Bakırhan’dan ‘çerçeve yasa’ çağrısı: Sonbahara bırakılamaz
Kaynak:Haber Merkezi
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin haftalık Meclis grup toplantısında yaptığı konuşmanın başında yaşamını yitiren sanatçı Kadir İnanır ile Barış Annesi Behiye Sevim’i andı.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO toplantısına değinerek, yapılan harcamaları ve alınan güvenlik önlemlerini eleştirdi.

NATO toplantısına eleştiri
Bakırhan, “NATO, dünyayı güvenliğe değil, savaşın gölgesine alıştıran eski bir korku mimarisidir. Bu yüzden halkların geleceği adına artık tarihin müzesine kaldırılmalı; yerini eşitlikçi, demokratik ve barışçıl bir uluslararası düzen almalıdır. Biz, Ankara’dan yükselen bu militarist vitrinin karşısına halkın sofrasını, barışın sesini ve demokratik yaşam hakkını koyuyoruz. Bunları savunmaya da devam edeceğiz.”
4-5 Temmuz tarihlerinde Diyarbakır’da gerçekleştirilecek ekonomi konferansını da duyuran Bakırhan, sürece yönelik çerçeve yasanın acilen çıkarılması için yeniden çağrıda bulundu.

Yapılanları küçümsemiyoruz, ama…
Kürt meselesinin çözümü ve PKK’nin silah bırakma sürecine dair konuşan Bakırhan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:
“Türkiye’nin önündeki asıl yol, savaş mimarisine eklemlenmek değildir.
Türkiye’nin önündeki asıl yol; Kürt meselesinde çerçeve yasayla barışı hukuka bağlamak, demokratik çözümü gecikmeden hayata geçirmektir.
Önümüzde Türkiye siyasi tarihinin en büyük fırsatlarından biri duruyor. Barış ve Demokratik Toplum süreci ikinci yılına girmek üzere. Bu süreçte çok önemli adımlar atıldı. Silahlar yakıldı, Meclis komisyonu kuruldu, komisyonun İmralı ziyareti gerçekleşti.
Bunların hiçbirini küçümsemiyoruz. Tam aksine, bu adımların üzerine inşa etmek istiyoruz.

‘Kalıcı barışın yolu çerçeve yasadır’
Peki bu tarihi fırsatı kalıcı barışa, onurlu yaşama ve demokratik geleceğe nasıl çevireceğiz? Bunun yolu çerçeve yasadır.
Yüz yıllık bir meseleyi şiddet zemininden hukuk zeminine çekmek küçük bir iş değildir. Bu yasa da o büyüklükte yazılmalıdır. Cesaretle yazılmalıdır.
Toplumun kulağı bu yasadadır. Dağdan dönmeyi bekleyenlerin de haksız, hukuksuz şekilde cezaevinde olanların da sürgünde yaşayanların da evladını bekleyen annelerin de gözü bu yasadadır.
Herkes şunu bilmek istiyor: Devlet sözünü hukuka bağlayacak mı? Bunun önündeki engel nedir? İnsanlar güvenle dönebilecek mi? Bu ülke barışı gerçekten ciddiye alacak mı?
Çerçeve yasa bu soruların cevabıdır. Dar tutulmamalı, belirsiz bırakılmamalı, açık ve net olmalıdır.
Çünkü hukuk yoksa güven olmaz. Güven yoksa dönüş olmaz. Dönüş yoksa barış kalıcılaşmaz.
Dönenler arasında ayrım gayrım yapılmamalıdır. Bazı yetkililerden duyuyoruz; “şunu kapsar, bunu kapsamaz” denmemelidir. Barışın kapısından içeri girmek isteyen herkese o kapı açık olmalıdır.
İnsanların geleceğini bir memurun, bir savcının, bir mahkemenin keyfine teslim edemezsiniz. İstinaf mahkemesini görüyoruz. Eğer dönüş varsa güvence olmalıdır. Eğer hukuk varsa herkes için aynı açıklıkta olmalıdır.

‘Yasa kapsayıcı, cesur ve net olmalıdır’
Kapsayıcı, cesur, muğlak olmayan; birilerinin insafına bırakılmayacak açıklıkta bir yasa yapılmalıdır.
Bu yasa, dönmek isteyenin onuruyla dönebildiği gerçekçi bir yasa olmalıdır. Mesele birkaç maddelik teknik düzenleme değildir.
Mesele, bu ülkenin birlikte yaşama iradesini hukuka bağlamasıdır. Sözle başlayan barış, yasayla mühürlenmek zorundadır.
Bu yasayı önemsiyoruz. Çünkü bu yasa aynı zamanda bir geleceği açma yasasıdır. Doğru, samimi ve cesur kurulursa, yüz yıllık bir düğümün çözüldüğü ilk büyük halka olur.

Altını önemle çizmek isterim: Bu yasa “kim kazandı, kim kaybetti?” sorusuna göre ele alınamaz.
Asıl soru şudur: Bu ülke artık birlikte nasıl yaşayacak? Halklar ve inançlar eşit, özgür, onurlu bir geleceği nasıl kuracak?
Bu yüzden Meclis’e, iktidara, muhalefete ve bütün siyasi partilere sesleniyoruz.
Bu mesele günlük hesaplara kurban edilemez. Barış bekletilecek bir dosya değildir. İyi ve hayırlı işlerde acele etmek gerekir. Barış gibi hayati bir işte gecikmek, kötülüğe alan açmaktır.
Çünkü barıştan korkanlar var. Çünkü onlar için savaş bir kazançtır, kavga bir koltuktur, düşmanlık bir sermayedir.
Halklar yan yana geldiğinde bu sermayelerinin biteceğini biliyorlar. İşte bu yüzden gecikilen her gün, barışı boğmak isteyenlere verilmiş bir fırsattır.

‘Çerçeve yasa ertelenemez, sonbahara bırakılamaz’
Hukuki düzenleme yapılmadıkça eski ezberler, güvenlikçi normlar ve çözüm karşıtı odaklar kendilerine zemin bulur.
Bu nedenle çerçeve yasa ertelenemez. Sonbahara bırakılamaz. Bırakılan her adım, barışın önüne konulmuş yeni bir taş, yeni bir engel olur.
Tarihin kapısı bugün açıktır. O kapı açıkken içeri girmek gerekir. Çerçeve yasa gecikmeden, korkmadan, açık ve güven veren bir içerikle artık Meclis’e gelmelidir.
Bu ülkenin umudu daha fazla yorulmayı, çatışmayı, acı biriktirmeyi değil; artık hukuka kavuşmayı bekliyor.
Bir kez daha diyoruz: Yasa hemen şimdi. Barış hemen şimdi.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.