Avantaj değil, alarm: Amedspor gerçeğiyle yüzleşmeli
Trendyol 1. Lig’in 35. haftasında Amedspor, sahasında Ümraniyespor ile 2-2 berabere kalarak yalnızca iki puan bırakmadı; aynı zamanda şampiyonluk yolundaki en büyük güvencesi olan oyun inancını da tartışmaya açtı. Tribünleri ayağa kaldıran son dakika golü, skoru kurtarmış olabilir. Ancak gerçeği değiştirmiyor: Amedspor bu maçta bir puan kazanmadı, çok daha fazlasını kaybetti.
Futbolda bazı skorlar aldatıcıdır. Bu da onlardan biri. Yüzde olarak topa daha fazla sahip olmak, sahaya hükmettiğiniz anlamına gelmez. Amedspor’un oyunu, rakibini çözen değil; aksine kendi içinde dağılan bir yapı sergiledi. Orta sahada üretkenlik yok, hücum hattı beslenemiyor, savunma geçişleri ise neredeyse yok hükmünde. Takım boyu uzamış, hatlar arasındaki mesafe açılmış, organizasyon yerini bireysel çabalara bırakmış durumda.
Teknik direktör Mesut Bakkal’ın tercihleri ve oyuna müdahaleleri de bu tablonun önemli bir parçası. Sahada varlık gösteremeyen Celal Hanalp’te ısrar edilmesi, oyunun ihtiyaçlarına göre hamle yapılmaması ve genel anlamda plansız bir görüntü, Amedspor’un en büyük handikaplarından biri haline gelmiş durumda. Şampiyonluk hedefleyen bir takımın, bu kadar kırılgan ve reaksiyonsuz bir oyun sergilemesi kabul edilebilir değil.
Öte yandan Ümraniyespor’un yaptığı ise aslında çok basitti: Doğru oyunu oynamak. Kompakt savunma, sabırlı bekleyiş ve hızlı geçiş hücumları… Rakip, mucize üretmedi; sadece Amedspor’un hatalarını doğru zamanda cezalandırdı. Attıkları iki gol de “geliyorum” diyen pozisyonların sonucuydu.
Zirve yarışında dengeler de bu beraberlikle birlikte değişti. Erokspor’un deplasmanda aldığı galibiyet, puan farkını eritmekle kalmadı, psikolojik üstünlüğü de eline geçirmesine neden oldu. Artık yarış sadece puanlarla değil, oyun gücüyle de şekilleniyor ve bu noktada Amedspor’un ciddi bir geriye gidişi söz konusu.
Elbette son dakikada gelen gol ve bireysel çabalar değerli. Ancak Mbaye Diagne’nin attığı gol, sorunu çözen değil; sadece üzerini örten bir detay olarak kalıyor. Büyük hedefler, tesadüflerle değil; plan, disiplin ve sürdürülebilir oyunla kazanılır.
Amedspor’un şu anki en büyük problemi de tam olarak bu: Oyun kimliği. Sahada ne oynadığı net olmayan, maçları çözmek yerine anları kurtaran bir takım görüntüsü var. Oysa şampiyonluk, sadece inançla değil; doğru organizasyonla gelir.
Önlerinde zorlu bir Bandırmaspor deplasmanı var. Bu maç, sadece puan açısından değil; takımın karakteri ve yönü açısından da belirleyici olacak. Çünkü futbol acımasızdır. Hataları tekrar edenleri değil, ders çıkaranları ödüllendirir.
Son söz şu:
Amedspor hâlâ yarışın içinde. Ama bu şekilde devam ederse, şampiyonluk bir hedef olmaktan çıkıp, kaçırılmış bir fırsat hikâyesine dönüşebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.