Kamuda diş hekimi istihdamı yetersiz, hizmete erişim zorlaşıyor
Diş hekimi Gamze Burcu Gül, halkın ağız ve diş sağlığına erişiminin önemini Amida Haber’e değerlendirdi. Gül, kamucu sağlık hizmetlerinin iyi bir planlama ile hayata geçirilmesi gerektiğinin önemine vurgu yaparak “Kamucu bir anlayışla, koruyucu hekimliği önceleyen, erişimi kolaylaştıran ve eşitsizlikleri azaltan bir sağlık politikası zorunludur” diye konuştu.

‘Diabet, kanser, kalp-damar gibi hastalıklara yol açabilir’
Ağız ve diş sağlığının Türkiye’de en yaygın sağlık sorunları arasında yer aldığını ifade eden Gül, “Ağız ve diş hastalıkları diabet, kanser, kalp-damar hastalıkları, büyüme-gelişim geriliği, erken doğum gibi birçok önlenebilir sağlık sorununun gelişmesinde rol oynayarak milyonlarca yurttaşın yaşam kalitesini doğrudan etkilemektedir” dedi.

‘Kamuya yeterli atama yapılmalı’
Kamuya yapılan diş hekimi atamalarının ise son derece sınırlı olduğuna vurgu yapan Gül, “Toplumun ağız ve diş sağlığı hizmetine olan yüksek ihtiyacına rağmen kamuda istihdamın yetersiz kalması hem hizmete erişimi zorlaştırmakta hem de genç meslektaşlarımızın iş güvencesi sorununu derinleştirmektedir. Kamuya yapılan atamaların düzeyi aynı zamanda devletin bu alana verdiği önemin, yurttaşın sağlığına verdiği değerin de en somut göstergelerinden biridir. Bugün bir yanda kamuda ağız ve diş sağlığı hizmetine erişmekte zorlanan milyonlarca yurttaş, diğer yanda mesleğini icra edecek alan bulmakta güçlük çeken genç diş hekimleri bulunmaktadır. Bu tablo, sağlık insan gücü planlamasında ciddi bir eksikliğe işaret etmektedir” diye konuştu.

‘Koruyucu hekimlik öncelenmeli’
Ağız ve diş sağlığı hizmetleri temel sağlık hakkı olduğunu ve piyasacı bir yaklaşımla ele alınmaması gerektiğini söyleyen Gül şöyle konuştu: “Kamucu bir anlayışla, koruyucu hekimliği önceleyen, erişimi kolaylaştıran ve eşitsizlikleri azaltan bir sağlık politikası zorunludur.
Çocukların düzenli koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişebildiği, kırsal bölgelerde yaşayan yurttaşların nitelikli hizmete ulaşabildiği, genç diş hekimlerinin güvenceli koşullarda çalışabildiği ve insan gücü planlamasının bilimsel verilerle yapıldığı bir sistem mümkündür ve gereklidir. Sağlıkta başarı yalnızca kaç uzman yetiştirildiğiyle değil, toplumun sağlık hizmetine ne ölçüde erişebildiğiyle ölçülür.”

‘Sınav istihdam mekanizmasına dönüşmemeli’
Son günlerde doktoralı diş hekimlerinin uzmanlık süreçlerine ilişkin yaşanan tartışmayı da sadece unvanlar üzerinden okumamak gerektiğini belirten Gül, “Bugün Türkiye’de diş hekimliğinin temel meselesi, unvan tartışmasından çok daha geniş bir ‘planlama’ problemidir. Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (DUS) artık bir uzmanlık sınavı olmanın ötesinde, genç diş hekimleri için bir istihdam kapısı, mesleki gelecek umudu ve güvenceli çalışma olanağı anlamına da gelmektedir. Pek çok genç meslektaşımız sınava sadece belirli bir alanda uzmanlaşmak için değil, aynı zamanda mesleğini sürdürebileceği bir çalışma ortamına ulaşabilmek amacıyla da hazırlanmaktadır. Bu durum, aslında sağlık sistemindeki yapısal bir sorunu açıkça göstermektedir. Bir uzmanlık sınavının aynı zamanda istihdam mekanizmasına dönüşmesi, planlama eksikliğinin en net göstergelerinden biridir. Genç diş hekimlerinin geleceğini yalnızca uzmanlık eğitimine bağlayan bir yapı sürdürülebilir değildir. Kamuda yeterli istihdam olanaklarının oluşturulması, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi zorunludur” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.