İşçilerin yaşadığı problemler ve hukuki çözüm yolları
Merhaba,
Bu hafta toplumun önemli bir kesimini oluşturan işçileri konu edindim.
Özellikle ülkemizde çalışan nüfusun önemli bir oranını teşkil eden işçilerin yaşadığı en büyük problemler nelerdir? İşçilerin karşılaştığı hukuki sorunlar neler? Bu konuyla ilgili hukuki çözüm yollarına değineceğim, köşemize sığacak kadar tabi.
Türkiye'de işçilerin karşılaştığı temel sorunlar
Türkiye'de toplam çalışan sayısı 2026 yılı verilerine göre 32 milyon civarındadır. Bu çalışanların yaklaşık 13 ila 15 milyonu (geniş tanımla ücretli/yevmiyeli kesim) yani işçi statüsünde yer almaktadır. Neredeyse çalışan nüfusun yarısı işçi statüsündedir.
Türkiye’de işçilerin yaşadığı sorunlar temel olarak en başta ekonomik koşullar olmak üzere; çalışma ortamından kaynaklanan sorunlar ve yasal haklar oluşturmaktadır.
Örneğin işçiler için asgari ücretin veya asgari ücrete yakın maaşların, yüksek enflasyon ve artan yaşam maliyetleri karşısında alım gücünü koruyamaması en büyük problemdir.
Bununla birlikte İşten çıkarılma durumlarında kıdem ve ihbar tazminatlarının zamanında ödenmemesi veya eksik hesaplanması hususları da sıkça yaşanmaktadır.
İşçilerin işten ayrılmalarının en büyük sebepleri neler
İşçilerin işten ayrılmalarının birçok sebebi olmakla beraber en önemli sebepleri şöyle sırlayabiliriz.
1- Uzun Çalışma Saatleri: Türkiye, OECD ülkeleri arasında haftalık ortalama çalışma süresinin en yüksek olduğu ülkelerden biridir. İşçiler genellikle fazla mesai ücreti almadan yasal sınırların üzerinde çalışmaktadır. Uzun mesai saatleri, hafta sonu veya tatil günlerinde bile çalışmaya zorlanma, bir kişinin yapması gereken işin birden fazla kişiye bölüştürülmek yerine tek bir işçinin üzerine yıkılması kronikleşmiş bir tükenmişliğe sebep olur
2- Mobbing ve Psikolojik Baskı: İş yerlerinde amirler veya işverenler tarafından uygulanan psikolojik şiddet, performans baskısı ve kötü muamele çalışanların motivasyonunu ve ruh sağlığını olumsuz etkilemektedir.
3- Yetersiz Maaş ve Adil Olmayan Ücret Politikası: Özellikle yüksek enflasyonun yaşandığı ülkemizde mevcut maaşın enflasyon karşısında erimesi işçileri alternatifsiz bırakır veya başka bir takım alternatifler bulmak amacıyla iş bırakmak zorunda bırakır.
Peki işçiler herhangi bir haksızlık karşısında nasıl harket etmelidir?
İşçiler, iş yerinde uğradıkları haksızlıklar karşısında yasal haklarını korumak ve haklılıklarını kanıtlamak için belirli bir takım adımları takip etmelidir. Kulaktan dolma bilgilerle fevri kararlar almak haklıyken haksız duruma düşmeye yol açabilir. Mesela üst üste 2 gün işe gitmediğinizde 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-g maddesine göre, işverene "Haklı Nedenle Derhal Fesih" hakkı tanır. Çok önemli bu. Bunun sonucunda işçi birçok hak kaybına uğrar. İşveren sözleşmeyi "haklı nedenle" feshettiği için işçi, ne kadar kıdemi olursa olsun kıdem tazminatı alamaz. Ayrıca ihbar süresi tanınmayacağı için ihbar tazminatı da ödenmez.
İşçinin Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) çıkışı "Kod 48" (İşçinin devamsızlık yapması) olarak bildirilir.
Haklı fesihle (Kod 48 ile) işten çıkarılan bir işçi, kusurlu sayıldığı için işsizlik maaşına da başvuramaz, Dolayısıyla dikkatli olmak lazım.
Herhangi bir haksızlık karşısında; işçilerin atması gereken bir takım temel adımlar vardır. Onlara geçmeden önce şu önemli hususu arz etmek isterim. Kanunumuz iş ve işçilik haklarına çok değer vermektedir. Yani şöyle söyleyebiliriziz kanun işçinin tarafını tutar diyebiliriz. Çünkü işçi işverene göre zayıf durumda olduğu için kanun işşiyi korumaktadır. Ancak tabi işçinin açık bir şekilde haksız olduğu durumlarda yapılabilecek hukuki çözümler de azalır.
Bir haksızlık durumunda işçilerin atması gereken temel adımlar şunlardır:
1. Delil Toplama ve Yazılı Kayıt Tutma: Hukuki süreçlerin en önemli ayağı ispat yükümlülüğüdür. Haksızlığa uğrayan işçi şu belgeleri ve kanıtları güvenli bir yerde toplamalıdır:
Yaşadığı haksızlıkla ilgili WhatsApp konuşmaları, e-postalar ve SMS'ler,Maaş bordroları, banka hesap dökümleri, vardiya çizelgeleri ve işe giriş-çıkış (kart basma) kayıtları.
İş yerinde haksızlığa tanıklık eden ve mahkemede şahitlik yapabilecek çalışma arkadaşları.
Bunların hepsi sağlam delil.
2. Şirket İçi Resmi İletişim (İhtarname): Yaşanılan Haksızlık ile ilgili Sorunlar sözlü olarak iletilmelidir.
Soruna çözüm bulunmadıysa Noter aracılığıyla işverene ihtarname çekilmelidir.
İhtarnamede; ödenmeyen mesailer, mobbing veya sigortanın eksik yatırılması gibi haksızlıklar açıkça belirtilmelidir. İşçi "Haklı Nedenle Fesih" (İş Kanunu Madde 24) kapsamına alarak işi bırakabilir ve kıdem tazminatına hak kazanabilir.
3. Zorunlu Arabuluculuk Süreci: Türkiye'de işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda (kıdem/ihbar tazminatı, fazla mesai, maaş alacakları, işe iade vb.) doğrudan dava açılamaz. Öncelikle Arabuluculuk Bürosu'na başvurulması zorunludur.
Arabulucu eşliğinde yapılan toplantıda taraflar anlaşırlarsa süreç mahkemeye gitmeden hızla çözülür. Anlaşma sağlanamazsa "Anlaşmazlık Tutanağı" tutulur ve dava aşamasına geçilir.
4. İş Mahkemesinde Dava Açma: Arabuluculuk aşamasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, işçi uyuşmazlık tutanağı ile birlikte İş Mahkemesi'nde dava açabilir. Ancak zaman aşımına dikkat etmek gerekir. Yasalarımıza göre maaş ve tazminat alacakları için zaman aşımı süresi genellikle 5 yıldır. 5 yılı geçmemek gerekir. Diğer taraftan haksız işten çıkarma durumlarında "İşe İade Davası" açmak için arabuluculuğa başvuru süresi fesih bildiriminden itibaren 1 aydır. Bu süre kaçırılmamalıdır.
Bir sonraki yazımda görüşmek dileğiyle, saygılarımla.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.