Diyarbakır’da kadınların adalet nöbeti başladı
Diyarbakır’da Amed Şiddetle Mücadele Ağı, kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine dikkat çekmek amacıyla “Kadın, Adalet ve Hafıza Nöbeti” başlattı. 10 hafta boyunca her salı Diyarbakır Adliyesi önünde gerçekleştirilecek nöbette, katledilen ve şüpheli şekilde yaşamını yitiren kadınlar anılacak.
Nöbetin ilk gününde, Diyarbakır’da katledilen Ayfer Çakmak, Kocaeli’de katledilen Fatma Çiğil, Sakarya’da katledilen Betül Arık, Kütahya’da katledilen Nalan Temelkıran, Ankara’da yaşamını yitiren Buse Akgün Gök, İzmir’de şüpheli ölümü soruşturulan Dr. Özlem Gültekin Çelik, Mardin’de şüpheli şekilde yaşamını yitiren Zekiye Can ve Bursa’da katledilen Gökçe Alkan anıldı.
‘Unutmayı ve sessiz kalmayı reddediyoruz’
Açıklamayı okuyan Cansel Talay, kadınların erkekler tarafından katledildiği, bazı ölümlerin ise “intihar”, “kaza” veya “şüpheli ölüm” olarak değerlendirilerek karanlıkta bırakıldığı bir süreçte unutmayı ve sessiz kalmayı reddettiklerini söyledi.

‘Erkek egemen düzenin sonucudur’
Talay, adliye önünde toplanmalarının nedenini ise kadınları yalnızca maruz kaldıkları şiddet üzerinden tanımlamamak ve yaşamlarını ölüm biçimlerine indirgememek olarak açıkladı. Kadın cinayetlerinin münferit olmadığını belirten Talay, şunları söyledi: “Kadınların yaşamlarının sistematik biçimde sürekli hedef alınmasının adı kadın kırımıdır. Bu kırım; tarihsel-toplumsal değerlerin taşıyıcısı olan kadınların hakikatine, varoluşuna yönelmiş bir savaştır. Bu cinayetler münferit değil; patriyarkanın, cezasızlığın ve kadınların yaşamları üzerinde hak iddia eden erkek egemen düzenin sonucudur.”

‘Hakikatin karanlıkta bırakılmaması için buradayız’
Talay, hafızanın yalnızca hatırlamak olmadığını belirterek, kadınların yaşam hakkını savunmanın ve erkek şiddetini besleyen yapılara itiraz etmenin de hafızanın bir parçası olduğunu ifade etti. Talay, “Talep ettiğimiz adalet yalnızca ölümden sonra verilecek bir hükümle sınırlı değildir. Daha kapsamlı ve girift bir meseledir. Biz kadınların yaşarken korunmasını, şiddet başvurularının devletin ilgili kurumları tarafından ciddiyetle değerlendirilmesini, şüpheli ölümlerin bütün yönleriyle etkili biçimde araştırılmasını ve koruma yükümlülüklerinin yerine getirilmesini istiyoruz. Şüpheli kadın ölümü, ölüm biçiminin adı değildir; soruşturma makamlarının gidermekle yükümlü olduğu şüphenin adıdır. Bir ölüm, bütün deliller toplanmadan intihar veya kaza olarak kabul edildiğinde şüphe giderilmiş olmaz; hakikat karanlıkta, sorumlular cezasız bırakılmış olur. Biz hakikatin karanlıkta bırakılmaması ve hiç kimsenin unutulmaması için buradayız” dedi.

‘Adalet, vicdan ve hakikat arayışıdır’
Nöbetin ilk haftasında 25 Eylül-5 Ekim tarihleri arasında Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşamını yitiren ve bilgilerine ulaşabildikleri kadınların hikayelerini ortak hafızaya taşıdıklarını söyleyen Talay, “Kadınların yaşam hakkına ilişkin sorumluluğumuz, yalnızca ölümün gerçekleştiği haftayla sınırlı değildir. Bir kadının ölümünün üzerinden günler, aylar, hatta yıllar geçebilir. Ancak hakikatin ortaya çıkarılması ve adaletin sağlanması talebi zamanın geçmesiyle ortadan kalkmaz. Çünkü bizim için hafıza, hatırlatmak, iz bırakmak ve unutturmamaktır. Adalet, vicdan ve hakikat arayışıdır, yüzleşmek ve kadınların yaşam hakkına ilişkin toplumsal sorumluluğu bugüne taşımaktır” diye konuştu.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.