Siracettin Çekin

Siracettin Çekin

Ankara’ya selam söyle Arif Güran

Ankara’ya selam söyle Arif Güran

Arif Güran, Narin’in katilinin ortaya çıkarılması ve davanın yeniden görülmesi talebiyle Diyarbakır’dan Ankara’ya yürüyor. Öncelikle kendisine kolaylıklar diliyorum; yolu uzun, yükü ağır. Ankara’ya vardığında da bizden Ankara’ya selam söylesin.

Ama Ankara’ya giderken sadece “Kızım için adalet istiyorum” demesin; yaşananları da anlatsın. Dosyada neler olduğunu, hangi soruların hâlâ cevap beklediğini ifade etsin. Çünkü ortada yalnızca bir ailenin acısı değil, bütün Türkiye’nin takip ettiği bir dava var.

Şunu söylesin Ankara’ya: “Benim kızım öldürüldü.” İlk etapta kimseyi suçlamadan arama çalışmalarına başladıklarını ama bu süreçte aile içinde toplantılar yaptıklarını, telefon görüşmeleri gerçekleştirdiklerini, bazı mesaj ile kayıtları sildiklerini ve olayın nasıl anlatılacağını konuştuklarını da anlatsın.

Sonra desin ki: “Bir noktadan sonra dosyayı elimize yüzümüze bulaştırdık; hep birlikte birilerini işaret etmeye çalıştık.” Çünkü Narin’in kaybolduğu ilk günden itibaren aile içindeki hareketler ve sonradan ortaya çıkan çelişkiler, bu dosyanın en önemli parçaları hâline geldi.

Ankara’ya vardığında bunu da sorsun: “Biz köyde güçlü bir aileyiz. Kimse bize karşı kolay kolay ses çıkaramazken, kendi kızımız öldürüldü. Peki nasıl oldu da bu ölümün ardından bu kadar çok soru işareti ortaya çıktı?” Sonra da eklesin: “Günlerce Nevzat’la birlikte kızımızı aradık.” Fakat Ankara da sorsun: Madem herkes masumdu, neden ifadeler sürekli değişti, söylenenlerle yapılanlar birbirini tutmadı?

Zamanla herkes suçlandı: Devletin kurumları, polis, jandarma, AFAD... Nevzat’ın korunduğu iddia edildi ama dosyadaki aileye ilişkin şüpheler büyümeye devam etti. İnsan bazen kendini savunmaya çalışırken attığı her adımla daha büyük bir çıkmazın içine girer; kamuoyunun gördüğü tablo tam olarak buydu.

Bugün geldiğimiz noktada ise yargı süreci ilerliyor. Mahkeme kararlarının ardından istinaf ve Yargıtay incelemeleri yapıldı; anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları verildi. Yani ortada yalnızca bir iddia değil, yargı makamlarının değerlendirdiği somut deliller ve mahkûmiyet kararları var.

Şimdi Arif Güran, yeniden yargılama talebiyle Ankara’ya yürüyor. Vardığında şunu da söylesin: “Elimde yeni bir delil var. Mahkemelerin değerlendirmediği şu somut gerekçe var.” Çünkü yeniden yargılama talebi, yalnızca acıyla değil, ancak hukuk ve delille karşılık bulabilir.

Belki de Ankara’ya giderken kendisine şu soruyu sorması gerekir: Yıllardır bu cinayeti konuşurken bazı gerçekleri görmekten kaçıyor olabilir miyiz? Bir erkek çocuğunu kız çocuğuna tercih eden zihniyetin, “Giden gitmiştir, yenileri kurtaralım” anlayışının, aile baskısının ve suskunluğun arkasındaki daha büyük bir gerçekle mi karşı karşıyayız?

Arif Güran, Diyarbakır’dan Ankara’ya yürürken yalnızca bir babanın acısını değil, bu dosyanın bütün ağırlığını da yanında götürsün.

Ankara’ya vardığında bizden de selam söylesin ve desin ki:

“Diyarbakır’dan buraya kızım için, hakikat ortaya çıksın diye yürüdüm. Eğer yanlış yargılanan varsa deliliyle ortaya çıksın, eksik kalan bir şey varsa tamamlansın, başka bir gerçek varsa aydınlatılsın.”

Çünkü Narin için en büyük adalet, sadece birilerini yeniden yargılamak değil; gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya çıkarmaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Siracettin Çekin Arşivi