Van Başkale’de ‘3 gence polis darp’ iddiası: Soruşturma başlatıldı
AMİDA HABER - Edinilen bilgilere göre olay, sabah saatlerinde trafik kontrolü sırasında meydana geldi. İddiaya göre araçlarıyla seyir halinde olan üç kardeş, trafik kuralı ihlali gerekçesiyle polis ekiplerince durduruldu. Durdurma sonrası taraflar arasında başlayan sözlü tartışmanın kısa sürede büyüdüğü ve fiziksel müdahaleye dönüştüğü öne sürüldü.
Darp raporu aldı
Aile tarafından yapılan açıklamada gençlerin darp edildiği iddia edilirken bazı kardeşlerde kırıklar ve darp izleri oluştuğu ileri sürüldü. Yaralanan gençlerin hastaneye başvurarak darp raporu aldığı ve şikâyetçi olacakları belirtildi.
Olayın ardından süreç yargıya taşındı. Van Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmanın, delillerin daha sağlıklı toplanması amacıyla jandarmaya devredildiği öğrenildi.
Yetkililerden henüz olayın detaylarına ilişkin kapsamlı bir resmi açıklama yapılmazken soruşturmanın çok yönlü sürdüğü bildirildi.
DEM Parti’den sert tepki
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, olaya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Sayyiğit, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Devlet benim” zihniyeti, Van Başkale’de bir kez daha çıplak hâliyle ortaya çıktı. Trafikte polisle bir tartışma yaşayan üç kardeş, polis tarafından vahşice darp edildi; ardından emniyette sistematik işkenceye maruz kaldılar. Bu, münferit bir olay değil, yerleşik bir zihniyetin doğrudan yansımasıdır.
Dersim’de “Ben devletin valisiyim, her şeyi yaparım” diyerek hukuku ayaklar altına alan aynı otoriter anlayış, bugün Van’da kendini polis şiddeti olarak yeniden üretiyor. Gençlere reva görülen bu muamele, devletin o bölgedeki “güvenlik” politikasının özeti niteliğindedir: Keyfilik, cezasızlık ve sistematik baskı.
Bu polisler, kimden ve nasıl bu kadar cesaret alıyor? Hukuk ve yasa onları bağlamıyor mu? Yoksa belirli bölgelerde, özellikle Kürt illerinde, “devlet görevi” adı altında işkence ve darp fiilen meşrulaştırılmış mıdır? İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve ilgili savcılıklar derhal harekete geçmeli, failler tespit edilip yargılanmalı, olayla ilgili şeffaf bir soruşturma yürütülmelidir.
Eğer bu zulüm karşısında sessiz kalınırsa, “hukuk devleti” iddiası tamamen boş bir söyleme dönüşür. Bu olay, sadece üç kardeşin değil, tüm vatandaşların eşitlik ve adalet talebinin sınandığı kritik bir turnusoldur. Zulmü kanıksamayacağız, takipçisi olacağız ve bu tür vakaların cezasız kalmaması için her platformda ses yükseltmeye devam edeceğiz.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.