarlık varlığının da şartlı olarak serbest bırakılması kararlaştırıldı. Para transferleri aşamalı olarak Katar bankaları aracılığıyla yapılacak. İnsani krizin önüne geçmek amacıyla 6 milyar dolarlık kısım, yalnızca gıda ve tıbbi malzeme tedariki için derhal kullanıma açılacak. Dondurulmuş varlıkların tamamının iadesi ise İran'ın deniz güvenliği ve nükleer programa ilişkin taahhütlerini yerine getirmesi şartına bağlandı. Uygulama süreci iki ana aşamadan oluşacak. 60 gün sürecek olan ilk aşamada "durdurmaya karşı durdurma" ilkesi işleyecek. Washington yönetimi; İran'ın bankacılık, denizcilik ve petrol sektörlerine yönelik yeni yaptırımlar uygulamayacağını taahhüt edecek. Tahran yönetimi ise buna karşılık uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durduracak, desteklediği milis grupların saldırılarına son verecek ve Hürmüz Boğazı'ndaki ticari geçişleri normale döndürecek. İkinci aşamada ise yaptırımların tamamen ve kalıcı olarak kaldırılması gündeme gelecek. Ancak bu adım, İran'ın nükleer altyapısını tamamen tasfiye etmeyi öngören kapsamlı bir nihai anlaşmayı imzalamasıyla mümkün olacak.
Muhalif sesler ve bölgesel endişeler
Diplomatik çözüm bölgede iyimserlik yaratsa da, anlaşmanın uygulanmasının önünde ciddi siyasi engeller bulunuyor. ABD cephesinde Senatör Lindsey Graham'ın da aralarında bulunduğu bazı Kongre üyeleri, 300 milyar dolarlık yatırım planını "Düşmana Marshall Planı sunmak" olarak nitelendirerek anlaşmaya sert tepki gösteriyor. İran cephesinde ise ülkedeki muhafazakâr kesimler ve Keyhan gibi sertlik yanlısı medya organları, müzakere heyetini hedefe koydu. Eleştirilerde, İran'ın nakit para elde etmeden en büyük kozu olan "Hürmüz Boğazı" kartını masada kaybettiği savunuluyor. Sürece en büyük şüpheyle yaklaşan ülke ise İsrail oldu. Tel Aviv yönetimi, İran'ın uranyum zenginleştirmeyi tamamen durdurmama ihtimalini göz önünde bulundurarak, İran'ın nükleer tesislerine yönelik olası bir tek taraflı askeri operasyon için ordusunu teyakkuz halinde tutmaya devam ediyor.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.