PDR Diyarbakır İl Başkanı: Sosyal medya intiharları teşvik ediyor
Kaynak:HABER MERKEZİ
AMİDA HABER - Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 2022 verilerine göre, 2020'de intihar eden kişilerin sayısı 3 bin 703 iken 2021'de ise bu sayı 4 bin 158 yükseldi. Yine TÜİK’in verilerine göre, Diyarbakır’da 2021 yılında 71’i erkek, 36’sı kadın olmak üzere toplam 107 kişi intihar etti. Diyarbakır’daki intihar vakaları bir önceki yıla göre artarak yüzde 4,94 oldu.
Uzmanlar uyarıyor
İntihar nedenlerinin arasında ekonomik sorunlar ilk sırada yer alıyor. 2020'de Türkiye’de ekonomik nedenlerden kaynaklı 136 kişi intihar ederken, bu sayı 2021'de 191'e yükseldi. Uzmanlara göre ise, her intihar olayı biricik ve içerisinde farklı dinamikler barındırıyor. Türk Psikolojik ve Rehberlik Derneği(PDR) Diyarbakır İl Başkanı Hayriye Müjde Erçetin, son süreçlerde artan intihar olaylarına ilişkin Amida Haber’e konuştu.
Sosyal medyanın rolü
İntihar vakalarının artmasıyla beraber görünürlüğünün de arttığını söyleyen Erçetin, sosyal medyanın bireylerin intihar etmesinde önemli bir etken olduğunu ifade etti. Erçetin, “İntihar vakalarının en büyük handikaplarında bir tanesi sosyal medyadır. Çünkü sosyal medyanın kontrolü biraz zor. Sosyal medya, ajitasyonun fazla yapıldığı, grupların birbirini suçladığı bir alan. Bu özelliğiyle teşvik edici bir tarafı olabilir. Eskiden medyanın intiharı ele alış biçimi çok önemliydi. Eskiden medya diyorduk, şuan ise sosyal medya diyoruz. İntihar eden kişinin arkasından sosyal medyada yapılan sürekli paylaşımlar, arkasında ajite bir müzik, orada kullanılan görüntüler, ‘ben daha çok yas tutuyorum’, ‘ben daha çok acı çekiyorum’ gibi güzellemeler, intiharı diğer kişiler için cazip hale getirebiliyor. Ergenlik dönemindeki çocuklar bundan en fazla etkilenenler oluyor. İntihar aslında bir sadomazojist bir davranıştır. Kişinin hem kendine hem de karşıdaki acı çektirme arzusu yatıyor” dedi.
‘Kuşaklar arasında kolektif bir travma yaşanıyor’
Erçetin, Diyarbakır’daki intihar vakalarını, toplumsal olaylardan uzak tutmanın mümkün olmadığına dikkat çekerek şunları söyledi: “Diyarbakırlılar bir anlamda 3. dalga göçü yaşamış insanlar. Köyden kente göç, kentten tekrar köye göç ve kent içerisinde yer değiştirmek. Kuşaklar arasında kolektif bir travma yaşanıyor. Depresif bir dede, depresif bir baba, depresif bir kişilik ortaya koyuyor. Diyarbakır çok travmatik süreçlere şahit oldu. Dedemizin, babamızın daha sonra da bizim gördüğümüz travmalarla baş etmek belli bir süre sonra güç hale geliyor. Çünkü destek alabileceği mekanizma zorlaşıyor. Böyle olunca da intihara teşebbüs artıyor. Yakın zamanda Sur’da yaşanan çatışmalar, bireyi karamsarlığa iten önemli süreçler arasında yer alıyor.”
‘Başlangıçlar ve bitişler yaşanamadı’
İntihar vakarlının pandemi sürecinden sonra patlak verdiğini söyleyen Erçetin, şunları aktardı. “Pandemi sürecine kadar, sürekli hayatla bir mücadele, didinme ve çabalama hali vardı. İnsanlar rutine döndükten sonra artık ne kadar zorlanmaya başladığını fark etti. 2 buçuk yıl boyunca gençler okula gitmedi. Okula gidemeyince gelişim kademesinin yarısının gerçekleşmedi. İnsan sosyal varlıktır. İlişkilerden yara aldığımız gibi ilişkilerle de iyileşiyoruz. İnsanlar yüz yüze ve temas olmadan, uzun bir süreç yaşadı. İnsanların gelişimi için önemli olan başlangıçlar ve bitişler yaşanamadı. Dolayısıyla insanlar çok yalnızlaştı. Kendisini, kendi yaşamını, kendi mutsuzluğunu sorgulamasına yol açtı. Diyarbakır da bu süreci, her anlamda en ağır geçiren yerler arasında alıyor ”
'Ücretsiz psikoterapi desteği sağlanmalı'
Psikolojik desteğe talebin arttığını belirten Erçetin, herkesin ücretsiz ulaşabileceği, düzenli ve sistematik psikolojik destek alanlarının açılması gerektiğine vurgu yaptı. Erçetin, “Evet, özelde psikolojik desteğe talep arttı. Ücretsiz, nitelikli ruh sağlığı hizmetlerin artırılması, yaygınlaştırılması ve herkes için ulaşılabilir bir hale getirilmesi gerekir. Çünkü, her aile özelde bu desteği alabilecek güce sahip değil. Evet devlet hastanelerinde veriliyor olabilir, fakat gerekli yeterlilikte olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca sistematik değil. Düzenli, sistematik bir psikoterapi desteğinin artırılması bence çok elzem. Bu intihar vakalarında, akran zorbalığı, siber zorbalığında ya da kolektif travmaların çözümlenmesinde de çok çok etkili ve elzem bir durum olduğunu düşünüyorum. Bununla intihar olayların kesinlikle önün geçilebilir. Burada toplumun her kademesine sorumluluk düşüyor” ifadelerini kullandı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.