Suyu kesildi, tarihi yok oldu: Kırk değirmenden biri ayakta
Van’ın Gürpınar ilçesine bağlı Değirmendüzü Mahallesi’nde bulunan Sıralı Kırk Değirmenler, Urartu döneminden günümüze ulaşan önemli kültürel miraslardan biri olarak dikkat çekiyor.
Aynı su kaynağından beslenen ve aynı güzergâh üzerinde sıralı şekilde inşa edilen tarihi değirmenler, yıllar içerisinde su kaynaklarının azalması ve bakımsızlık nedeniyle büyük ölçüde yıkıldı.
Yöre halkının “Çıl Aş” olarak adlandırdığı değirmenler, Gürpınar’daki Başbulak (Serekanî) su kaynağından besleniyordu. Bir dönem bölgenin tahıl üretiminin işlenmesinde önemli rol oynayan değirmenler, teknolojinin gelişmesiyle birlikte eski işlevlerini kaybetti.

Urartu tarım sisteminin önemli parçalarından biri
Bölgede milattan önce 8 ve 7’nci yüzyıllarda hüküm süren Urartular döneminde inşa edildiği belirtilen Kırk Değirmenler, dönemin gelişmiş su ve tarım mühendisliğinin izlerini taşıyor.
Tarımı geliştirmek amacıyla kapsamlı su kanalları, barajlar ve sulama sistemleri kuran Urartuların, Şamran ya da Menua Kanalı olarak bilinen tarihi su kanalıyla birlikte değirmen sistemini de hayata geçirdiği belirtiliyor.
Milattan önce 815-785 yılları arasında inşa edildiği ifade edilen Şamran Kanalı’nın alt kesimlerinde konumlanan değirmenler, bölgede üretilen tahılın öğütülerek kullanılmasını sağlıyordu.
Urartuların tarıma verdiği önemin boyutunu gösteren tarihi kaynaklarda, tarım araçlarına ve üretime zarar verilmesini önlemek amacıyla ağır yaptırımlar uygulandığı da aktarılıyor.

Değirmenlerin suyu kesildi, tarih sustu
Kırk Değirmenler’in kaderini değiştiren en önemli gelişmelerden biri 1986 yılında yaşandı. Van kent merkezinin içme suyu ihtiyacını karşılamak amacıyla değirmenleri besleyen kaynak suyunun şehir merkezine aktarılmasıyla birlikte tarihi değirmenlerin suyu büyük ölçüde kesildi.
Su akışının azalmasıyla değirmenler birer birer çalışamaz hale geldi. Yaklaşık 40 değirmenden 2010 yılına kadar yalnızca 15’inin aralıklarla faaliyet gösterebildiği belirtilirken, günümüzde değirmenlere su taşıyan arkların büyük bölümünde su bulunmuyor.
Su olmaması nedeniyle işlevini kaybeden tarihi yapılar da zaman içerisinde yıkılmaya başladı. Yaklaşık 40 değirmenden bugün yalnızca birinin özel girişimle restore edilerek yeniden çalışır hale getirildiği belirtiliyor.
Van’da 2 bin 800 yıllık miras yok oluyor
“Suyu kestiler, bir tarihi yok ettiler”
Değirmendüzü Mahallesi’nde yaşayan ve kendisi de değirmencilik yapan 56 yaşındaki Reşat Üçer, tarihi değirmenlerin bölge halkı açısından hem ekonomik hem de kültürel önem taşıdığını söyledi.
Çocukluğunun değirmenlerde geçtiğini anlatan Üçer, geçmişte özellikle hasat dönemlerinde çevre ilçe ve bölgelerden insanların değirmenlere geldiğini belirtti.
Değirmenlerin suyunun kesilmesiyle tarihi mirasın da yaşam damarının koptuğunu ifade eden Üçer, yapıların yıllardır herhangi bir restorasyon çalışması yapılmadan bekletildiğini dile getirdi.

“Değirmenler durdu, göç başladı”
Geçmişte her bir değirmenin yaklaşık 10-15 ailenin geçim kaynağı olduğunu belirten Üçer, değirmenlerin kapanmasının bölgedeki ekonomik hayatı da olumsuz etkilediğini söyledi.
Değirmenlerin çalışamaz hale gelmesinin ardından insanların işsiz kaldığını ve birçok ailenin batı illerine göç etmek zorunda kaldığını ifade eden Üçer, tarihi değirmenlerin yeniden işlevsel hale getirilmesini istedi.
“Her biri bir fabrika değerindeydi”
Mahalle sakinlerinden 58 yaşındaki Alihan Yiğit de değirmenlerin geçmişte bölgenin ekonomik yaşamında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Eskiden değirmenlerin çevresinin insanlarla dolup taştığını anlatan Yiğit, Güzelsu, Çatak ve Norduz başta olmak üzere çevre bölgelerden insanların hasat ettikleri ürünleri öğütmek için buraya geldiğini belirtti.
Yiğit, “Kırk değirmenden geriye bir değirmen kaldı” diyerek tarihi yapıların restore edilerek yeniden hayata kazandırılmasını talep etti.
Diyarbakır’ın tarihi değirmenleri kaderine terk edildi
13 değirmen tescilli
Van Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu yetkilileri, Kırk Değirmenler’in resmi envanterlerinde yer aldığını belirtti.
Yetkililer, 13 değirmenin 2010 yılında tescillenerek koruma altına alındığını, ancak restorasyon yapma yetkisinin doğrudan kurula ait olmadığını bildirdi.
Tescilli değirmenlerin sahiplerinin proje hazırlayarak Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü’ne başvurması gerektiği belirtilirken, tescilli yapılarda proje dışında herhangi bir müdahalenin yapılamayacağı da vurgulandı.

Arkeolog Çelebi: “UNESCO değeri taşıyor”
Arkeolog Zeynel Abidin Çelebi ise Kırk Değirmenler’in yalnızca bölgesel değil, dünya kültür mirası açısından da önemli bir değer taşıdığını söyledi.
Urartu mimarisine uygun şekilde bazalt ve andezit taşlarından inşa edilen değirmenlerin, dönemin su mühendisliği hesaplamaları doğrultusunda Şamran Kanalı ve su kaynaklarıyla birlikte planlandığını belirten Çelebi, sistemin yaklaşık 2 bin 800 yıl önce tarımsal üretimin geliştiği bir dönemde oluşturulduğunu ifade etti.
1986 yılında suyun kesilmesinin ardından değirmenlerin kaderine terk edildiğini belirten Çelebi, teknolojik gelişmelerin de tarihi su değirmenlerinin kullanımını büyük ölçüde ortadan kaldırdığını söyledi.
Çelebi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tarihi değirmenlerin korunması konusunda daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini belirterek, doğru bir restorasyon ve turizm projesiyle yapıların yeniden ayağa kaldırılabileceğini savundu.

Tarihi miras için çağrı
Bir dönem bölgenin tahıl üretiminin işlenmesinde merkezi rol oynayan ve onlarca ailenin geçimini sağlayan Sıralı Kırk Değirmenler, bugün yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Urartu mühendisliğinin yaklaşık 2 bin 800 yıllık izlerini taşıyan değirmenlerin büyük bölümü yıkılırken, ayakta kalan son yapı da korunmayı ve yeniden işlevlendirilerek geleceğe taşınmayı bekliyor.
Bölge halkı, tarihi değirmenlerin restore edilmesi, su sistemlerinin yeniden değerlendirilmesi ve Kırk Değirmenler’in ulusal ve uluslararası ölçekte korunması gereken bir kültürel miras olarak ele alınması çağrısında bulunuyor.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.