Merhaba
Bundan böyle her hafta köşemde güncel hukuki meselelerle ilgili bilgi ve yorumlarımı siz değerli okuyucularımla paylaşacağım.
Bu köşede ayrıca sizin merak ettiğiniz konular veya hukuki birtakım sorunlarla ilgili sorularınızı cevaplamaya da gayret edeceğim.
Aşağıda sunulan e-postamdan ve iletişim numaramdan bana göndereceğiniz veya soracağınız hukuki sorularınızı da elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım.
Her hafta vatandaşlarımızı ilgilendiren özellikle güncel hukuki bir konu üzerinden bu köşede aydınlatıcı bilgiler, hukuki çözüm yolları ve değerlendirmelerde bulunacağım.
Bu hafta vatandaşlarımız arasında en yaygın hukuki uyuşmazlıklardan Kira davalarını konu etmek istiyorum. Tabi ki böyle karmaşık bir hukuki süreci kapsayan bir konuyu bir köşe yazısına sığdırmak mümkün değil. Ancak dediğim gibi sizin konu ile ilgili cevabını merak ettiğiniz sorularınız olursa cevaplandırmaya çalışacağım.
Kira davaları günümüzde adliyelerde, sulh hukuk mahkemelerinde adli sistemi kilitleyecek bir noktaya getirmiş adeta tarihi bir rekor kırmış durumdadır. 20002’li yıllarda binleri bulan kira davaları 2020 yılında 28 bini bulmuştur. Özellikle 2022 - 2024 yılları arasında yaşanan ekonomik problemler, enflasyondaki ciddi artışlar sebebiyle kira davalarında 2024 yılında adeta patlama yaşanmış 2025 yılında 216 bini aşmıştır. 2020 yılında enflasyonla mücadele programı kapsamında kira artış oranı %25 ile sınırlandırılmıştı. Ancak inşaat sektöründeki maliyet artışları konut ve işyeri sektöründe ciddi fiyat artışlarına sebep olmuştur. Bu nedenle %25’lik artış sınırı ev sahipleri ile kiracılar arasındaki kira davalarını tarihi seviyelere çıkardığı için ve yüksek enflasyon ortamında mülkiyet hakkını zedelediği için 1 Temmuz 2024 tarihi itibariyle kaldırılmıştır. Hükümet bu uygulamayı konut piyasasında yarattığı yapısal tıkanmaları çözmek ve arz-talep dengesini yeniden sağlamak amacıyla kaldırmıştır.
Sabit %25 sınırı nedeniyle ev sahipleri evlerini kiraya vermekten vazgeçmiş, varsın boş kalsın, diyerek boş tutmayı tercih etmiştir. Bu durum konut arzını hızla düşürürken, yeni kiralık evlerin fiyatlarının fahiş düzeye çıkmasına neden olmuştur. Ayrıca TÜİK’in (Türkiye İstatistik Kurumu) resmi enflasyonu ile belirlenen kira artış oranı olan %25 sınırı arasındaki uçurum ev sahiplerini toplu halde tahliye davaları ve kira tespit davaları açmaya yöneltmiştir. Sulh hukuk mahkemelerinde açılan kira davalarında tarihi rekor kırılmış adli sistemi kilitleme noktasına getirmiştir. Hatta ev sahipleri ile kiracılar arasında karakollara, adliyelere yansıyan şiddet olaylarına varan çok ciddi toplumsal huzursuzluklar doğurmuştur.
Bu sebeple hükümet yeniden düzenleme yoluna gitmiş %25’lik sınırını kaldırarak konut ve işyerlerinde kira artış oranını TÜFE’nin (Tüketici Fiyat Endeksi) 12 aylık ortalaması olarak belirlemiştir. Bu oran 2026 Ağustos ayı itibariyle de %31,9 dur.
Her ne kadar kira artış oranlarına çözüm bulunmuş ise de mevcut durum kira davalarını sonlandırmamıştır. Şöyle ki artışa oranından memnun olmayan mülk sahipleri ile yapılan kira artışlarını çok fazla bulan kiracılar dava yoluna başvurmaya devam etmektedir. Tahliye davaları, kira tespit davaları ve kira uyarlama davaları olarak açılan kira dava çeşitlerinde artışlar devam etmektedir. Tabi bu davalar iki taraflı olarak değerlendirilmelidir. Çünkü davanın iki tarafı var. Kiracılar ve mülk sahibi olarak kiraya verenler. Bazen kiraya veren haklı olabilirken bazen de kiracı taraf haksız olabilmektedir. Örneğin mülk sahibi çevreye göre kirası düşük kaldığı için yaşadığı durumdan muzdarip iken kiracı ise kiranın oldukça fazla olmasından yakınabilmektedir. Veya başka birtakım nedenler de olabiliyor. Mesela konutun veya işyerinin satılması, devredilmesi sonrası yaşanan birtakım sorunlar, yeni mülk sahibinin taşınmak istemesi, kiracının ise konuttan veya işyerinden çıkmak istememesi gibi veya kiracının zamanında kirasını ödememesi, mülk sahibinin kiraya aşırı artış yapmak istemesi sebebiyle yaşanan anlaşmazlıklar örnek verilebilir. Özellikle yukarıda ifade ettiğim üzere yüksek enflasyon karşısında kira miktarının düşük seviyede kalması sebebiyle mülk sahiplerinin kira artışı yapmak istemesi en önemli sebeplerden biri sayılabilir. Hakeza mülk sahiplerinin ihtiyacı olması sebebiyle sahibi oldukları konut veya işyerlerine geçmek istemeleri karşısında kiracının konuttan veya işyerinden çıkmak istememesi gibi sebepler de kira davalarında başlıca sorunlar olarak ortaya çıkmaktadır.
Kira davaları karmaşık bir hukuki süreç. Bir köşeye sığdırmak mümkün değil. Kısaca ve kaba olarak bu haftaki köşemizde özetle ele almış olduk. Haftaya farklı bir konu ile buluşmak dileğiyle.
Saygılarımla…
Instagram hesabım: @rmizrak7575
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.