Hac kınası: Gelenek mi, gösteriş mi?
AMİDA HABER - Kına, Anadolu ve birçok Orta Doğu kültüründe köklü bir yere sahip olup; estetik, sağlık ve kültürel anlamlar taşıyan önemli bir gelenek olarak biliniyor. Adanmışlık, bereket, şans, nazardan korunma ve güzellik gibi farklı anlamlar yüklenen kına, kültürden kültüre değişen amaçlarla kullanılıyor.

Anadolu’da kına gelin ve damada, askere gideceklere ve ‘kurbanlık hayvanlara’ “adanmışlık” teması çerçevesinde yakılıyor. Ancak son yıllarda bu gelenek farklı alanlara da taşındı. Mezuniyet törenlerinde kına yakılması yaygınlaşırken, son dönemde en dikkat çeken uygulamalardan biri ise “hac kınası” oldu. Hacca gidecek kişiler için aile içinde ya da daha gösterişli organizasyonlarla kına merasimleri düzenlenmeye başlandı.

Peki, büyük bir manevi yolculuk olarak kabul edilen hac öncesinde yapılan bu tür etkinlikler ne anlama geliyor?
Kına kimlere yakılır?
Psikolog Fatma Tekbaş, konunun kültürel, dini ve psikolojik boyutunu Amida Haber’e değerlendirdi. Tekbaş, kına yakma geleneğinin Anadolu’da çok eskiye dayandığını belirterek, “Askere gidenlere, evlenen kadınlara, bazı bölgelerde sünnet olacak çocuklara kına yakılır. Bu, gönüllü bir adanmışlık ve hayat değişimini simgeler” dedi.

Kınanın, kişinin hayatında önemli bir dönüşüm sürecine işaret ettiğini ifade eden Tekbaş, askere giden bireyin vatana, evlenen kadının yeni hayatına adanmasını sembolize ettiğini söyledi. ‘Kurbanlık hayvanlara’ yakılan kınanın da “gönüllü feda” anlayışıyla ilişkili olduğunu vurguladı.
Hac kınasının dini boyutu var mı?
Hac kınasının ise geleneksel olarak çok yaygın olmadığını belirten Tekbaş, “Dini kaynaklarda böyle bir uygulamaya rastlamadım. Ancak son dönemde yapılan hac kınalarının, geçmişten gelen adanmışlık geleneğine dayandırılarak ortaya çıktığını söyleyebiliriz” diye konuştu.
Kınanın renkli yapısının da anlam taşıdığına dikkat çeken Tekbaş, “Renkler genellikle mutluluğu ifade eder. Bu nedenle adanmışlık, mutlulukla birlikte sembolize edilir” ifadelerini kullandı.
Paylaşımlar, ‘Görünürlük ve beğeni odaklı hale geldi’
Öte yandan modern çağın etkilerine de değinen Tekbaş, sosyal medyanın bu tür ritüelleri dönüştürdüğünü söyledi. Günümüzde bireylerin görünür olma isteğinin arttığını belirten Tekbaş, “Şatafatlı iftarlar, düğünler ve kına merasimleri artık daha çok görünürlük ve beğeni odaklı hale geldi” dedi.
Dini ritüellerin özünde bireye huzur vermesi gerektiğini vurgulayan Tekbaş, “Ancak bu ritüeller gösterişe dönüştüğünde içsel huzur geri planda kalıyor. Yerini beğenilme, onay alma ve görünür olma isteği alıyor” diye konuştu.
‘Hazlar çabuk tüketiliyor’
Sosyal medyada hızlı tüketilen içeriklerin birey üzerinde geçici bir tatmin yarattığını ifade eden Tekbaş, bunun dopamin döngüsüyle bağlantılı olduğunu belirtti. Tekbaş, “Hızlı elde edilen haz, hızlı tükenir. Ancak emekle ve içselleştirilerek kazanılan doyum daha kalıcıdır” dedi.
Tekbaş, gerçek maneviyatın bireyin kendi içinde yaşadığı bir süreç olduğunun altını çizerek, “Bugün birçok ritüelde içselleştirilmiş bir maneviyattan çok, görünürlük ve onay arayışı öne çıkıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.