Mehmet Metiner’den DSG’ye çağrı: Öcalan’ın yeni paradigmasına uyun

Mehmet Metiner’den DSG’ye çağrı: Öcalan’ın yeni paradigmasına uyun

Kaynak:Haber merkezi

Eski AK Parti Milletvekili Mehmet Metiner, Halep’te yaşanan çatışmaların ardından Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) barış ve entegrasyon çağrısında bulunarak, “Savaş çözüm değildir; devlet içinde devlet, ordu içinde ordu olmaz” dedi.

AMİDA HABER - Eski AK Parti Milletvekili ve Demokrasi ve Birlik Derneği Genel Başkanı Mehmet Metiner, sosyal medya hesabı üzerinden Demokratik Suriye Güçleri (DSG) yönetimine yönelik bir açıklama yayımladı. Halep’te yaşanan çatışmaların “ders çıkarılması gereken acı bir tecrübe” olduğunu belirten Metiner, Suriye’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

diyarbakir-ucak-kazasi-16.jpg

Halep vurgusu ve yol haritası çağrısı

Metiner, Halep’te yaşanan ve “gereksiz ve yanlış” olarak nitelendirdiği çatışmaların ardından, Suriye’nin geleceği için yeni bir yol haritası oluşturulması gerektiğini ifade etti. DSG’nin mevcut pozisyonunu yeniden gözden geçirmesi gerektiğini vurgulayan Metiner, Halep’te yaşananların bir dönüm noktası olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Yeni gerilimlerden kaçınılması çağrısında bulunan Metiner, savaşın çözüm olmadığını belirterek, “Devlet içinde devlet, ordu içinde ordu olmaz” ifadelerini kullandı.

diyarbakir-ucak-kazasi-17.jpg

Öcalan’ın yeni paradigması vurgusu

Metiner, açıklamasında DSG yönetimine hitaben şu ifadeleri kullandı:

“Öcalan’ın sizi de bağlayan barışçıl ve siyasi yeni paradigmasına uyduğunuzu göstermelisiniz ki Türkiye’de başlatılan süreç başarıyla hitama ersin.”

Metiner, etnikçilikten arınmış bir duruşun Suriye Kürtlerine de kazanım sağlayacağını savunarak, bu yaklaşımın bölgesel barış ve istikrar açısından önemine dikkat çekti.

Metiner’in açıklaması şöyle:

“Halep’teki gereksiz ve yanlış çatışmadan ders çıkarılmalıdır.

Savaş, çözüm değildir.

Devlet içinde paralel bir devlet, ordu içinde ordu olmaz.

Siz de şu an yönetiminiz altındaki yerlerde eminim ki sizden farklı düşünen başkaca grupların kendi yönetimlerini ve silahlı güçlerini oluşturmalarına izin vermezsiniz.

Halep’teki acı deneyimden sonra kendi pozisyonunuzu yeniden gözden geçirerek müzakere masasına oturmalısınız.

Yeni gerilimlere ve çatışmalara kapı aralayacak söz ve davranışlardan kaçınmalısınız.

Öcalan’ın sizi de bağlayan barışçıl ve siyasi yeni paradigmasına uyduğunuzu göstermelisiniz ki Türkiye’de başlatılan süreç başarıyla hitama ersin.

Suriye ve Türkiye üzerinde emelleri olan ve bu emellerinin önünde engel olarak gördükleri süreci sabote etmeyi amaç edinen dış aktörlere bel bağlamamalısınız.

Onlar elde etmek istediklerini sizin sayenizde elde ettikten sonra sizi anında yüz üstü bırakırlar. Bunu en iyi bilen sizlersiniz. Mahabad’da bu oldu. Molla Mustafa Barzani’nin başına bu getirildi. İlahir.

Demokratik entegrasyona yüklediğiniz anlamı yeniden gözden geçirmelisiniz.

Öcalan’ın etnikçilikten arınmış yeni paradigmasının son tahlilde herkese kazandırdığını görerek hareket etmelisiniz.

Suriye’nin bütününün sahibi olmaya odaklı demokratik bir entegrasyon anlayışında karar kılmak ve adem-i merkeziyet talebini de bu çerçevede yeniden revize etmek hem Öcalan’ın yeni paradigmasına uygundur, hem de Kürtlere ve Suriye’ye kazandırıcı bir yeni duruştur.

Demokratik entegrasyon ve adem-i merkeziyet konusunda herkesin şu iki yanlıştan sakınması, kalıcı ve kazandırıcı bir barışın önünü açacaktır.

1- Adem-i merkeziyetçiliği o bölgede yaşayan herkes için demokratik bir anlayışla istemek. Bu talebin etnikçi bir temelde değil idari temelde olmasını dilemek. Suriye Kürtlerinin tamamının istediği bu temeldeki adem-i merkeziyetçilik ile sizin kendi silahlı güçlerinizle kendinizin yöneteceği adem-i merkeziyetçilik modeli özde birbirine ters zaten. Sizin istediğiniz tarzda bir adem-i merkeziyetçilik yeryüzünün hiç bir yerinde yok. Bunun kabul edilmesi demokratik seçme ve seçilme iradesini ortadan kaldırır. Demokratik adem-i merkeziyetçi modelde bölge halkı kimin kendisini yöneteceğine kendisi karar verir. Ama sizin önerdiğiniz modelde elinizdeki silah gücü dolayısıyla kendinizi o bölgenin hakimi konumuna yerleştirmek amacı var. Bu da haliyle henüz Türkiye’deki süreç öngörülen amaç doğrultusunda tamamlanmadığı için ısrarcı olduğunuz bu yapının tehdit olarak görülmesini sağlıyor. Şam yönetimi de bunu kendisi için bir tehdit olarak görüp karşı çıkıyor.

İki tür yanlış, çözümü öteliyor.

Suriye Kürtlerinin ve bölge halkının arzuladığı idari temeldeki ademi merkeziyetçi talebin bizatihi kendisini bölücü olarak gören yaklaşım ne kadar yanlış ise sizin adem-i merkeziyetçiliği kendi silahlı gücünüzle yöneteceğiniz bir bölgesel yönetim modeli olarak dayatmanız da bir o kadar yanlıştır.

Şam yönetimi de, siz de 10 Mart mutabakatı temelinde bu her iki yanlış anlayıştan vazgeçerek herkese kazandıracak bir çözümün önünü açabilirsiniz.

Şam yönetimi ilk iki maddenin gereğini yerine getirmeli, bunun için gerekli olan anayasa yazımını gerçekleştirmeli ve anayasal teminatı somuta dönüştürecek siyasi-idari yapılanmayı tamamlamalıdır.

Siz de SDG olarak herkesin vatandaşlık hakları ve statüsünün anayasal teminata bağlandığı demokratik ve çoğulcu tek bir Suriye’ye idari ve askeri olarak kendinizi tümden katmalısınız. Adem-i merkeziyetçiliği de kendiniz için değil demokratik yeni Suriye’yi güçlendirecek bir idari sistem olarak gördüğünüz için talep etmelisiniz.

Herkesin merkezde temsil edilebildiği demokratik ve çoğulcu bir Suriye devletinin inşası gerçekleşirse işte o zaman güvenlik sorunu kendiliğinden ortadan kalkar.

Merkez-yerel yönetim ilişkilerinin tanzimi de pekala mümkün hale gelir.

Size çağrım:

Bu anlayış temelinde savaşın değil barışın öncüsü olunuz ve Yeni Suriye’nin inşa sürecinde siyasi aktör olunuz!”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum