Hatimoğulları: Kürtler çatışmanın son bulmasını istiyor
Hatimoğulları'nın konuşmasından öne çıkan satır başları:
Ankara'da NATO için uygulanan yasakların karşısındayız bunun için de DEM Parti olarak yasaklara karşı dava açtık. Gözaltına alınan bütün devrimciler derhal serbest bırakılsın demokratik haklara yönelik bu baskıları asla kabul etmiyoruz. Gözaltına alınan bütün yoldaşlarımız acilen serbest bırakılmalıdır.
Muharrem ayının toplumsal barışa adalete demokrasiye kardeşliğe ve birlikten yaşam umuduna ve silah olmasını temenni ediyorum.

Geçen hafta Kobani Kumpas Davsından içeride tutulan ve Sincan Cezaevinde tutuklu bulunan arkadaşlarımızı ziyaret ettim. Orada bulunan bütün arkadaşlarımız mevcut olan iktidarın bu uygulamalarını asla kabul etmiyor. Buna karşı direnmeye devam edeceğiz.
Halihazırda Kobani Kumpas davasıyla ilgili çok önemli kararlar var. Hem sevgili Selahattin Demirtaş hem sevgili Figen Yüksekdağ ve hapishanelerde bulunan bütün siyasi tutsaklar hakkındaki AİHM kararları uygulansın.
Dünyada nereye baksak yangın ve yıkımla karşı karşıyayız. Her küresel zirve yeni bir krizin kapısını aralıyor. Çok kutuplu dünyada küresel sistem kendini yeniden yapılandırıyor. Bu dönemde burjuvazi kendi kurumlarını dahi yok sayıyor. İnsan hakları, demokrasi tek tek tırpanlanıyor. Bu durumdan bir avuç sermaye grubu kazanıyor kaybedense koca halklar. Halkların enternasyonalist mücadele etmekten başka çaresi yok. İran - ABD anlaşması çok önemli ve kağıt üzerinde kalmamasını temenni ediyoruz ama şimdi Beyrut'a bombalar yağmur gibi yağıyor. 1 milyon insan Lübnan'dan göç ettirildi. Bu anlaşmayla beraber Lübnan üzerindeki saldırılar da bitirilmeli. Yine bu anlaşmalar devam ederken Filistin işgaline de son verilmeli. Bölge halkları olarak biz savaşlardan çok bıktık artık yeter. Mutlaka bölgenin barışı tesis edilmeli. Bu anlamda iç barışımıza sağlamamız çok önemli.

‘Kürtleri tehlikeli bir mecraya çekmek istediler’
İran'da savaş döneminde Kürt halkının ortaya koyduğu bu tarihi öneme sahip tutuma karşılık verilmeli. Savaş başladığı andan bu yana Kürtleri tehlikeli bir mecraya çekmek istediler, savaşta vekil güç yapmak istediler ama Kürtler olmadı. İran'daki Kürt örgütleri kimsenin koçbaşı olmadığını söylemiyle de pratiğiyle de gösterdi, yalnızca halkların çıkarlarını esas alan net bir tutum ortaya koydu. Buçok değerli bir şey. Kürtlerin tutumu bu anlamıyla nettir; Irak'ta muhatap Bağdat, Türkiye'de Ankara, Suriye'de Şam, İran'da Tahran'dır. Bu tutumun değeri dört ülke tarafından da bilinmeli ve buna göre bir pratik adım atmalı bu dört ülke.
İran’ın ortak geleceğinin yolu toplumsal barışından kadınların özgürlüğünü esas alan demokratik bir yönetimden bir rejimden geçer.

Ekonomik kriz gittikçe derinleşiyor. 60 yaş üzerinde emekliler çalışmak zorunda kalıyor. 6,5 milyon genç işsiz. Bu ülke kimseye bir gelecek sunmuyor. Herkes devlet aklından bahsediyor ama akıllı bir devlet gençlere istihdam yaratmaya çalışır. Öğretmenler günlerdir açlık grevinde; taban maaş istiyorlar, mülakatlar son bulsun istiyorlar, güvenceli insanca yaşamak istiyorlar. Ama Ankara'da şiddete maruz kalıyor. Açlık grevindeki öğretmenlere çözüm üretmeyen bir iktidar olur mu? Bunlara çözüm üretmeyenler köylülere nasıl derman olacak.

Temmuzda zam yapılmalı emekli ücreti ve asgari ücret 60 bin TL’ye yükseltilmeli.
Sınava giren sevgili gençler umudunuzu yitirmeyin her birinizin varlığı bizim için çok önemli. Sizler bu hayattan alacaklısınız. Biz sizinle mücadele etmekten geri durmayacağız.
Ortadoğu yangın yeri iken Türkiye’nin yapması gereken demokratik barışın kurucusu olması gerekir. Kürtler çatışmanın son bulmasını ve PKK'lilerin yaşama katılmasını istiyor. Meclis bunlara yanıt versin. İyi niyet beyanları ile süreç yürütemez çerçeve yasa acilen çıkmalı. Sayın Numan Kurtulmuş'un çerçeve yasanın Meclis'e geleceği hakkında konuşmalarını önemsiyoruz. Hiçbir yurttaş barış umudu kırılmamalı.

Silahların sustuğu yerde yasa, toplumsal ve hukuki zeminin önünü açacaktır. Türkiye'nin ihtiyacı geçmişsin korkularını büyütmek değil ortak bir geleceği kurmaktır. Bizler her fırsatta barışı konuştuk, barış için çalıştık. Barışın altın bir tepsiyle sunulmayacağını biliyoruz.
27-28 Haziran’da özgürlük mitinglerinde buluşacağız. Bütün Türkiye ve dünyaya mesajlarımızı güçlü bir şekilde vereceğiz. Baş müzakereci Sayın Abdullah Öcalan'ın özgür çalışır ortamını, toplumun demokrasi arayışını dile getireceğiz. Özgür irade sözünü söylemeye devam edecek. Yolumuz barış, adalet, demokrasinin yolu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.