Tren devrildi

İlhami Işık

Nerden bileceksiniz neler yaşadığımızı, acılarımızı, umutlarımızı, hayallerimizi ?

Siz yaşamadınız ki bizim yerimize, biz yaşadık.

Ne kadar da kolay yargılayıp, suçluyorsunuz?

Neden daha evvel itiraz etmediniz, neden daha evvel sesiniz çıkmadı?

Şimdi konuşuyorsunuz, şimdi yazıyorsunuz diye…

Aslında bizi hiç tanımamışsınız.

Doğrudur, bu ülkede yaşayan hemen hemen herkes bir şekilde acıyı, umutsuzluğu, hayal kırıklığını yaşamıştır. Ama ben bir Kürt olarak doğduğum günden beri bunları yaşıyorum.

Umuda ve hasrete onun için özlem duyuyorum.

Çocukken dilimden ötürü dövüldüm, aşağılandım, dışlandım, gerektiğinde düşüncelerimden ötürü vuruldum, taşlandım ve hapis yattım.

30’lu yaşlarımda doğduğum topraklarda kan gövdeyi götürüyordu, faili meçhuller, köy yakmalar, hayatın öğlen 3’te bittiği dönemi yaşadım.

Yanlış anlamadınız; saat öğlen 3 olunca benim şehrimde kepenkler iner ve herkes evine kapanırdı.

Şehre korku o kadar sinmişti ki hayvanlar ve kuşlar bile seslerini çıkaramazdı.

Devlet, Kürt ağalarını, beylerini, ileri gelenlerini Ankara da toplayıp tek kelime bile Türkçe bilmeyen bu yaşlıları Tv.ler karşısında “biz deji Tırkız” dedirterek kendince; bir daha aşağılıyordu.

Ve ben, 40’lı yaşlarımda köyümü isteyerek terk etmedim, köyümden zorunlu olarak sürüldüm.

Yaşamımı gönüllü gelmediğim metropol de sürdürmek zorunda kaldım.

Bir ölümden kaçış serüveni bu.

Yaşama tutunma umudu bu.

Tüm bunlara rağmen kin ve nefret beslemedim.

Ama buna rağmen bu yaşadıklarımızı fark etmek istemeyenlerin umursamazlığı her şeyden daha çok canımızı yaktı.

Gün geldi, birisi çıktı 2002 yolunda şunu dedi: “Sizin meseleniz benim meselemdir, biz kimseyi ötekileştirmeyeceğiz, dışlamayacağız. Bizim bir trenimiz var, karanfil kokuyor bu tren, düşünceniz, mezhebiniz ve inancınız ne olursa olsun, etnik kökeniniz ne olursa olsun bu tren sizin treninizdir.”

“Kendinizide, etnik kökenizide bu trene bindirin”

Siz olsaydınız binmez miydiniz?

Artık bu topraklara barış gelecek, kendinizi, kimliğinizle ifade edeceğizin bir ülke olacak.

Siz olsaydınız buna hayır dermiydiniz?

Kendinizin, babanızın ve dededinizin yaşadığı acıları anımsadığınızda; çocuklarınızın geleceği için size yaşanır bir ülke vaadeden bu çağrıyı görmezlikten gelebilir miydiniz?

Hayır!

Yüzlerce kez hayır!

Bu çağrıya ses vermemek mümkün değildi.

Bende evet dedim.

Yüzlerce yazı yazdım, sayısını unuttuğum Tv. konuşmaları yaptım, çok sayıda konferanslar verdim, yaşanır bir ülke olacak umuduyla 14 yıl bu tren de olmayı savundum.

Eğer, evet diyorsanız ben günah işledim.

Bilerek, isteyerek, umut ve hayal ederek bu günaha ortak oldum.

Treni tekrar geriye döndürme şansım olsaydı bu günahı tekrar işlerdim.

Ve tren devrildi..

Bugün ise artık bırakın karanfil kokan bir treni, renksiz, kokusuz, haksız, hukuksuz, adaletsiz olan bu trende devam etmek günahların en büyüğüdür bence.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.