Bakırhan’dan Suriye çıkışı: Türkiye garantör olsun
Kaynak:Sözcü
AMİDA HABER - DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan,Suriye’deki gelişmeler, çözüm süreci, İmralı ve Kandil tartışmalarına ilişkin açıklamalar yaptı. Bakırhan, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) durumunun Türkiye’nin değil, Suriye devletinin iç meselesi olduğunu savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’ye ne SDG’den? Suriye’nin bir meselesi; buna Suriye Devleti karar versin. Şam bile SDG’nin silahının elinde kalmasını isterken biz Türkiye’de neyin derdine düşmüşüz de ‘SDG silah bırakmıyor’ diyoruz? Şam ile SDG; silahların tugay, tabur biçiminde örgütlenmesini, bir bölümünün iç asayişte görev almasını, bir bölümünün de orduya entegre edilerek Suriye’nin savunmasını sağlamasını zaten konuşup anlaşmış durumda. Yani Şam’ın, Şara’nın sorunu olmayan bir mesele niye bizim sorunumuz oluyor?”

“Kürtler tehdit değildir”
Kürtlerin Türkiye’ye yönelik bir tehdit gibi gösterilmesine tepki gösteren Bakırhan, Türkiye’ye yönelik bir tehdit olması halinde en başta kendilerinin karşı duracağını söyledi. Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Bizim sorunumuz ne zaman olur? Eğer birileri toplu tüfekle Türkiye’yi yönetmeye kalkarsa, en başta biz karşısında dururuz. Benim babam, atalarım yüzyıllardır bu topraklarda yaşıyor. Bu toprakların en eski, en kadim halklarından biriyiz. Bu topraklar bizimdir, hepimizindir. Her ne kadar bizi saymasalar da Türkiye’ye karşı bir tehditmiş gibi gösterilmek kabul edilebilir mi? Selefi’nin silahı Türkiye için tehdit değil de Kürt’ün silahı niye olsun? Kürt ne zaman Türklere ihanet etmiş? Kurtuluş Savaşı’nda birlikte savaşmışlar.”
“Öcalan’ın çağrısında SDG yoktu”
Çözüm sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakırhan, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat tarihli çağrısında SDG’ye yönelik bir ifade bulunmadığını belirtti. Bakırhan, şu sözleri dile getirdi:
“Yapılan 27 Şubat çağrısında bizim yaptığımız görüşmede, bu süreç bütün coğrafyadaki Kürtleri ilgilendiriyor diye bir şey çıkmadı. İkincisi; SDG dediğin şey PKK değil mi? SDG çeşitli adlardan oluşmuş. Neredeyse yarısına yakını Araplar, Türkmenler, Ezidiler. PKK’ya silah bırak diyebilir. Öcalan’ın düşünceleri tabii ki Suriye’deki Kürtler üzerinde büyük etkisi var ama SDG’nin kendi üzerinde de etkisi olabilir. Burada daha bir şey yapılmamışken, verilen sözler yerine getirilmemişken, Suriye’yi merkeze almak gerçekçi değil.”
“Kandil” eleştirisi
İktidarın ve devlet yetkililerinin sürekli Kandil’i işaret etmesini eleştiren Bakırhan, Kandil’e atıfla yapılan açıklamaların somut delillerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Bakırhan, şunları kaydetti:
“Şuna inanıyoruz: O dedi ya, hemen inandık. Ben de diyorum ki, Kandil’den bir devlet başkanı bunu söylüyor. Dışişleri Bakanımız da söylüyor. Madem SDG Kandil’den talimat alıyorsa ve bunu biliyorlarsa, kamuoyuyla da bunu paylaşıyorlarsa, delillerini ortaya koysunlar, biz de görelim. Bu Kandil nasıl bir şeymiş? Bir ara bizim demokratik zemini yönettikleri söyleniyordu. Adaylarımızı belirledikleri söyleniyordu. İyi ki çok şükür adayları sandık kurarak seçtik de o sandık görüntülerini gösteriyoruz. Binlerce delegemiz sandığa gitti, kendi yöneticilerini seçti.”
“Türkiye garantör ülke olsun”
Bakırhan, konuşmasının sonunda çözüm ve barış vurgusu yaparak Türkiye’ye çağrıda bulundu. Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:
“Ben üç defa cezaevine girmiş bir insanım. Cezaevi sevdalısı mıyım da sürekli cezaevine gireyim? En çok ben çözüm isterim, demokrasi isterim. Çocuklarımla birlikte huzurlu bir şekilde, sabah saat dörtte kapım çalınmadan, rahat bir uykuda uyumak isterim. Meclise girerken herkesin parmak salladığı, koltukta oturan bir insan olmak istemem. Biz kafamızı ekmek kuyruğuna mı soktuk? Bu sorun çok zor değil. Kürtlerin orada güvenli bir ortamda yaşaması gerekiyor. Türkiye garantör ülke olsun.”
İmralı çağrısı
Sürecin tıkanıklığına ilişkin değerlendirmede bulunan Bakırhan, yetkililere İmralı’ya gitme çağrısı yaparak, “Öcalan adada değil mi? Niye devlet bizi bu kadar zorluyor? Madem devlet Öcalan’ın söylediğini biliyorsa, adada değil mi? Marmara’dan on kilometre ötededir. Yarım saatlik yoldur. Niye aylardır biz bunu tartışıyoruz?” ifadelerini kullandı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.